"“Yarına bırakabileceğin işi, öbür gün de yapabilirsin.” — Mark Twain"

Öykü > Deneysel

üzgün

Alaca Bulaca - 3 Son

Öğretmen anlattı, anlattı, anlattı ve üzüldü. Bakışları yerdeki kilit taşlarına takılıp kaldı. Dinleyenler de üzüldü. Ve hiç kimse tek bir soru bile sormadı. Onlar suskunluk içinde kendi düşüncelerinde gezinirken dut ağacına bir sürü serçe kondu. Ortalığı gürültüye boğdular. Dallar sallandı, birkaç sarı yaprak yere düştü. Çaycı Kadir elinde

olumsuz

Mezar Taşları

Kötü yaşadı:kurnazca,yakıp yıkarak ve aldırmayarak.Ama iyi öldü dediler.İyi ve masumca…Söylediklerine göre ölmeden önce bir çocuğunki gibiymiş hareketleri…Yağmurda zıpzıp zıplıyormuş..
Bilmiyorum, bunun tarifi nasıl olur.İnsan kendi canına kıyma noktasına geldiğinde benim de ümitlerim bitmiş oldu.İlk katil Kabil,ilk maktul de Habil’di…Peki ilk kim yaşadı hem katilliği hem de

olumlu

İnsanlar

Güneşli bir öğleden sonra ben de bahsettiğim bu durumda arkadaşımı bekliyordum. Kafamın formüllerle dolu olmasından aklıma dersten başka bir şey gelmiyordu. Formüller, dersler… Derken o kadar dalmışım ki...

karamsar

Uzunundan

Kılıcı toprakta bir düşmana son darbe, yiğitçe vurulurdu.

üzgün

Kalbimin Geçmişi

“Bu kalp bana ait. Bu kalbin içinde ben varım. Buna layık olmasam da, benim aşkımla yaşıyor bu kalp. Şimdi senden istediğim, bu kalbe iyi bak. Sevgime, aşkıma, kalbime, bana sakın zarar verme

düşündürücü

Ben/ Benlik Kılavuzu - II -

imdi seyrine doyulmaz kentte/ sıcacık gece, çöller yakıyor soğuğuyla başka bir coğrafyanın eteğinde .
ben yanlızca üşüyorum ve tarif edemiyorum.
ellerimde sıkı sıkı bağlı, uçan balon gibi buhran.
kessem elimde kan (da)mı kalacak/ günün biri özgürleştiğim anda bitiverirse yaşam? / tükendiğim anın

üzgün

Bir Gün Bir Yağmur Yağdı

"O gün, tüm zamanlardan farklıydı gözlerinin rengi.Yağmurdan ıslanmış bir ağaç gövdesi gibi, rengi koyulaştıkça koyulaştı!Islandıkça taştı gözleri, taşmadan derinleşti.Derinleştikçe derinleşti! İki dipsiz kuyu gibi gözleri , git gide ,belirsizleşti.İki kalın çizgi halinde gözleri,gitti..."

nostaljik

Altı

Radyoda haber saatiydi, mezat devam ediyordu dünyada, bugün coğrafyaydı konu, geçmişi satmaya devam ediyordu bugün ve yarının da umudu yoktu. Prezervatif kullanıyordu bugün, yarın hiç olmayacaktı. Üremeyi reddeden kadınlar geleceği öldürüyor, bunu da bencil bugünleri adına yapıyordu. Bütün dünya bunu kabullenmiş yarını olmayacak bir yaşamın dününü satıp bugünü

düşündürücü

Kuşku Denizi

Kuşkuyu nasıl taşır bir insan? Taşımalı mı ayrıca? Kuşkunun boyutları, sıcaklığı nedir? Kuşku duyuyorum kendimden taşımalımıydım acaba koltukaltıma sıkıştırıp ama taşınmıyor ki bütün bir insanlığın utancı koltukaltında..

nostaljik

Alcina

-Peki, sorarım sana Manuel o konsülün diz çöküp sessizlikle dua edin demesi neyi değiştirdi bizim hayatımızda? Surların dibindeki dilencilere açlığını kuru bayat peksimetle yatıştıran, pirelide olsa soğuğu kestiği için sırtına attığı pelerinden başka giyeceği olmayan, Tanrının lütfü baharda ,yazda balıklar avlayıp aç kalmaktan kurtulanlara ne verdi? Zelyotlar kaybettiği

olumsuz

Sandık Sandıklar İçinde

Sandıkların içine sandıklarını koymuş bir adam sıkıca kilitlemiş her bir sandığı. Kimse açmasın kimse görmesin kimse bilmesin diye. Sandıklar gün geçtikçe ağırlaşmış, ağırlaşmış ve bir gün başedemez olmuş bunlarla adam.

Başa Dön