..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Ben bir öğretmen değil, bir uyandırıcıyım. -Robert Frost
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Anı
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Kim Öğretti Böyle Bakmayı
Orhan Bani
Şiir > Halk

Hadi! gül, gül güllere karışsın, hadi! gül, aşk sevda ile barışsın Kim öğretti sana böyle bakmayı, kim öğretti böyle, kalpten yakmayı Bakışın ne söyler, gözlerin ateş' mi, kim öğretti söyle, böyle yıkmayı Gönlüm gözüme küstü, seni kıskanır, dilim söz söylemez, sustu. uslanır Sevdan bir Karlıdağ, sevdam yaslanır. Söyle kim öğretti, böyle bakmayı Orhan Bani-20.9.2021- İSTANBUL

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Anı
381 
 Keçiler Kimin?  (Mehmet Önder)

- Keşide senin mi? - Benim benim, hepsi benim.
382 
 Sarı Vosvos  (İhsan Cihangir)

Bitmiş ve yeni başlamış hayatların etkileyeci öyküleri...
383 
 İçimizde Es Es Aşkı Bambaşka…  (Kemal Yavuz Paracıkoğlu)

skişehirspor’un maçlarında kaçağı engelleyemedik-leri gibi, arada sakatlıklarında olması nedeniyle il valiliği, spordan sorumlu yetkililer, kulüp yöneticileri filan bir araya gelip, her bir aile büyüğü yanında giren bir çocuktan bilet alınmaması kararını almıştılar.
384 
 Bir Sardalya Pulu Kadar Tutunamadım mı Tenine  (Figen Yarar)

"Bir sardalya pulu kadar tutunamadım mı tenine?"
385 
 Nineciğim, Bana Ne Zaman Bir Anne ve Baba Getireceksin?  (Emine Pişiren)

”Teyze, ama benim annem babam yok ki” demesi ile hiç düşünmeden, ”O halde ninen vardır, değil mi?” diye sesimi yüksek çıkartmış ve azarlamıştım...
386 
 Bir Baba,bir Oğul,iki İnsan  (Abdurrahman GÜNAY)

Kendimizi çok güçlü sandığımız çağlar geride kalır birgün ve gözlüksüz gazete okuyamaz,soluklanmadan merdiven çıkamaz hale geliriz.O zaman hayatta iseler, anne-baba algımız,sevgimiz değişir.Gidilen meşakkatli yolun bir yerinde bir onlara,bir kendimize bakar,niçin yanıldığımızı sorgularız.İşte bu öykü böyle bir soluklanma ve sorgulama anında yazıldı.
387 
 Hüzzam Bir Aldatmanın Nihavend Vedası  (Elif Demiröz)

Sarmaşık olup sardı sevgin içimi, zehrin içime aktı. Bu ilk aldatılışımdı. Ve olsa olsa bu son aşkımdı…
388 
 Takunyalar  (Çağrı Küçükyıldız)

Kaptana kalırsa aradan geçen yıllar sonra şu deniz öyle dar gelmeye başlamıştı ki… Gemiyi terk etmek gerekse değmezdi buna. Bütün personeli bindirirdi de filikaya, kendisi binmezdi. Mavi gözleriyle hep güneşi arıyordu; evine hala dönmemişti.Oysa deniz güneşin eviydi: sabah ön kapıdan çıkar, akşam arka kapıdan girerdi.
389 
 Bir İleri Bir Geri  (can erdem)

Küçük bir oda odanın içerisinde bir köşede ufak bir mum yanıyor mum küçük bir alevle kırmaya çalışıyor odanın karanlığını ama yetmiyor aydınlatmaya nesneleri Nesneler karanlığı üzerlerine örtmüşçesine kendi dünyalarını yaşıyorlar mumun alevinden çekinen bir edayla dalmışlar kendi sessizliklerine
390 
 Bu Seferlik Benden Olsun...  (Nuri Ziya Aral)

Kitaplardan birisinin arasından, belki sekize katlanmış kocaman bir kağıt çıkartarak yere yaymıştı. Sonra da elleri ve dizleri üzerinde dört ayak pozisyonuna geçerek, biraz sağlıklı ve cinsel güdüleri normal olan hiçbir erkeğin katlanamayacağı bir görüntüdeyken, bakınmaya başladı kağıda. Derin bir iç çekerken sordum, “Ne yaptığını söyler misin lütfen?” “Horoskopunu çıkartıyorum.” “Onu anladım güzelim de, horoskop ne?” “Yani, doğduğun zaman dilimindeki gökyüzünün konumunu inceliyorum.” “Uğraşmana gerek yok, sorsaydın ya. Parçalı bulutluymuş, doğmam dan sonra da şerefime, yağmur yağmış zaten…” “Bırak dalga geçmeyi, yıldızlardan söz ediyorum ben. Mesela doğum saatinde aslan burcu da çok güçlü. Ondan da etkilenmiş sindir mutlaka.” Acaba o kağıdın olduğu yerde ben olsam, benimle de aynı dikkat ve özenle ilgilenir miydi ki? İlgilenecek olursa eğer, Parmak uçlarıyla mı, yoksa aşağıya sallanıyor olmalarına karşın, uçları neredeyse karşı duvarı gösteren manyak memeleriyle mi yapardı bunu? Öğrenmeye kararlıydım, yattım kağıdın üzerine… “Amma da adammışsın haa!” diyerek çıkıştı. “Senin geleceğin için uğraşıyorum burada. Horoskopun çıkınca hepsi önüne serilecek zaten, sabırlı olsana biraz.” Fena bozum olmuştum, kötü kötü bakarak kalktım ayağa. Biraz düşündükten sonra da itirazlarına aldırış etmeden incecik belinden yakalayarak kucaklayıp, aşağı odanın merdivenlerine yürüdüm. Bir yandan da mazeretimi fısıldıyordum, “Beni anlamalısın güzelim! Sen horoskopumu çıkarana kadar benim canım çıkacak herhalde. Dolayısıyla da geleceğim filan kalmayacak artık. Hem, şu sürprizin neydi bakayım?
391 
 İspanya Yolu  (Cengiz Özder)

