Anamdan İnciler/ Ekmek Arası Köfte
insan yeter ki bir işi yapma fikrini kafasına koysun....
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
insan yeter ki bir işi yapma fikrini kafasına koysun....
Onu görmek benim için bir tutku haline gelmişti. Onu düşünmediğim an yoktu neredeyse. Yolda, evde, iş yerinde hatta tuvalette bile onu düşünüyordum. Aşk bu olmalıydı. O ise benim farkımda bile değildi. Onun dikkatini çekmek için her şeyi yapmıştım. Fakat o bana karşı çok ilgisizdi.

Dikilen heykeller, anıtlar, marşlar, falan filan her neyse kahramanlık propagandaları da beni ikna edemez.Ben O masallara inanacak kadar eşek de değilim.. Neyse efendim öykünün girişinde hava durumu, manzara, doğa gibi şeylerden bahsetmedim. Sanki bunlar insanların çok umurunda. Bu yüzden konuya direk girmeyi tercih ettim. Konuyu fazla dağıtmadan mevzuya
Nasıl ki; bir yıldız kaybolur, bir karnın boşluğunda
Bir varmış bir yokmuş, padişahın bir kızı varmış. Bir gün padişahın kızı kaplıcaya gitmiş. Yıkanırken altından hamam tası, altın tarağı varmış. Cariyeler padişahın kızını yıkıyorlarmış. Hamamda bir genç kız padişahın kızı yıkanırken hayran hayran ona bakıyormuş. Bir taraftan da elinde hamamın eski taslarıyla kurnadan su alıp yıkanıyormuş.
Başkent Hastanesinin bahçesine bir sigara molası vermek üzere oturuyorum. Hava çok sıcak. Bunalıyorum.
İnsanın tüm unuttukları bir defter vasıtasıyla önüne konulsaydı, ne olurdu dersiniz?
Bu kez kelimeler: pipo, Bisiklet zili ve kertenkele:
Ragıp amca hırsızları salıverecek, diye ödümüz kopmuştu. Hep birlikte bir "Oh !" çektik. Ardından "Sen çok yaşa Ragıp amca" çığlıkları mahalleyi inletti.
İyiki bugün söyledin yoksa gidişine alışamazdım