Yerli Malı Arif
Nadiren de olsa mahallemizde, çevremizde, yöremizde yaşayan sivri akıllı ve varlıklı tiplerin hayatına değinen bir anlatı...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Nadiren de olsa mahallemizde, çevremizde, yöremizde yaşayan sivri akıllı ve varlıklı tiplerin hayatına değinen bir anlatı...
Tam on dört senedir sustum, hep içime attım, hiç konuşmadım ama artık canıma tak dedi ve o nedenle de bildiklerimi anlatacağım. Yoksa patlarım vallahi. Hem düdüklü değilsin, hem de patlamaktan söz ediyorsun dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, patlama özelliği bizim akrabalarımız olan düdüklülere mahsustur. Benim gibi tencereler patlayamazlar, olsa
YZ
Dört değil on dört çocuk doğursan boşuna ...
İlber Ortaylı
Hayallerimizi aldılar. Hiç değilse düşlerimizi, kişiliklerimizi, kırıntıları kalmış özgürlüğümüzü almalarına #HAYIR DİYELİM Mİ?
İyi dersin Haydar Baba da, polise teslim etsek ne olurdu? Mahkemeye çıkarılırdı. Mahkeme de ya tutuksuz olarak yargılanmak üzere serbest bırakırdı, ya da birkaç ay ceza verirdi. Ama bizimkiler hırsızı öyle benzetti ki, bir daha bu pis işi yapmasının mümkünatı yok. Artık biliyor ki bir hırsızlık olayı oldu
Bir kütüphane yapımı için sosyal sorumluluk projesidir. Her kitap okuyucusunun yardımlarını bekliyorum.
Sabah erkenden ustalardan bir telefon geldi. Ağabey, tutkallar yok dedi. Hemen geliyorum dedim. Arkadaşa gittim. Arkadaş, dükkânda yok. Dükkâna bakan genç bir çalışan var. Soruyorum. Ustan nerede? Cevaplıyor: Ağabey, ustam dışarıda. Öğleden sonra ancak gelir.
Hayatın olağan akışında bazen karşımıza çıkan bazen yanı başımızda olan kişilere karşı gereksiz ön yargılarımızı anlatan realist bir öykü.
Bu hikâyede de farklı bir tat, farklı bir duygu, farklı bir düşünce bulacağınıza inanıyorum. Sayın Şirin Bala teşekkür ediyorum:
İran'daki devrim yasalarına göre "fuhuş'un cezası idam'dır. Bir erkekle
birlikte görülen kadın, erkeğin eşi ya da birinci derecede akrabası olduğunu ispat edemediği takdirde fuhuş sayılarak
Bir zamanlar Ritsa Gölünün yerinde bir vadi ve onun içinden akan bir ırmak varmış. Bu vadinin masalsı yamaçlarındaki meralarda, dünyalar güzeli bir kız yaşarmış.
Adı Ritsa olan bu kızın Agepsta, Atsetuk ve Psegishi adında üç erkek kardeşi varmış. Erkek kardeşleri gündüz ormanda avlanır, akşam olunca da
Dedi ve tam sınıftan çıkarken arkalardan bir hışırtı ve müdürümüzün tam sırtına isabet eden yumurta, krem rengi elbisesini sarıya çalmıştı. Tüm sınıf aniden sessizleşmişti; bazılarımızın arkalara doğru radar gibi çevrilen başları adeta bir suçlu arar gibiydi.
Temmuzun haşin sıcağı altında Hürriyet Parkına doğru tırmanırken gözüme gene o enteresan yazı ilişti.
1969DAN BERİ BABADAN OĞULA..
B. Nihan Eren