"Bir klasik, söyleyeceklerini söylemeyi hiç bitirmemiş kitaptır. — Italo Calvino"

Öykü > Anı

karışık

Zehra

Üzüntüsünden tırnaklarını yiyor, burnundan soluyordu. Aynadaki resmine hüzünle baktı. Gözleri alnında oluşan çizgilerin arasına dalıp dalıp çıkıyordu. Ve gittikçe ağaran saçlarına içerleniyordu:

üzgün

Çokça Pınarın Başındayım

Gümüşkent köyünün Ağdaş bölgesinde pınarın kenarındaki beton bankların birine oturmuş, seni bekliyorum. Yaşı kırklara karışmış bir adamın, yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşaması ne demektir, diye derin derin düşünüyorum: Belki bir ayrılık hadisesi, belki bir sevgisizlik ya da bir aşka geç kalma hadisesi. Belki de bir nevi sevinçleri,

olumsuz

Sıra Beklerken

-Hayır, bağırmıyorum, siz sakin değilsiniz, dedi.
Anlaşıldı ki bayan, başka birine kızmış, ceremesini de ben çekiyorum.
-Sanırım, siz, başka birine kızmışsınız. Öcünü de benden alıyorsunuz.
-Ben, kimseye kızmış değilim.
-O zaman, niye sesinizi yükseltiyorsunuz?

üzgün

Akça Kız

Mavi gözünde hüzün bugün garip ve yalnız
Kim bilir ne sızısı o nahif bedeninde
Boynumuz bükük kaldı sen gidince Akça Kız
Senin hatıraların sinedeki eninde

olumlu

Kıbrıs Ada Kışı

O gece, telefonum çaldı. Hiç tanımadığım, bilmediğim bir bayan: Ben, Emel dedi. Kostüm sorumlusuymuş. Benden, bedenim, kilom, ayak numaram gibi bilgileri istedi. Kostümlerinizi hazırlayacağım. Pazar günü görüşürüz dedi. Heyecanım gittikçe artmaya başlıyordu. Şaka gibi başladığım bir olay gerçek mi oluyordu? Yoksa rüyada mı idim?
Biraz sonra

olumlu

O Annene Söyle, Çocuğun Aklına Bunları Sokmasın (3)

Çocuk yüzünde masum kırılganlık donup kalmıştı. Konuyu daha fazla uzatıp, onu da bıktırmadan konuştu yaşlı kadın:
Aslında şimdi kendini buldurman çok kolay yolları var. Gel sana öğreteyim.
Torun hevesle yaklaştı anneannesine:
Bana öğreteceksin değil mi, anneanne. Gerçekten çok korktum. Ya kaybolursam ben!

karışık

Düşen İlk Yağmur

Ben, çok severdim ilk düşen yağmurdan sonra etrafa yayılan toprak kokusunu Başka bir kokusu olurdu. Beni alır, farklı dünyalara götürürdü hep Mis gibi gelirdi bana Toprak kokuyor derdim hep. Dışarı çıkar bu kokuyu sonuna kadar teneffüs ederdim.

nostaljik

İlk Sosyalist Muhtar Fevzi Ağabey

Onu, işte bu 1970'li yılların ateş çemberinde, eylem birliği toplantılarında, dayanışma ziyaretlerinde tanımıştım.
12 Eylülün işkenceli, cezaevli yıllarını aştıktan sonra kimi toplantılarda rastlaşmış, dertleşmiştik.

olumlu

Kısa Bot

Dolmuştaydım; günün yorgunluğu vardı üzerimde. Hafta sonu olduğu için trafik ağır ilerliyordu. İnip yürüsem eve daha erken varırım, diye düşünüyordum ama yürümeye takatim yoktu.

nostaljik

Kara Tren

Kara tren çocuk gözlerimizde dev gibi bir makineydi. Her tarafından buhar çıkan, su ve yağ damlayan öfkeden delirmiş kocaman bir canavardı. Bazen Ağustos aylarında bacasından püskürttüğü kömür korlarıyla yol boyundaki kuru otları tutuştururdu. Dere içindeki sazlıklar, yol boyundaki otlar anızlar gibi kapkara olurdu

olumsuz

Sıradanım Sıradan

Bağ-Kur Bağımsız kuruluşlar düşünülerek, toplumun sosyal güvencesi olarak yasalaşmıştır. Bu düşüncenin içinde holdingler, fabrika ve en küçük işletmelere dek, hatta doktor, avukatlık, mühendislik gibi çeşitli meslek sahiplerini kapsıyordu. Bu en zengin grubun sosyal güvencesi, en az maaş alan kuruma dönüştürülmüştür. Bu aptiaciz de Bağ-Kur'lu, yetmiş yıldır çalışan, 700

olumsuz

Biz Kaç Kişiydik?

İnsanın mutlu giden günlerinde, ''rahat batması'' tabirine uygun olarak inatla mutsuzluğa giden yola sapmasını anlatan bir öykü.

olumsuz

O Annene Söyle, Çocuğun Aklına Bunları Sokmasın (1)

Çocuk 6 yaşındadır. Annesi ve babası sevgililer günü kutlaması için dışarı çıkmıştı. Çocuk ve 3 yaşındaki kardeşi doğal olarak güvenilir bir yakını olan dede ve ninesine bırakılmıştır. Kardeşi erken uyumuştur. Okula yeni başlayan büyük torun ile anneanne baş başa vermiş televizyonda uygun bir filim arayışındadırlar.
Bir

Başa Dön