"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalılar.” — Charles Bukowski"

Öykü > Deneysel

üzgün

Sana Geliyordum

Bir boşluğa düşüş anı gibi… Yanı başımdaki nesneler insanlar mı akıyor, ben mi düşüyorum? Ya içimdeki o duygu karmaşasına ne demeli? Bir suçluluk duygusu yapışmıştı yakama. Bir hırsla sıkıyordu boğazımı…

üzgün

Korkak

Geceye masalını okumuş, uyuduğuna emin olduktan sonra da yorganını üzerine kapatmış ve son olarak odanın ışığını söndürmüştü. Ay ise makyaj tazelemek için yüzünü dönmüştü. Artık emin olabilirdi kafasından geçenleri kimsenin göremediğine ve duyamadığına.

korkutucu

Ben / Benlik Kılavuzu - III -

ilk kapı ,ejderhanın nefesi , susturamadığım sanrılar....
ceplerime çakıltaşı doldurmuşcasına ağır , yürüyorum... yorgun hızımla bir , acelesiz...

üzgün

Pıhtılaşma

Evladım, kalbime istediğinizi yapın; ama Mehlikamın oturduğu odaya asla girmeyin! dedi. Cerrahlar birbirlerine baktılar; omuzlar ve kaşlar yukarı kalktı ve indi. İşlerine koyuldular ardından.

olumlu

Demir Çarıklar

Ah bu yorgun bacaklar!… Hani kısacık bir yürüyüşte yorulurdunuz. Şimdi bu güzel yerlerde nasıl da koşarsınız? Bu orman sizleri de çok etkilemiş. Ya şimdi o yerlerde olsak yine böyle koşar mısınız? Yoksa… Yoksa iki adımdan sonra yorulur, otobüse doğru yolunuzu mu değiştirirdiniz?

üzgün

Yolculuk

Sana bu hikayemle veda ediyorum Mehlika. Bir gün cennetteki evinde seni ziyaret edip sana okuyabilmek için iyi bir insan olmak için çabalıyorum...

olumlu

Ödül Olabilmek!

Gürültülü başlayan bir dostluğun aynı karesiydik, bir albümün aynı anda çekilmiş resmi....

olumsuz

Beş

Köşeyi döndü. Bu yolun hiç anlamı yoktu, öylesine geçilirdi meydana kadar. Evin sokağına geldiğinde bir kez daha düşündü bu ölme işini. Ölmeliydi belki de bu aralar. Eve gidecekti, evin önünde bir ambulans, mahalleli kadınlar kapıda, hepsini yarıp usulca geçecekti aralarından, “çekilin” diyecekti, “yol verin, ben kendisiyim” O sırada

üzgün

Üç İki Bir... Sus

içindeki çığlıkların boğazında kelepçelendiğini hissediyordu yusuf babasının ellerinin kelepçelendiği gibi...

nötr

İki

Pencereye doğru yanaştı, kalın perdeyi çekti, içeri ışık girdi, umudu yaptırıyordu bunu ona, biliyordu. Tül perdeyi çekmedi, öyle öğretilmişti. Mahrem hayatlar tül perdelerini hiç açmazdı. Mahrem bir hayatı var mıydı, galiba yoktu ama kimse bundan söz etmek istemiyordu.

üzgün

Erkek Kuyusu

2003 ekim 25' inde yazılan bu mektup asla sahibine ulaşmadı. Makşuka Eylül ayında ölmüş ancak kasabada kimsesi kalmadığından haberi olmamıştır Aliyoşlam' ın.

üzgün

Keşke

Tanrı uykuya dalmış..masalda o zaman başlamış..

düşündürücü

Yabancı

Yürüyordu elinde sigara, soğuk, sisli gecede. Bir karartıya yaklaştığını farketti ve adımlarını hızlandırdı. Ne olacaksa bir an önce olmalıydı. Bu onun kaderiydi ve artık yürümemekten sıkılmıştı. Yaşarken de bu böyle olur; hiçbir zaman kontrol edemediğimi

karamsar

Yazgı

Bugün kalabalık bir eve misafirliğe gitmiştik, yüzlerde hep aynı ifadeler ne söyleyeceğini ve

karamsar

Yalnızlık Senfonisi

...Kahramanlık geçitlerinin gelgitlerle kirlendiği bir gece kaçmaya çalıştım çatıların kemirgenliğinde pişmeye çalışan çatışmaların gerginliğinden lakin NAFİLE!...

Başa Dön