"Ölümden korkmuyorum; sadece orada olmadığım zamanı kaçırmaktan korkuyorum." - Woody Allen"

Öykü

Sıradanım Sıradan

Bağ-Kur Bağımsız kuruluşlar düşünülerek, toplumun sosyal güvencesi olarak yasalaşmıştır. Bu düşüncenin içinde holdingler, fabrika ve en küçük işletmelere dek, hatta doktor, avukatlık, mühendislik gibi çeşitli meslek sahiplerini kapsıyordu. Bu en zengin grubun sosyal güvencesi, en az maaş alan kuruma dönüştürülmüştür. Bu aptiaciz de Bağ-Kur'lu, yetmiş yıldır çalışan, 700

Yakışıklı Geyik

YAKIŞIKLI GEYİK
Tibet munçağının Hani adında bir papağanı vardı. Munçak, Haniyi satmak istiyordu fakat kimse Haniyi almaya yanaşmıyordu. İşte, az önce tavşanın biri Haniyi satın almak istemiş ama Hani olur olmaz yerde söze karışarak bu satışı engellemişti.

Gelincikler Ağlar mı?

Katırcıların Osman’la gitti. Sabah ezanı hala kulaklarımda... Avlu kapısında son kez gördüm. İki karartı olup gittiler. Akşama genç bir kısrağa koşulmuş Konya Yaylısı ile dönecekti. Minibüs Gediz’e uçtu diyorlar. Kayıp diyorlar. Yalan söylüyorlar. İyi yüzerdi Yusuf’um. Ateş yakar beni ama su boğmaz, derdi. İkisinin de ne ölüsü, ne

Gayet Yüksek Bir Eğitim

Öğrencilik yıllarımız pek de parlak geçti sayılmaz. Okuduğumuz dönemlerde ikmal imtihanları vardı ve bizim o imtihanlara her sene aboneliğimiz vardı, hem de parasız pulsuz. O adı sanı büyük ve her zaman öğrencisi olmaktan gurur duyduğum Bahçelievler Deneme Lisesi'ni bir yıl rötarla da olsa ben de bitirdim. Hatta bir

Güle Güle Omarım

O dönemde Kesikkeli Köyünde yaşayan Çerkez Kerim Ağa vardı. Yaşadığı konağı, tam bu Ceyhan Nehrinin kenarındaydı.
Yaşı ilerleyen Kerim Ağa felç geçirerek hasta olmuştu. Tekerlekli sandalyede yaşamını sürdürüyordu. Yanında da işçi olarak çalışan, halk arasında tutma veya yanaşma denilen işçi Ömer vardı. Ömere halk ağzıyla ona

Emekleye Emekleye Emekli

Emekli olunca bir sahil kasabasına yerleşecektim. Elde avuçta ne varsa satıp kendime bahçe içinde bir ev alacaktım. Çiçekler yetiştirecektim, birkaç ağaç mandalina, limon, portakal Ağaçlar evin arka bahçesinde olacaktı. Güller ve mevsim çiçekleri denize bakan tarafta

Kelimelerin Ağırlığı

Meraklı on yedi yaşındaki Ahmet, kasabanın cami kütüphanesinde, iki kitabı aynı anda okuyan yaşlı bir adamla karşılaşır. Emekli ilahiyat hocası Hüseyin, Kur'an'ın yanında İncil okurken görünce şaşıran Ahmet'in dünyası genişlemeye başlar. "Soru sormayan adam, körle aynıdır" öğretisiyle büyüyen gencin, farklı inançlar arasındaki köprüleri keşfetme yolculuğu başlar.

Başa Dön