Biliyorum Ellerim Ağlayacak
düşlerinden uzaklaşırken, ellerimden düşen buzdan damlalar
ona söylemek istediğim sözcüklere dönüşüyordu.
"Yazmak, aslında, okuyucunun 'Bu ne saçmalık!' diye bağıracağı anı ustaca geciktirme sanatıdır." - Terry Pratchett"
"Yazmak, aslında, okuyucunun 'Bu ne saçmalık!' diye bağıracağı anı ustaca geciktirme sanatıdır." - Terry Pratchett"
düşlerinden uzaklaşırken, ellerimden düşen buzdan damlalar
ona söylemek istediğim sözcüklere dönüşüyordu.
-bu sefer ne düşünüyorsun?
-ben amuda kalkayım, sen içime gir.
Yirmidört saat yaşayan, uğultusu dinmeyen sesiyle herkesin kulağına farklı nağmeler fısıldar tren istasyonları. Kiminin yüreğine ayrılığı dağlar, kimine vuslatın o ılık nefesini üfler. Bana ise, içinde o hüzünlü çocuğu yaşatan dedemi hatırlatır...
Engin Geçtan
Zaten kullanım amacı gereği kasvetli, yorgun ve uykulu mekanlardır istasyonlar. Oysa ayrılıklar kadar kavuşmalara da şahittir bu taş duvarlar. Fakat işe hüzün neşeye galip geldiğinden, bir fıçı beyaz boyayı bir bardak siyah gri yapmaya yettiğinden, istasyonlar hep hüzünlüdür. Ağlamalıklı…
"Nereye?" diye atıldım düşünmeden. Bunu sorarken nereye olduğundan çok, nasıl olup da gitmeyi düşünebildiğini sorar gibiydim.
Bugün gazetede okuduğum haberin verdiği ilham üzerine...
Düşünebilseydi bunları düşünürdü belki ama düşünmek de neydi? iki kelime yan yana, iki cümle üst üste, iki sahne art arda gelemiyordu.
Sonu, merak unusurna yer açmak gayretinden değildir.
Komşu bahçede dut toplayan kızları görünce çok şaşırdım. Hani bahar, geç gelirdi İstanbula! Ama Doğa, bilir işini..ne bir dakika erken gelir, ne bir dakika geç kalır !!!
Bazen sırf panomdan bir ışığım daha eksilmesin diye arkadaş kavgalarının en çılgın yerinde tamam öyle olsun der kavgadan çekilirdim. Annem okul çıkışında yakındaki bahçelerden bir iş buyurduğunda yanmaya devam eden parlak bir ışık uğruna istemeye istemeye de olsa yola koyulurdum. Benim küçük kardeşim, ah o haylaz çocuk, hiç
Ercan Kesal