"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"

Öykü > Aşk ve Romantizm

olumlu

Natüralist Bir Aşk Hikâyesi

...“Aşk’ın gücüne inanmalıyız” dedi oğlana. Oğlan sustu, hiçbir şey söylemedi. Kızın niye böyle bir şey söylediğini anlamadı, anlamakta istemiyordu. Çünkü kızı seviyordu ve bir daha görmek istiyordu. İlginç bir şekilde başlayan Aşk’ı burada sonlandırmak istemiyordu. Sanki kız istiyordu, o da istemiyordu; ama Aşk’ın sihirli bir gücü olduğunu düşünüyordu

Kırık Bir Ayna: Leyla ile Tarık'ın Hikâyesi

Leyla ve Tarık'ın solmakta olan evliliğinin hüzünlü portresi. Bir zamanlar kahkahalar ve gelecek hayalleriyle dolu olan mutfak, şimdi sessizliğin ve uzaklığın merkezi. Havada asılı kalan kelimeler ve aralarındaki mesafe, iki yılda nasıl değiştiklerinin acı bir hatırlatıcısı. Hatice Hanım'ın keskin gözleri ise bu soğukluğu hemen fark ediyor.

nostaljik

Aşk Hüzünde Saklıdır

…Bu dansı bana lütfeder misiniz sesiyle irkildi kız. Şaşırmıştı, bunu beklemiyordu. Gözlerini oğlanın göz bebeklerinde görüyordu. Heyecanlı bakışlardı bunlar, titrek dokunuşlardı. Elbette dedi kız tereddüt etmenden. Orkestra çalmaya başladı Notre Dame de Paris’in büyülü şarkısı “Belle” kulaklarda çınlıyordu.

olumsuz

Namaz Kıl, Oruç Tut Hayatım…

“Hayat gariptir, ilişkiler de… Birini bulana kadar yalnızlıktan sıkılırsınız. Birini bulduktan sonra ise birlikte sıkılmaya başlarsınız”

karışık

Üvey Sevgili

Sonrasızlığa öncelik tanıyan eksik bir teşebbüs aşkımız.. Bir köprünün iki ayağı gibiyiz; bir araya gelsek, yıkım olur!

üzgün

Elini Tutmuştum...

seni seviyorum...hani umudum tükendiğinde çıkagelmiştin ya.
elimi tutmuştun en umulmadık anda...

olumlu

İki Kelimelik Aşk I

Saat oldukça geçti. Odanın sessizliğinde tik taklar bedenimi silkeliyordu. Her geçen saniye bir şeyler koparıyordu yüreğimden. Kulaklarım kapının tokmak sesleri ile irkilmişti. Yavaşça yerimden doğrulup kapıya doğru ilerledim. Kalp atışlarım tokmak sesini bastıracak kadar güçlüydü. Kapının koluna uzandım, sanki senin ellerini tutar gibi sımsıkı tuttum. Ve açtım, Sendin

dramatik

Tanrının Topladığı Emanet

Bir pazar yeriydi sevda sokağı;farklı tezgahların olduğu,tek giriş ve tek çıkıştan ibaret.Girişte çiçekçi bir kız,çıkışta mendil satan bir erkek vardı.Herkes ömründe bir kez uğruyordu bu pazara.Kiminin elinde tomurcuklanırken,kiminin eline değmeden sokağın ortasında soluyordu çiçekler ve bir çiçeği yaşatabilme ihtimaliyle tekrar dönenler vardı o sokağın başına.Oysa bir çiçek soldu

umutlu

Sultan ile Dilenci

"Seni seviyorum." dedi sultan.
"Ben seni öyle çok seviyorum ki.." dedi fakir genç.
"Biliyorum." dedi sultan. "Zaten bunca zaman bilmek için, senin beni gerçekten sevip sevmediğini bilmek için bekledim, öyle zordu ki seni beklemek, ama senin beni sevdiğinden emin olmalıydım."

üzgün

Sisli Bir Hayaldir Yaşanan

Gerçekler soğuktu ve üşüyordu kadının elleri. Saçlarına dolanırken sevda kokusu, terk edilmeyi öğreniyor mavi bulutlardan. Toprağın ve sonbaharın cesur kızı oluyor “Eylül”… Yanıp tutuşurken hüzünler, adaklar adıyor çocuksu sevinçlere… Düşlerine yanaşıyor, hazana dalaşıyor gül yaprakları. Gözlerinde bir damla yaş olurken özlem; ”Ben Eylül’üm” der genç kadın savrulan hırçın

olumlu

Bahar

Ben bir genç kızım. Kendimi Sevgi’ye adadım ve O‘nun kölesi oldum...

üzgün

Yapayalnız Bir Gece...

Gülümsedi olanlara inat. Farkına vardı yaşamın ayrılıklarla yenilendiğinin. Ve bedenini bırakıp uykuya yepyeni bir günün umuduyla kapadı gözlerini... Çünkü ‘‘Alışıyorsun zamanla herşeye...’’

Başa Dön