Dedem Keyfi Kırınca
Bu öykü Güncel Sanat Dergisi'nin düzenlediği 2. Kısa Öykü Yarışması'nda seçici kurul özel ödülünü paylaşmıştır.
"Yazmak, bir hayaleti kovalamak gibidir; yakaladığında, aslında kendin olduğunu fark edersin." – Franz Kafka"
"Yazmak, bir hayaleti kovalamak gibidir; yakaladığında, aslında kendin olduğunu fark edersin." – Franz Kafka"
Bu öykü Güncel Sanat Dergisi'nin düzenlediği 2. Kısa Öykü Yarışması'nda seçici kurul özel ödülünü paylaşmıştır.
Karıncaezmez, babanı benim kadar seven bir dostuyla tanıştıracağım seni, dediği zaman kafam karıştı. Onun asıl adı Tahir; ama sen onu Fakir Baykurt olarak tanıyorsundur.
Fakir Baykurt mu? Şu meşhur yazar mı?
Aşk ve umutla dolu bir kalbin, sevdiğine kavuşma hayallerini anlatan duygusal bir metin. Rüzgarlı sokaklarda attığı her adımda, iş çıkışlarında, izin günlerinde sevdiğini düşünen bir kalbin özlemini ve bekleyişini şiirsel bir dille aktarıyor.
Koray ve arkadaşları, eski dünyaya döndüklerinde, kendilerini büyük bir savaşın içinde bulurlar. Onlar, yaratma güçlerini kullanarak insanlara yardım etmeye çalışırlar. Ama bu, çok zordur. Çünkü onların karşısında da yaratma gücüne sahip olan düşmanları vardır. Bu düşmanlar, yaratıcılar topluluğunun baş düşmanı Karanlık tarafından yönetilmektedir. Karanlık, Koray ve arkadaşlarını tuzağa
Kırk beş yıldır vaaz veren Muhsin Hoca, sesi eskisi kadar güçlü olmasa da bilgeliğiyle cemaati etkilemeye devam ediyor. Bir sabah camiden çıkıp avluda masum bir şekilde sohbet eden genç çifti görünce, yıllardır öğrettiği "karşı cinse bakmanın haram olduğu" düşüncesiyle çelişen duygular yaşıyor. Bu an, yaşlı hocanın içsel sorgulamasını
Orta birinci sınıftan ikinci sınıfa geçeceğim diye beklerken iki dersten ikmale kalmıştım. Annemin ders çalışmam için kurduğu baskılar yaz tatilimi zehir etmişti.
Şehrin sessizliğinde tezinin son bölümünü yazmaya çalışan Kerem, klavyenin başında düşüncelere dalıyor. Nörobilim üzerine doktora yapan genç adam, "Bilinçli Karar Vermenin Zamansal Yanılsamaları" konusundaki bilgisi arttıkça, kendi kararlarını sorgulamaya başlıyor. Soğumuş kahve fincanının yanında, yazmanın ötesinde hayati bir kararla yüzleşirken, bilinç ve özgür irade hakkındaki düşünceleri derinleşiyor.
Dedi ve tam sınıftan çıkarken arkalardan bir hışırtı ve müdürümüzün tam sırtına isabet eden yumurta, krem rengi elbisesini sarıya çalmıştı. Tüm sınıf aniden sessizleşmişti; bazılarımızın arkalara doğru radar gibi çevrilen başları adeta bir suçlu arar gibiydi.
Hacivat'ı gece uyku tutmaz. Sabah erkenden kalkar, giyinip dışarı çıkar. Karagöz'ün evinin kapısını çalar. Bir daha çalar. Karagöz uykulu gözlerle pencereye çıkar. Bakar kapıyı çalan Hacivat'tır: " Hacivat, sabahın seher vakti neden kapıyı çalarsın? " diye sorar.
Hacivat: " İn aşağı Karagözüm, yarenlik edelim. Ben söyleyeyim,
Dolmuştaydım; günün yorgunluğu vardı üzerimde. Hafta sonu olduğu için trafik ağır ilerliyordu. İnip yürüsem eve daha erken varırım, diye düşünüyordum ama yürümeye takatim yoktu.
Milet kentinin sokaklarında yürüyen Thales, evrenin ilk ana maddesi olan Arkhe'yi araştırıyordu. Arkhe'nin su olduğunu düşünüyordu. Çünkü su, her şeyin kaynağı ve evrenin sırrıydı. Ama bu sırrı paylaştığı iki gence, suya saygı duymayan bir gezegenin kaderini de anlattı. Bu gezegen, Arkhe'nin öfkesiyle yok olmuş, yerine yeni bir gezegen
İşte böyle güneşli bir pazar sabahı, geldi bizim kahvaltıya dadandı. Benlik bir şey yok, ben kolay kolay korkmam arıdan, ama benim evlat ve hanım her nedense huzursuz oldular... Hop oturup hop kalkıyorlar bana dönüp Baba şunu kovsana, baba ne yapacağız ya ısırırsa, baba bir şeyler yapsan güleceğine. sorular