"Bugün 17 Haziran 2026. Ve evet, hala o 'bir gün' gelmedi. Sanırım takvimler de yalan söylüyor." - Douglas Adams"

Öykü

Düşen Yapraklar Zamanı

Geçmişte gençlerin davranışlarına egemen olan kısıtlayıcı gururun, yaşlılıkta nasıl çözüldüğünü, kaçırılan olanakların nasıl giderilmez bir sızıya yerini bıraktığını küçük bir öykünün dar çerçevesi içinde vurgulamaya çalıştım.

Parkta Otururken

Pastırma yazının bugünlerinde serin ve sakin bir yer bulmuş olması onu mutlu etti.Bu güzel ağacı diken ve yetiştirenleri tanımadığı halde sevgiyle andı.Şöyle bir çevresine bakındı.Karşıdaki narenciyenin duvarı soğuk soğuk yüzüne bakıyormuş gibi geldi,ama aldırış etmedi

Robotlar da Sever

-Sevmeyi öğretebilir misiniz bana? diye sordu yaşlı robot plastik ve paslanmaz metal karışımı elleriyle evin bulaşıklarını yıkarken.

Yırtık Kefen

Unutmuş görünüyordu geçen günlerin sayısını.Ama şimdi merak ediyordu geçen günlerin ne kadar olduğunu.Saymaya başladı:Cumartesiden Cumartesiye sekiz,yedi daha on beş,beş daha yirmi.Evet tam yirmi gün,koca yirmi gün...

Düşselin Gerçeğinde, Gerçeğin Düşselliğinde

Sonra yükseldiler, yükseldiler…Yer, göğe yükseldi; gök yere indi. Görülmemiş bir medcezir idi… Gökkuşakları, sardı sardı, çözdü çözdü onları, çözdü çözdü sardı.
Tin neredeydi?... Ya beden?
Bu ne amansız, ne yaman bir şahlanıştı…
Varoluşun yok oluşunda, varoluş… Ya da yoklukta varlık, varlıkta yokluk…

Turuncu Bir Ölüm

Küçük küçük dörtlükler yazmalıyım, bu küçücük koridorlarda, bu küçücük odada, bizi anlatmak için büyücek sözlere gerek yok derken öteki yarısı, bir tek haber göndermemişti, yazdığı onca karalamaya rağmen tek bir kelime dahi. Buna komadaki ayrılık diyordu, bitkisel hayat hali, acı yok , duygu yok , öfke yok ...

Başa Dön