"Bu kadar çok kitap yazmak için yaşasaydım, muhtemelen hiçbirini okumak için zamanım kalmazdı." - Oscar Wilde"

Öykü

Cep Telefonu Kullanmaktan Nefret Ediyorum!

Son üç gündür telefonum kapalı, bu kadar rahatlayacağımı düşünmemiştim. Tamam çok iyi bir alet tamam iletişim ama arayanların dırdrından mı, sürekli ulaşılabilir olmaktan bıkmaktan mı? yoksa şu lanet radyasyonun etkisindenmidir bilinmez çok bunalıyor, çok sıkılıyormuşum bu aletten.

yazı resim

Bırakma Umudu

Görmek istediğini görürsün hayatta ve o senin gerçeğin olur. Renkleri gör, iyiyi gör, güzeli gör, aşkı gör, sevgiyi gör. Umut fakirin ekmeği değil, yiğidin zengin menüsüdür. Çiçekleri, gökyüzünü ve aşkı unutma. Gerekiyorsa vefasız sevgilini, adresleri, bir şehri bırak; ama umudu bırakma…

Çise ve Sarıkız

Bu öyküyü birkaç edebiyat sitesine asmıştım. Çok beğenilmiş ki, "FORMİSTAN; FORUMSAL.NET ve MAİN BOARD siteler de iznimi almadan bu öyküyü kendi sitelerine koymuşlar. Adımı yazdıkları için sorun yapmadım. Öyküm, bu sitemizde de bulunsun istedim.

Aşkın Sırat Köprüsünde Tango

Adam yemeğini bitiren biri gibi geçmişini dudağına götürüp son kez sildi. Ve masanın üzerine bırakıp yeni bir ilke doğru ilerledi. Kadın, geleceğini serdi önüne. Hayatının en güzel yemeğini tatmak üzere önündeki ordövrü kenara itti. Adam, bir insanın kaderine yaklaşması gibi yaklaştı.

Canım Elif'ime Kavuştum

Ben Cennet kokulu sevdama sonunda kavuştum. Ölümün, son olmadığını; vuslatın ve hayallerin bir gün gerçekleceğini gördüm. Ben hayallerimde büyüttüm kızım Elif'le vuslata gidiyorum.Kızımla Ahiretin en güzel köşelerinde zemzem denizlerinde yüzen balıklarına resim yapmaya ve Cennet kokulu sevdalı sevenler için yıldızlardan evler yapmaya gidiyorum. Artık zaman, KAVUŞMA ZAMANI...BEN CANIM

Gölgesiyle Yarışan Tay

Gecenin ilerleyen vakitlerinde Yekta bir iç sıkıntısı yaşıyordu. Huzursuzdu. Huzursuz olması, onun uyumasını engelliyordu. Derinden gelen ayak sesleri duydu. Bu saatlerde bakıcılar ahıra girmezlerdi. Yoksa gelenler yabancı mıydı? Amaçları ne olabilirdi? Yekta yine de aklına kötü şeyler getirmedi. Bekledi. Biraz sonra ellerinde sopalarla, iğnelerle üç kişi karşısına dikilince

Ekmek Tahtası ve Tahta Kaşıktan Sonra

İçinden müzik ve fizik geçen kısa bir öykü. ... ...
Ve sonra ara. ...
Ve sonra işte o müzik... Dı dı dııııı, dıııı rı rınnnn. dıı dı dııııı, dı rı rınnn. Sen anladın da yazamadın, ama işte o müzik. Brahms'ın 3'ünün 3'ü... Ne güzel

Örtünün Sırrı

Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan Elif, İslam hukuku ve kadın hakları üzerine konuşmacı olacağı önemli bir güne hazırlanıyor. Aynada saçlarına bakarken, çocukluğundan beri başörtüsü takması için yapılan telkinleri hatırlıyor. İçinde her zaman bir soru, bir merak var - kendisine söylenen şeylerin ardında gizlenen gerçekleri keşfetme arzusu. Bugün, kendi sesiyle

Vuslat Ya da Veda

Karanlık, şehrin bol ışıklı aydınlığına, hengâmesine galebe çalamamıştı henüz. Bir yanım Fatih, bir yanım Beyazıt, sırtımda boğazın gece meltemi. Işıklı caddeden geçen gençlerin şen şakrak sesleri içinde sıcak bir günün ardından, köşküne çekiliveren güneşin yokluğunu fırsat bilip sökün eden tatlı bir serinlikten belki de mahmur bir demde silah

Masal Bu Ya/ Eke" Yi Beklerken 1

Kurt bir Merotel’in Recep/siyon/ unda görev almaya kadar yükselmiş. Siyon kardeşleri bunu bağırlarına basmışlar ya gerisi kolay. Basamakları çifter çifter atlayarak yükselmiş. Burada gelen evrak giden evrak, gelir gider, geçer gider işin raconunu öğrenmiş.

Başa Dön