Gece - Gündüz
Sevgili dostum hiçbir zaman anlamadı ki MUHTEŞEM GECELER MUHTEŞEM GÜNLER DOĞURUR. Yaşadığım o saatler, gündüzleri de doya doya yaşamamı sağlıyor.
"Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır. — William Wordsworth"
"Şiir, güçlü duyguların kendiliğinden taşmasıdır. — William Wordsworth"
Sevgili dostum hiçbir zaman anlamadı ki MUHTEŞEM GECELER MUHTEŞEM GÜNLER DOĞURUR. Yaşadığım o saatler, gündüzleri de doya doya yaşamamı sağlıyor.
Düşüncemeler ve sürümcemeler zamanlar ve zamansızlıklarla dolu geçen düşünce baloncukları.
Öğretmen anlattı, anlattı, anlattı ve üzüldü. Bakışları yerdeki kilit taşlarına takılıp kaldı. Dinleyenler de üzüldü. Ve hiç kimse tek bir soru bile sormadı. Onlar suskunluk içinde kendi düşüncelerinde gezinirken dut ağacına bir sürü serçe kondu. Ortalığı gürültüye boğdular. Dallar sallandı, birkaç sarı yaprak yere düştü. Çaycı Kadir elinde
“short story, nüvelin Florensa’dan New York’a göçü esnasında aldığı biçimdir”
Altmış beş yaşlarında, hayatının boşa geçmişliğinin verdiği bunalım ve ölüm korkusu ile acı çeken bir doktorun iç dünyasına açılan, okurken kendinizden birer parça görebileceğiniz, karamsar temalı biröykü...
(yazı ile ilgili yorumlarınızı yazarsanız sevinirim)
Güneşli bir öğleden sonra ben de bahsettiğim bu durumda arkadaşımı bekliyordum. Kafamın formüllerle dolu olmasından aklıma dersten başka bir şey gelmiyordu. Formüller, dersler… Derken o kadar dalmışım ki...
ilk kapı ,ejderhanın nefesi , susturamadığım sanrılar....
ceplerime çakıltaşı doldurmuşcasına ağır , yürüyorum... yorgun hızımla bir , acelesiz...
Ücret ne demek? Neyin ücreti bu? Bana ücret mi teklif ediyorsun?
Evet, dedi, sana ücret teklif ediyorum. Paracıklar. Paracıklarını alacaksın ve mutlu olacaksın. Nesi var bunun? Üzerinde düşünmemelisin. Düşünemeden yapmayı istemez misin? Bir kez olsun düşünme hayatında. Parayı al, işine bak.
-Peki, sorarım sana Manuel o konsülün diz çöküp sessizlikle dua edin demesi neyi değiştirdi bizim hayatımızda? Surların dibindeki dilencilere açlığını kuru bayat peksimetle yatıştıran, pirelide olsa soğuğu kestiği için sırtına attığı pelerinden başka giyeceği olmayan, Tanrının lütfü baharda ,yazda balıklar avlayıp aç kalmaktan kurtulanlara ne verdi? Zelyotlar kaybettiği
Uzaklarda bir yerlerde hatırlanıyor olmanın verdiği mutluluk var üzerimde. Kilometreler ötesinden gönderilen sevgi selini haber veren melodi heyecanın en duygulusunu yaşatmaya yeterli. Buralarda karanlık ürkütücü, doğduğum şehrin sokaklarına benzemiyor köşe başları. Elimdeki küçük kitabın sayfalarına saklanıyorum beni de götürsün en şiddetli aşkların yaşandığı o ülkeye diye.
“Bu kalp bana ait. Bu kalbin içinde ben varım. Buna layık olmasam da, benim aşkımla yaşıyor bu kalp. Şimdi senden istediğim, bu kalbe iyi bak. Sevgime, aşkıma, kalbime, bana sakın zarar verme
Kuşkuyu nasıl taşır bir insan? Taşımalı mı ayrıca? Kuşkunun boyutları, sıcaklığı nedir? Kuşku duyuyorum kendimden taşımalımıydım acaba koltukaltıma sıkıştırıp ama taşınmıyor ki bütün bir insanlığın utancı koltukaltında..
"O gün, tüm zamanlardan farklıydı gözlerinin rengi.Yağmurdan ıslanmış bir ağaç gövdesi gibi, rengi koyulaştıkça koyulaştı!Islandıkça taştı gözleri, taşmadan derinleşti.Derinleştikçe derinleşti! İki dipsiz kuyu gibi gözleri , git gide ,belirsizleşti.İki kalın çizgi halinde gözleri,gitti..."
Radyoda haber saatiydi, mezat devam ediyordu dünyada, bugün coğrafyaydı konu, geçmişi satmaya devam ediyordu bugün ve yarının da umudu yoktu. Prezervatif kullanıyordu bugün, yarın hiç olmayacaktı. Üremeyi reddeden kadınlar geleceği öldürüyor, bunu da bencil bugünleri adına yapıyordu. Bütün dünya bunu kabullenmiş yarını olmayacak bir yaşamın dününü satıp bugünü
Bir Hayat, Bir Umut, Bir Pınar ve Üç Kadın Bir Düşün Gerçekleşeği Günü Beklemekte...