..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dünyaya geldiğinden, dünyada bulunduğundan, dünyadan gideceğinden hoşnut olan bir kimse görmedim. -Namık Kemal
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Toplumcu
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Tarihe Penceremden Küçük Bir Not II
Servet Alkan
Şiir > Başkaldırı

Dünyanın en büyük şeytanı kim diye sorarsan? Parası en değerli olan derim Sonra Usa,sonra Avrupa Sıraya koy öylece.. Dünyanın en büyük şerri nerde diye sorarsan? Daha gelmedi gelmekte olan derim Doğuya bak doğuya,Yecüc Mecüce Hizaya koy öylece… Dünyanın en Mazlumu nerde diye sorarsan? Ortadoğuya bak derim Ortadoğuya. Sonra var Uzak Asyaya. Kafana koy öylece… Dünyanın Başkenti neresi diye sorarsan? İstanbul derim de ağlarsın son

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Toplumcu
 Aldanıyor Muyuz? Aldatıyor Muyuz?  (Yûşa Irmak)

Yaklaşık 20 sene önce bir abimizin 5 yaşındaki oğlunu gece 3, 4 sularında apar topar acile götürmüştük… Minik Burağın ateşi bir hayli yüksekti. Yavrucuk yükselen ateş sebebiyle kusmaktan, kusmaya çalışmaktan bitap düşmüş, burnu ile nefes almakta zorlanır hale gelmişti. O pempecik yanakları sararıp solmuş, gözlerimizin içine yarı baygın bir şekilde bakıp duruyordu…
 Çay Kaşıkları  (Ahmet Zeytinci)

Geçen mutfakta ki kaşıklar aralarında konuşuyorken şahit oldum. Birisi ’’Yahu bu Ahmet ağabey epeydir bizi eline almıyor, eskiden ne güzel onun bardağına girer şıkır şıkır sesler çıkartırdık, müşterilere de ikram ederlerdi, onlar da kaşıkları şakırdatırdı, ne güzel olurdu, bize de onlara da müzik gibi gelirdi.’’
 Mankenler Dünyası  (ERDEN ERKİN)

Artık Deniz bağımsızdı, dilediği işi yapabilirdi; onu kimse tutamazdı. Deniz aldı yürüdü, ülkenin bir numaralı mankeni oldu. ERDEN ERKİN
 Barmen Öyküleri  (ERDEN ERKİN)

Dışarı çıktım. Hafif, incecikten bir yağmur yağıyordu. Arabama bindim, silecekleri çalıştırdım. İçimde derin bir hüzün...Nasıldı bu insanlar, aman Allahım, para için insanlıklarını bile unutmuşlardı. ERDEN ERKİN...
 Ünlü Olmanın Yolu  (ERDEN ERKİN)

Arada rakısını yudumlarken iki damla yaş süzülüyordu yanaklarından ama ne yapsındı, bu işler böyle dönüyordu... ERDEN ERKİN
 Muhabbet Kuşları Nasıl Üretilir  (Özcan Nevres)

Üretim kurallarını anlatmaya başlamadan önce kuşların yağlanmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirtmek isterim
 Kurtarın Beni  (Şenol Durmuş)

Burada her türlü insan var. Anasını kesen, babasını soyan, çocuğunu doğrayan ne ararsan var.Hele İstanbul’dan gelen iki tinerci daha gelir gelmez bizim ormancı Hüseyin’in oğlu Cabbar’ın suratını kesti. Geçenlerde iki paket sigaramı çaldılar. Traş kolonyamı bile içmişler. O gelen tinerciler yapmış. Gardiyanlar bile bir şey demiyor. “Birbirinizi idare edin. Kardeş kardeş yatın. Siz artık bir ailesiniz.” diyorlar
 Sibel  (Onur Ömer Dara)

Sibel erkek egemen sistemin ve gericiliğin kurbanı olan genç kızlardan sadece birisiydi. Her yıl birçok kız çocuğu Sibel gibi durumlar ile karşılaşabiliyor. Sibel celladını babasının yüzünde gören genç kızlardan biriydi...
 Dedem Düşlerime Giriyor  (Vildan Sevil)

Hayallerimizi aldılar. Hiç değilse düşlerimizi, kişiliklerimizi, kırıntıları kalmış özgürlüğümüzü almalarına #HAYIR DİYELİM Mİ?
10 
 Alkarısı  (Veysel Başer)

Elimde mikrofonla sokağa çıksam ve rast geldiklerime sorular sorsam. Kadına ve erkeğe. Gencinden ihtiyarına. Mini eteklisinden kapalısına. Şalvarlı erkekten kravatlısına. İlkokullusundan üniversitelisine. Cami cemaatinden bayramdan bayrama namaza gidenlere. Ha, yirmi beş sene öncesindeki bay Veysel Başer’e de. İğne önce kendine batırılmalı. Cevapları az çok tahmin etsem de… Sanki bir bilen yalnız benim de… Bu konularda beni sulu dereye götürüp de susuz getirecek sayısız insan vardır. Buna rağmen sormadan edemeyeceğim.
11 
 Balta  (Yeter Özhal)

