Dipnot Yapma Memet
\- Yok abi, dibim uyuştu da üzerine afiyet! Dipnot da nerden çıktı?
"Okumak, düşünceyi başkasının eliyle yürütmektir. — Jorge Luis Borges"
"Okumak, düşünceyi başkasının eliyle yürütmektir. — Jorge Luis Borges"
\- Yok abi, dibim uyuştu da üzerine afiyet! Dipnot da nerden çıktı?
Rüyanda zilyon tane porselen saksı, düştüğünde başının etrafında şarkılar söyleyip arp çalan küçük mavi melekler gibi. Yerçekimi halt yesin, uçuşuyorlar.

Sürücüye boyun eğmeyeceğim.
Ve hastanedeyim. Ben, arabadan hemen aşağıya iniyorum. İki büklüm, ellerim kucaklarımda birbirleriyle kenetlenmiş... Hastanedeki görevliler beni o halde görünce hemen koşuyorlar. Tabii tanıyanlar da var aralarında beni...
İlgi oldukça büyük... Tüm kapılar sonuna kadar açılıyor adeta... Hemşireler koşuyor, "Donuyorum, beni ısıtın diyorum..." Fakat, kat kat giyinmişim...
Dün seni rüyamda gördüm. Bana gülerek bir şeyler dedin. Ben sana sarıldım .Seni kokladım. Sonra uyandım. Sen yoktun.
sevgilim, gelinlik, ödünç, vermek, balayı, nikah
Aşk ve umutla dolu bir kalbin, sevdiğine kavuşma hayallerini anlatan duygusal bir metin. Rüzgarlı sokaklarda attığı her adımda, iş çıkışlarında, izin günlerinde sevdiğini düşünen bir kalbin özlemini ve bekleyişini şiirsel bir dille aktarıyor.
Bu arada bunları ben istiyormuşum gibi de üstüme atıyor:
-Burada adam açlıktan ruhunu teslim ediyor!
Anladım ki, varolmak öyle abartılacak, çok önemli bir olay değildir. Bir yanlışlık sonucunda ortaya çıkmış olan sıradan bir hatadır.
İnsanın mutlu giden günlerinde, ''rahat batması'' tabirine uygun olarak inatla mutsuzluğa giden yola sapmasını anlatan bir öykü.
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Amerikan edebiyatına damgasını vuran Kurt Vonnegutun kısa öykü hakkındaki tezi, vakti zamanında Chicago Üniversitesi tarafından kabul edilmemişti. Zaman, üniversitenin yanıldığını gösterdi. İşte Kurt Vonnegutun verdiği derslerde önerdiği sekiz hikâye tüyosu:
Bir varmış bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Anasıyla birlikte karınca kararınca geçinip giderlermiş. Bir yıl hiç yağmur yağmamış, kıtlık olmuş. Ekinler tarlada, meyveler dalda, üzümler bağda susuzluktan kavrulmuş. Dereler, ırmaklar kurumuş. Bunun üzerine anası Keloğlan'ı iş bulup çalışarak para kazanması ve kışlık yiyecek alması için kasabaya gitmeye ikna