Hasan Usta
Bizim köyün köylüleri şehre gider. Çalışmak için de amele pazarında beklerlerdi.
"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalılar.” — Charles Bukowski"
"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalılar.” — Charles Bukowski"
Bizim köyün köylüleri şehre gider. Çalışmak için de amele pazarında beklerlerdi.
Yerinden kalkıp onun koluna girdi. Ağzındaki sigarayı saklamaya çalışan delikanlıyı dükkânın kapısından sokağa attı. Bünyamin bu işe fana bozuldu. Çuf çuf diye bağırdı. Bütün sokağı inleterek, Çuf çuf… Onlarca kez, hem de edepsiz el hareketi yaparak. "Çuf çuf işte sana Osman. Çuf çuf…"
Karar verirken ne kadar özgürüz? Ya sonrası? Peki ya sonrasının sonrası? Kaçmak, yakalanmak, kargaşa... Ah Üstad! Her şey unutuldu, oralarla bağım bir sen kaldın. Yanında olmak orada senle beraber ağaca durmak isterdim köküm sen olan meyvelerimse ben. Yani bir yanım hep sen...
Yürekte umut tükenmez, çarpan anne yüreği ise o umut hiç tükenmez...
Yağmur gibi yağsam, aşkla sarsam yinede yokum düşlerinde, gözlerinde... işte bu acıtıp kanatır kalbimin duvarlarında yazılı olan isminin bütün harflerini
Olmaz olur mu efendim, bir hayli katkısı oldu tabii ki. Daha önce serbest şiirler yazarken, diğer kategorilerde de bayağı ses getirdim. Hece, Taşlama, Haşlama, Ankara Misket, Aydın havası, Konya ovası derken her alanda kendimi hissettirmeye başladım. Çok güzelde öykülerim vardır. Kısmet olursa yakında bunları bir kitapta toplamayı düşünüyorum.
Algılarımız otoriteye tehlikeli gelipte bir algı dairesi kurup algı mükellefi olacağımız fantastik öykümün 8. bölümü...
dünyayı anlamaya, görmeye başladığım ilk an buydu.örümcek bana çok şey gösterdi.
"He anam." demiş. "Oturursun tabi… Nasılsa üzerindeki entari
senin değil benim.
Tunali Hilmi Caddesi’ne gidecektim. Yürümeyi gözüm kesmedi. Balgat’dan ilk gelen otobüse bindim. Otobüste hemen bir koltuğa iliştim.
Bir genç kız delikanlıya sorar:
"Benden hoşlanıyor musun?"
Delikanlı;
"Hayır" diye cevap verir.
Kız sorar: