Radyo
Bu öykü 1980 öncesinde, terörün bütün ülkede olduğu gibi İstanbul'da da etkin olduğu günlerde üniversite eğitimi gören İzmirli bir öğrencinin, zorlukla sürdürdüğü yaşamından kesitler veriyor.
"“Banka soymak, banka kurmanın yanında nedir ki?” — Bertolt Brecht"
"“Banka soymak, banka kurmanın yanında nedir ki?” — Bertolt Brecht"
Bu öykü 1980 öncesinde, terörün bütün ülkede olduğu gibi İstanbul'da da etkin olduğu günlerde üniversite eğitimi gören İzmirli bir öğrencinin, zorlukla sürdürdüğü yaşamından kesitler veriyor.
Güneş, masmavi gökyüzünde binlerce renge bürünmüş; aydınlatıyordu dünyayı. Uçsuz bucaksız tarlalar, dağların eteklerine uzanmış; sabah güneşinin, tadını çıkarıyordu. Anayolda, arabalar yuvalarına yem taşıyan karıncalar gibi sırayla ve telaşla
Bir o vardı, eskiden. benim bir yerime bir şey olsa benden çok onun yüreği
sızlardı. Birkaç gün görmesek birbirimizi özlemi duyardık içimizde. Laf
olsun diye değil bu sözüm hakikaten özlerdik, candan...
o vardı, eskiden. yediğimiz içtiğimiz ayrı g
Birkaç günlüğüne 'beni' astım duvara.Bir çift masum göz ve dilsiz bir
resim oldum.'hiçbirşey görmedim ve duymadım beyler bayanlar!'
Sevgi ve teknoloji iki farklı sözcük gibi görünse de aynı misyonu üstlenebilirler mi ?
Zamana, yıllara ve tüm uzaklıklara rağmen bizleri yakınlaştırabilirler mi ?
Gelin bunu birlikte keşfedelim...
Yaşamımda, ilkokulun ve ilkokul öğretmeninin ne kadar önemli olduğunu yazmaya başladıktan sonra daha iyi anladım.
Bana büyük katkıları bulunan öğretmenimin önünde saygı ile eğiliyorum...
Bir sarmaşığın dalına tutunarak çıkabiliyorum evin çatısına. Köylerde bütün evlerin bahçesi vardır; ve o bahçeye tepeden bakmak neredeyse bütün çocukların vazgeçilmez tutkusudur. Kiremitleri kontrol etmek için çıkan babaların unuttuğu merdivenler,onlara y
Güzel anılar... Ankara’yı Antalya’ya bağlayan – şimdilik bağlayamayan – karayolunun bilmem kaçıncı kilometresi; saat gecenin üçü; iki gidiş, iki geliş olmak üzere dört sıra konvoy...
Yavaş yavaş merdivenlere doğru yürüdüm. Bu merdivenleri defalarca inmiş çıkmıştım. Bazen bıkkınlıkla, bazen heyecanla; bazen sevinçle, bazen üzülerek. Ama her zaman yorularak Merdivenleri çıkarken okula ilk geldiğim günü hatırladım. Omzumda valizim, ürke
Adımlarım bedensiz dolaşadursun,
Düşlerimi mahşerin eline tutuşturuverdim..
Tabiki son değil,mazoşizan bir kişinin son yarası olamaz. ki...
Aziz nesin'in toros canavarını okuyanlar bilir. Adamı zorla 'canavar' yaparlar, kişiler değil sadece olaylarda... Duygu yıkımları yaşanan bir anı...
12 ler bir daha yaşanmasın
bir ilkokul öğretmeninin 12 lerin yaşananlarından bazılarını penceresinden yansıtmasını okumaktasınız. kurgu değildir
Mary jane... Gizem yüklü bir kadın. Öylesine biri. Yaşam şekli, düşünce tarzı(düşünmemek de ki inadı), sonsuz bölü sonsuz belirsizlikleri anımsatan bilinmezliği, daha çok
küçük sayılabilecek olan yaşı ve dik kafalılığıyla öylesine diyebileceğim biri. Di
Nurişlerin evinin karşısında komşuları Çetine ait, her tarafını asmaların sardığı, pembe üzüm salkımlarıyla süslü bir bağevi vardı. Girişi domates tarlası, arkası asmaydı. Yoldan girip tarlanın önündeki patikadan birkaç adım atılınca sol tarafta ağzı ko