Kendi Kendine
“Neden açmadı acaba? Kim vardı içerde? Sevim gerçekten yok m uydu? Yoksa … Sancı ve yoksa … Sancı ve uzaklaştı bu düşünceden.
"İyi bir roman, kahramanı hakkındaki gerçeği söyler. — G. K. Chesterton"
"İyi bir roman, kahramanı hakkındaki gerçeği söyler. — G. K. Chesterton"
“Neden açmadı acaba? Kim vardı içerde? Sevim gerçekten yok m uydu? Yoksa … Sancı ve yoksa … Sancı ve uzaklaştı bu düşünceden.
Bir varmış bir yokmuş. Allah’ın kulu çokmuş ama çokmuş demek yokmuş. Münasebetsizin biri her şeye burnunu sokmuş, onun yüzünden her iş kokmuş, düzen bozulmuş. Büyüğünden küçüğüne herkes yokluk çekip sıkıntı yaşamış. Sonunda her şey düzelmiş de işler
Eflatun sokakta gördüm kelebek kızın, ipek böceği kozası oğlana masum, eflatun bakışını... aynı masada, yan yana, yana yana oturuyor, gözleri fısıldaşıyor, yanakları eflatun kırmızısı çalıyordu tualden...
Öyküde rol alan kişiler ve rolleri:
Beyaz mantolu Kız-büyükanne, avcı
Kırmızı paltolu Kız-kırmızı paltolu kız, obur kurt, kırmızı palto, kırmızı kalp
Yeşil montlu kız-hiçbir şey, kırmızı paltolu kızın arkadaşı, mont
Gündüz. Gece. Gece karanlık zamanı. Merak zamanı, gündüz sorulamayacak sorular zamanı.
Yürekler çok dövülmüş bir köpek yavrusu gibi. Acı ağlatmaz artık. Bütün bu düzensiz düzene bu kadar kolay alet olmak bu yüzden.Rüyalara girmiyor artık kalem satan çocuklar ya da satacak kalemi olmayanlar.
Bilinmeyen bir kasaba. Yönetici bir büro. Kaybolan insanlar... Normal dünyasından yeni ve güçsüz dünyaya uyanan bir insan....
Bu öyküyü okuduktan sonra bir sinemaya gittiğinizde bilet alacağınız insana dikkat edeceksiniz. Sizi camdan evinde kurduğu hayallerinin boşluklarına yerleştirmiş olabilir...
Az gelişmiş cinsel organları olan, vahşi beyaz bilge kıllara sahip yassı sayılar kabilesi tarafından bilinçaltına ve diri bedenine her açıdan tecavüz edilen, egosu parçalanan güzeller güzeli genç, soylu prenses :-(’F (biz onz kısaca üzgün ef diye
Öyküyü aramaya çıkacaksan, ay ışığında yol alacaksın. Ay ışığını arkana alıp yanında beliren dört gölge arkadaşınla izini süreceksin… Ve öykünün yerini onlar gösterecek sana. Öyküyü bulduktan sonra Nuh tufanını gönderip insanlığın üzerine; her şeyi boğup her şeyi tekrar yaratacaksın…
Dalgın dalgın yürürken, hızım birden kesilip yalpaladım. Birisine çarpmış olmalıyım. Öyle dalgındım ki, ...
Biliyor musun seni kendi yerime koyup kendi sorunlarımı çözmeye çalışmaktan da bıktım artık.
Senin bana ne kadar uzak bir kendinin olduğunu düşünsen de bana o kadar yakınsın ki..