Yalova Vapuru
bir telaş uyandım bu sabah. parlak sarı acıtan İstanbul güneşinin tozlu camlarımdan günaydın dediği bir güne....
"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"
"Hikâye anlatmak, kaosa biçim vermektir. — Jean Anouilh"
bir telaş uyandım bu sabah. parlak sarı acıtan İstanbul güneşinin tozlu camlarımdan günaydın dediği bir güne....
Ve çocukluğumda sadece birkaç sene görüp tanıyabildiğim halde, bütün altı yaş içtenliğimle sarılıp, artık yaşamadığını bile bile "Edik Nine sen mi geldin?" diyemem ona...
Bulutların kalınlığını, sertliğini bu dostuma anlattım. Gülümsedi sessizce. Bulutların aksine, alabildiğine yumuşak bir tebessüm bıraktı gözlerime.
Her gün umut umut diye bir yudum özgürlük uğruna.... Mum ile aranan sonsuz barıştır...
Ayşe hanımın tesadüfen rastladığı yaşlı bir çifti ve bu çiftin sevgisinin büyüklüğü anlatılmaktadır.
Kitap bulmak kolay değildi. Tatil zamanı yaklaştıkça kitap kaynakları araştırır, hatta bulduğum kitapları okumaz, stoklardım.
Dışarıda yağmur vardı ve damlalar camları usulca çizmeye başlamıştı. Büyükannem, dedemin kahveyi bitirdikten sonra bir kaç yudum aldığı suyu, avucunun içinde kristal bir kalbi taşır gibi getiriyordu.
ben bir depremzedeyim, yıllardır amatörce yazarım
depremde ve sonrasında yaşadıklarımı bir anı kitabında toplama şansım oldu bu kitabı sizlerle paylaşmak ve sizlerden destek görmek istiyorum.
yazım kitabımdan alınmış bir pasaj dır.
sevgi ile kalın.....
Bu öykü 1980 öncesinde, terörün bütün ülkede olduğu gibi İstanbul'da da etkin olduğu günlerde üniversite eğitimi gören İzmirli bir öğrencinin, zorlukla sürdürdüğü yaşamından kesitler veriyor.
Taşralı bir yazarın yalnızlık ve düş kırıklıklarıyla dolu günlerini baştan sona değiştiren sıradışı bir günün öyküsüdür.