"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Öykü > Toplumcu

düşündürücü

Alkarısı

Elimde mikrofonla sokağa çıksam ve rast geldiklerime sorular sorsam. Kadına ve erkeğe. Gencinden ihtiyarına. Mini eteklisinden kapalısına. Şalvarlı erkekten kravatlısına. İlkokullusundan üniversitelisine. Cami cemaatinden bayramdan bayrama namaza gidenlere. Ha, yirmi beş sene öncesindeki bay Veysel Başere de. İğne önce kendine batırılmalı. Cevapları az çok tahmin etsem de Sanki

olumsuz

Kadın Adamlar

Ablam dedim ama siz bakmayın, o artık erkek oldu ve babam adını Halid koydu. Nasıl yani? demeyin. Burada erkek evladı olmayan aileler, köylülerce yadırganırlardı. Babam, sırf mahcup olmamak için ablam Figanı köyün on iki ihtiyarı karşısında Bacha Poşh âdeti ile yemin ettirerek henüz küçük yaşlarda erkekleştirmişti. Ablam artık

karışık

Çöp Kamyonu

Bu öyküyü mutlaka yazmalıydım. Saatime baktığımda yarım saatlik bir sürem kalmıştı. İş yerim ile evim arasında ki mesafeye bu süre yeterliydi. Aksi halde hafızamdan uçup gitme tehlikesi vardı. Çünkü hastaydım. Her geçen gün her geçen saat beynim eriyordu. Acilen patronu görmem şarttı. Ama önce onun emir erini görmeliydim.

karışık

Pavyon Güzeli

Murat uzun bir süre sustu. Sinirinden dudaklarını ısırdı. İçinden babasına öyle şeyler söylemek istiyordu ki, imkânı olsa kapıyı çarptığı gibi özgürlüğüne koşacaktı ama yapamazdı. Kebapçı dükkânın önüne geldiklerinde babası arka tarafa geçip son kalan küçük güğümü oğluna uzattı. Tezgâhının önünden geçerken burnunda tüten döner kokusuyla Muratın içi geçti.

karışık

Aldanıyor Muyuz? Aldatıyor Muyuz?

Yaklaşık 20 sene önce bir abimizin 5 yaşındaki oğlunu gece 3, 4 sularında apar topar acile götürmüştük Minik Burağın ateşi bir hayli yüksekti. Yavrucuk yükselen ateş sebebiyle kusmaktan, kusmaya çalışmaktan bitap düşmüş, burnu ile nefes almakta zorlanır hale gelmişti. O pempecik yanakları sararıp solmuş, gözlerimizin içine yarı baygın

karışık

Hizan'lı Mustafa

Kurtuluş Savaşı yıllarının arifesiydi. Kilis’in Tilhabeş köyüne Bitlis’ten kalabalık bir Kürt aşireti geldi. Tilhabeş’in ağası Mahli Ağa’ydı. Mahli Ağa Nacar ailesindendi. Nacar ailesi bir aşiret kadar büyük olduğundan çevre köylerde de hatırı sayılır bir ağaydı Mahli Ağa.

mizahi

Has Adam

Her mahallenin bir delisi mutlaka vardır. Bizim mahallenin delisi de Deli Ömer di. Onu bütün çocuklar ve köpekler çok severdi. O da onları. Çok fazla konuşmazdı Ömer. Konuşmak canı istemediği zamanlarda onunla anlaşmak da zordu zaten. Kelimeler, homurtu halinden çıkardı ağzından. Yine de biz anlardık onun ne demek

karamsar

Toplum Düşmanı

Hacı Eşref musalla taşındaki meftanın kim olduğunu merakla sormuştu. İşte ne olduysa o anda oldu. Hacı Eşrefin bir anda tansiyonu yükselmişti, bayılmamak için sorduğu kişinin koluna sarıldı. Hacı Eşref çok mu üzülmüştü? Kesinlikle üzülmemişti. Bu ölen sıradan bir ölü değildi. Semtin en namlı, en psikopat, sarhoş ve esrarkeşler

nötr

Eleman Aranıyor

Efendim ben bir parti üyesiyim. Partimin en alt kademesinden en üst kademesine kadar büyük bir sadakatle hizmet ettim. Partimin verdiği her görevi layıkıyla yaparım. Liderime taparım. Mitinglerde halkı coştururum. Tüm gücümle alkışlarım, slogan atarım. Meydanları inletirim. Yağlarım, yıkarım gerekirse sabunlarım.

olumsuz

O Yerlerden Biri

Adam elindeki çubukla camı tıklatıp bağırıyordu: İçeriye buyurun beyler, yeni kızlarımız geldi Dışarıda, kapı önünde birikmiş erkekler topluluğu. Aç gözler, aç bedenler, yutkunmalar, iç geçirmeler, şapırtılar

olumsuz

Bir Öykücümüzden Bir Öykümüz Var

Bekir Sıtkı Kunt; konuşma dilini yazı diline getirme anlayışını benimser: "...Dilde ölçü , dilde realizmdir; yani yaşayan dil ile yazmaktır. Halkın dili, sanatçının kendi dili olmalıdır." der.
Yapılan bir söyleşi de, sanat anlayışını özet olarak şöyle dile getirir: "Sanatın tek amacı ve yolu halk için olmaktır.

Gök Kubbenin Altındaki Gerçekler

Biliyor musunuz yıllar önce bu adaya geldiğimde onların yönetiminde hiçbir şeyden habersizdim. Adanın ileri gelenlerini bu yönetim, hapislerde çürüttü. Bizlerin okumaması ve aydınlanmaması için ellerinden geleni yaptılar. Televizyonu bile getirmek istemediler, ama halk başkaldırınca bir kanal kurmak zorunda kaldılar. Onu da kendi propagandalarına alet ederek halkı uyuttular.”

olumsuz

Dağları Delen Budala İhtiyar

Yoğurt yapmak için maya süte çalınır, suya çalınmaz ! Bir tas suya bile maya çalsan o asla tutmaz ! Nerde kaldı koca göl? Üstelik, göl büyür, küçülür, dalgalanır, durulur, kurur. Ancak, dağlar asla değişmez, büyümez, yükselmez, kıpırdamaz, hep olduğu gibi kalır.

olumlu

Pembe Gözlü Kız

Dili sürçtü öğretmeninin, “ne güzel pembe gözlerin var senin”. O gün bugündür adı, “pembe gözlü kız” olarak kaldı.

Başa Dön