"Ölümden korkmuyorum; sadece orada olmadığım zamanı kaçırmaktan korkuyorum." - Woody Allen"

Öykü

İbiş Sırtlan Avında

İbiş ok ve yay alarak Uludağ'a sırtlan avına çıkmış. Gezmiş, dolaşmış, ortalıkta hiç sırtlan yokmuş. Derken, Serdar Yıldırım'a rast gelmiş. Serdar yaşadığı zamandan 650 yıl gerideymiş. Elinde tüfek varmış, belinde fişek doluymuş. İbiş'e aslan avına çıktım, demiş.
İbiş: " Hani ok, hani yay? Neyle vuracaksın aslanı?

Kim Nankör

Kediler sorunlarını tartışmak için bir araya toplanmışlardı... Ortalık miyav miyavvv ve de miyavvv seslerinden geçilmiyordu... Sokak kedileri bir tarafta, ev kedileri bir tarafta, hem ev de hem de sokakta gününü geçiren kediler ise başka bir tarafta toplantının başlamasını bekliyorlardı...

yazı resim

Düşen İlk Yağmur

Ben, çok severdim ilk düşen yağmurdan sonra etrafa yayılan toprak kokusunu Başka bir kokusu olurdu. Beni alır, farklı dünyalara götürürdü hep Mis gibi gelirdi bana Toprak kokuyor derdim hep. Dışarı çıkar bu kokuyu sonuna kadar teneffüs ederdim.

O Gün Halk Oyunları Tam da İşimize Yarıyordu ki

Sekiz on arkadaş, belki de on beş var mıydık bilemiyorum, eski dostluğumuzu arkadaşlığımızı kutlamak için bir tavernaya gitmiştik... Günlerden sıcak bir haziran akşamı... Oturduk masalarımıza ufak ufak da demleneceğiz tabi... Müzik başlamış, piyanist şantör arkadaş eski hafif müzik parçalarından dem vuruyor, biz de bildiğimiz kadarı ile arkadaşa eşlik

Taşların Altında

Medine'de bir sabah, deneyimli Kadı Halid'in karşısına çıkan sıra dışı dava. Genç anne Leyla hakkında şüpheli tanıklıklar ve kadı'nın vicdanı arasında kalan adalet. İslam hukukunun katı kuralları ile insani değerler arasında sıkışan bir yargıcın iç çatışması. Kadı, hayatında ilk kez sorguluyor: Gerçek adalet nedir?

Şarkı

bu şiirimi ŞARKI formunda Yazdığım için adı şarkı oldu. Başka bir amacı yok. Tabii sevdadan söz ediyor.

Rakı Şişesine Ejderha Olduk

Kani Abi iyi adamdır, hoş adamdır. Azıcık da entel dantel bir adamdır. Çok okur, az yazar… Yazdıklarını durmadan bozar. Yeniden ama yeniden bıkmadan yazar. Sanki bir şeyden anlarmışım gibi yazdıklarını bana okutur. “Bak bakalım nasıl olmuş,” der. Sadece hatır, gönül için okurdum. Oysaki okumak kim, eleştirmek kim, beğenmek

Mısırcı

Temmuzun haşin sıcağı altında Hürriyet Parkına doğru tırmanırken gözüme gene o enteresan yazı ilişti.
1969DAN BERİ BABADAN OĞULA..

İdam İsteriz

Bu çığlıkları duyduğum da kulaklarıma inanamamıştım. Ulu Tanrım bu gerçek miydi ? Bu sesler benim için mi çıkıyordu..

Beni Mutlu Etmek İster misin

Her gün uyandığımda hep aynı anlar hatırımdaki... Bebekliğim... Annemin kucağı, babamın kolları var. Kalabalığız, halamlar var, teyzelerim, büyükanneler var, büyükbabalar... Babamın omzu var, tepesine çıkışım var, sevgi var; yoğun, katışıksız sevgi. Gülen yüzler var, babamın; annemin gözlerinin ta içine derin bakışı var.
Tutunurken hayata eksiğim, biliyorum.

Başa Dön