Bu yolculuklar,öyle gezi turları alınan türden değildir!
392 
 Yakın Gençlik  (Mudarkeş KANIK)

Anlatırken tekrar yaşar insan unutulmazlarını. Ve hep yakındır gençlik, dinleyen varsa...
393 
 Alaaddin'in Uykusu  (Haşmet Şenses)

Neler mi anlatıyor? Neler anlatmıyor ki, neredeyse her şeyi. Futbolun neden bütün dünyada yanlış oynandığından tutun da, limanda yıllar önce batan bir geminin tonlarca pirinç yüklü konteynerlerinin çıkarılmasında kendisinin oynadığı rolün bıktırıcı ayrıntılarına kadar akla gelebilecek her türlü şey olabiliyor bu. Dalgıçmış bu Alaaddin, ne kadar dinlemeseniz de arada kulak kesilmeden edemiyorsunuz tabii.
394 
 Sen Hiç Öğretmene Benzemiyorsun  (Musa Takçı)

Birkaç gün içinde gerekli hazırlıklarımı yapıp, evdekilerle vedalaşırken hüzünlendiğim tek şey, annemin göz yaşları olmuştu. O an içinde bulunduğum ruh hali gerçekten çok karmaşıktı. Hiç görmediğim, bilmediğim bir memlekete gidiyordum. Kim bilir nelerle karşılaşacak, neler yaşayacaktım? Otobüse binip Hakkari’ye doğru yol alırken derin düşüncelere dalmıştım. Yol boyunca neler düşünmedim ki?... Sanki geçmiş ile gelecek arasındaki bu noktada ciddi bir dönüşüm yaşıyordum. Yeni bir dönem başlıyordu hayatımda…
395 
 Uyku Kaçıran  (sermin iren)

Sakallı Saime derlerdi. Anneannemin bitişiğindeki evde otururdu. Çirkin, iri yarı, koca memeli bir kadındı. Kasığına kadar sarkıktı memeleri. Ah, ne zor taşırdı onları. Oynar dururdu erik gibi uçlarıyla. Ne acımasız, ne şirret kadındı Sakallı Saime. Bir kenara atıverdiği kundaktaki bebeğinin ağlamalarına aldırmaz, ağza alınmadık, duyulmadık küfürler savurup; mahalleliyle, gelen geçenle kavgalar ederdi. Anneannem terbiyem bozulmasın diye beni içeri alır, camları sıkı sıkıya kapatırdı. Sanki şehrin tüm dehlizleri, tüm gizli geçitleri; onun duvarlarına, hamamına, arka bahçe kapısına, çatı katındaki o küçük pencereye açılırdı. Bu çirkin, bu sakallı, bu ekşimiş süt kokan kadınla kim yatmak ister ki? Kim toynak ayaklı, çemen kokan, yarık dudaklı Saime’nin koynuna girer ki? Hangi mide kaldırır, hangi göz görmeye katlanır?
396 
 Eşek ve Semer  (şenol durmuş)

Milletvekili de, bürokratı da, zengini de, köylüsü, hırsızı, şüpheli şahısı, inşaatçısı da bu takım elbiseyi giydiğinde eşit konuma geçebilir. Bu yüzdendir belki takım elbise insanı insan yapan, insanın kendisine de, karşısındakine de güven veren bir elbise türüdür
397 
 Mektubun Aşkı  (taci)

ilk hatırladığım o güzel sözleri yazarken çok düşünmediğim ve kalbimin içinden geçen binlerce sözcük arasında seçtiğim küçük bir kaç cümle
398 
 Bu Semt  (tugba demır)

Bebekliğim, çocukluğumun bir kısmı, ilk işim, ilk maaşım, yeni işim, hayallerim, geleceğim bu sokaklardaki adımlarımla şekillendi ve şekillenmeye devam ediyor. Anaokuluna Sait Çiftçi’ de gittim mesela. Bir bohçamız olduğunu hatırlıyorum içinde herhafta yıkanıp ütülenen yatak çarşafı, yastık kılıfı, nevresimi taşırdık. Pembe beyez petükareliydi bizlerin ki, erkeklerinki mavi. Anaokulunda ki öğretmenimi hatırlamıyorum ama o okulda sütten nefret ettiğimi ve o gün, bugündür ağzıma süt koymadığımı biliyorum.
399 
 Küçük Bir Kaza Yaşadık  (Hakan Yozcu)

Biraz sonra, Allah'tan mı desem bilmiyorum, araba kendiliğinden duruyor. Tabii ben öyle sanıyorum... Meğer arkada koskocaman bir jip var. Araba sanki onu görmüş ve onun heybetli görüntüsünden korkudan duruyor
400 
 Gülgez  (Gülizar )

Eşi Almanya’da calışırken Anadolunun karlı bir köyünde yaşayan Genç bir kadının dramı

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33 34  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Lahmacun
Hakan Yozcu
Öykü > Anı
Seyyar Sevici
Ersin KURT
Öykü > Anı
Bir Anı
mehmet avcı
Öykü > Anı
Posta
Hakan Yozcu
Öykü > Anı
Hacı Aziz
Selim Adım
Öykü > Anı

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © , 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.