Elektrik direğinin az ilerisinde, az önce nefesleri kesilircesine koştukları sokağın bitiminde elinde kanlı baltayla onlara bakıyordu. Avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı, “Kaç Nazlıcaaaann kaaaççççç!”
12 
 Ptt Ne İş Yapar?  (Mehmet Atılgan)

PTT’de öylesine bir gün işte… PTT, ne iş yapar diye sorarsanız. Mektup taşır. Telgrafınızı ulaştırır.
13 
 Askerlik Macerası...  (Hüsrev Özel)

Bir ülke düşününüz, (AB Ülkesi) sizin ülkenizde cana ve mala zarar verici her türlü terörü destekleyerek, sizi Ermeni Soykırımı ile dahi suçlarken, size karşı şahsen, hiçbir haksızlık etmemiş olacak ve mahkemeleri ama sizi asla haksız olarak mahkum etmeyecek. Bu mümkün değil. Bunu mümkün sayan mantık ne yazık ki ancak ve sadece Türkiye’de vardır
14 
 Tâli Bey'in Şefliği  (İbrahim Kilik)

Ülkemizde yaşanan makam, mevki düşkünlüğü ve bu makamlara gelebilmek için kimlere yüz suyu döküldüğü malum. Bu hikâyedeki Tâli Bey bir prototip.Nice nice Tâli Bey'ler kimlere nice taklalar atıyor...
15 
 Emekleye Emekleye Emekli  (Seyfullah ÇALIŞKAN)

Emekli olunca bir sahil kasabasına yerleşecektim. Elde avuçta ne varsa satıp kendime bahçe içinde bir ev alacaktım. Çiçekler yetiştirecektim, birkaç ağaç mandalina, limon, portakal… Ağaçlar evin arka bahçesinde olacaktı. Güller ve mevsim çiçekleri denize bakan tarafta…
16 
 Sarıgöl Roman Mahallesi 2  (Şenol Durmuş)

"Sana bir silah mı yahut uyuşturucu mu lazım, yapacağın iş için adam mı lazım, bulunduğun vilayetteki en yakın bir roman mahallesine git, orada bir kahvehaneye gir otur çay söyle. Seni kimsenin tanımasına gerek yok, yeterki paran olsun, daha çayını bitirmeden yanına gelirler.Merak etme sen adamım"
17 
 Yaşamın Aydınlık Yüzü  (LOKMAN ZOR)

Parlak bir dolunay ışıltısının bütün İstanbul'u aydınlattığı serin bir bahar gecesiydi. Boğazdan sokulan rüzgar, Haliç'in kendine has o ince yosun kokusunu bağrına sararak sürükleyip karşı tepelere kadar götürüyordu. Ve o gece, bütün İstanbul uykusuz, bütün İstanbul huzursuzdu sanki...
18 
 Maaşını Soruyorum Söylemiyor  (Ahmet Zeytinci)

Soruyorum soruyorum söylemiyor bir türlü maaşını... ''Oğlum kaç para maaş alacaksın?'' diyorum... Geçiştiriyor hep ''Vallahi daha tam belli değil baba.'' deyip kaçamak cevaplar veriyor... Nazar mı değer yahu? Ne olur söylesen kaç para maaş aldığını... Yok, la der illa demez... Korkma oğlum borç istemem senden...
19 
 Koca Mahallenin Amcası  (İlker Kadir ÖZDEMİR)

Bu aslında yola çıkarken ilk yazımdı.. Sonra en kıymetlim oldu..
20 
 Gulit  (Hakan Yozcu)

Köyde çocukların da maskotu haline gelmişti Gulit. Yoldan geçen çocuklar, ona bakmadan edemiyor, ona dokunmadan, okşamadan, sevmeden yapamıyorlardı. Her çocuğun ağzında: - Gulit gel! Gulit gel! Gulit! Gulit! Gulit!... gidiyordu. Gulit arada sırada koyun gütmeye de giderdi. Burhan’ın koyunları vardı. Her koyuna gittiğinde Gulit’i de götürürdü. Gulit de sahibiyle birlikte giderdi. Üstelik de çok mutlu olurdu. Gulit olduğu zamanlar, Burhan pek fazla yorulmazdı. Çünkü verilen bütün komutları Gulit yerine getirirdi: “Gulit koş!” Gulit koşardı. “Gulit, koyunları çevir!” Gulit çevirirdi. “Gulit otur” Gulir otururdu.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Balta
Yeter Özhal
Öykü > Toplumcu
Alkarısı
Veysel Başer
Öykü > Toplumcu
Sibel
Onur Ömer Dara
Öykü > Toplumcu
Tutsak Efendiler
Leyla Kalyon
Öykü > Toplumcu
Gulit
Hakan Yozcu
Öykü > Toplumcu
Emanet
Hakan Yozcu
Öykü > Toplumcu

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © , 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.