Denizden Ellerimde Tek Kalan...
Bir insanın ölmeden hemen önce hissedebileceklerine dair erçekten hoş bir öykü.bi okuyun derim ben...
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gelecek, her zaman bugünmüş gibi davranır, ta ki biz onu bozup düne çevirene kadar." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Bir insanın ölmeden hemen önce hissedebileceklerine dair erçekten hoş bir öykü.bi okuyun derim ben...
Köydün işinde üylerdin, tas koralardın arasında caman, bızık bir col bardı. Ceri kayaman tasman toluydu. Köy tavdın tibinde boldugundan bolsa kerek köydün köbü yeri bulay tasman kaya edi. Bu coldun üstünde kuytu bir cerde eki bala pısgan fısıltaşıp bişiyler gonuşupyatırlardı.
Yalnızlıgın sefası nasıl olurki sürülsün,SÜrülseydi Tanrı yaratırmıydı Ademle Havvayı..
öyle şeyler giriyorki insanın hayatına zaman zaman; elde tutmak, dilde tutmak, gönülde tutmak öyle zorki ;
zoru başaran insanlara ithaf olunur.
Bazılarının kafası karışık, karışık kafalarıyla karıştırıyorlar ve gaye kafa karıştırmaksa becerdiler.
Sana bu hikayemle veda ediyorum Mehlika. Bir gün cennetteki evinde seni ziyaret edip sana okuyabilmek için iyi bir insan olmak için çabalıyorum...
Erttemen kenşek erken turdu malları,koylardı cemledi,sütlerini savdu,tavuklarman itge karadı.Çaydı salıp sıpradı hazırladı.kün tuvmay beri bir oyaka bir buyaka cuvurup turgandı.Ketip bayını, ballardı şagalardı turguttu, anasıman akası da turdu,hepsi barabar epteklerini cediler. Kisilerge bardak şay yasap berdi.Kene radyodu tınlap oturu ediler.
Gürültülü başlayan bir dostluğun aynı karesiydik, bir albümün aynı anda çekilmiş resmi....
Seyre dalıyorum tam önümdeki bahçenin geçmişe karışmış yüzyıllık nadide ağaçlarını... Kimi sararmış, kırılmış anılarla dolu dallarını rüzgara satmış, kimi dimdik, kimi de yaslanmış aslında olmayan duvara.
“Bu kalp bana ait. Bu kalbin içinde ben varım. Buna layık olmasam da, benim aşkımla yaşıyor bu kalp. Şimdi senden istediğim, bu kalbe iyi bak. Sevgime, aşkıma, kalbime, bana sakın zarar verme
Geceye masalını okumuş, uyuduğuna emin olduktan sonra da yorganını üzerine kapatmış ve son olarak odanın ışığını söndürmüştü. Ay ise makyaj tazelemek için yüzünü dönmüştü. Artık emin olabilirdi kafasından geçenleri kimsenin göremediğine ve duyamadığına.
Köşeyi döndü. Bu yolun hiç anlamı yoktu, öylesine geçilirdi meydana kadar. Evin sokağına geldiğinde bir kez daha düşündü bu ölme işini. Ölmeliydi belki de bu aralar. Eve gidecekti, evin önünde bir ambulans, mahalleli kadınlar kapıda, hepsini yarıp usulca geçecekti aralarından, “çekilin” diyecekti, “yol verin, ben kendisiyim” O sırada
Uç uç böceği gibi gerçekten dolaştınmı.
Bir kola kutusunu ayağınla uzaklara fırlattınmı?.
Hiç gerçekten dans ettin mi?.
2003 ekim 25' inde yazılan bu mektup asla sahibine ulaşmadı. Makşuka Eylül ayında ölmüş ancak kasabada kimsesi kalmadığından haberi olmamıştır Aliyoşlam' ın.