Gül Yapraklarının Dağıldığı An
Zor Şartlarda Yaşanan Bir Aşkın Aldatmanın Karşı Konulmaz Zehri ile Yok oluşu
"Ben, 1 Mart 2026'ya kadar yaşamadım, ama yaşasaydım büyük ihtimalle 'Bu saatte de mi?' derdim." – Dorothy Parker"
"Ben, 1 Mart 2026'ya kadar yaşamadım, ama yaşasaydım büyük ihtimalle 'Bu saatte de mi?' derdim." – Dorothy Parker"
Zor Şartlarda Yaşanan Bir Aşkın Aldatmanın Karşı Konulmaz Zehri ile Yok oluşu
İnsanın burnu her kokuya alışmıyor söyledikleri gibi, bir süre hissetmesen bile yeni kokular tazeliyor sürekli mide kaldıran gerçeği; inekler umarsızca sıçıyor, neresi olduğuna bakmadan. Onları eğitmeye çalıştığım zamanlar oldu, saçmalığının ve gereksizliğinin farkında olmadan hem de, kendimi ineklere tuvalet dersi verirken buldum...
... İnek kesip bayram
YZ
Rüzgarlar menekşeden, ayrık otuna doğru eserse menekşenin kokusunu getirirmiş. Bu kokuyu derin derin içine çekermiş ayrık otu , yüreğinin yangınını söndürmek için. Eğer ayrık otundan menekşeye doğru eserse bu seferde rüzgarla sevda mektupları, aşk şiirler
Gaye Boralıoğlu
Gündüşümü yakıp kavuran bu firak avuçları içinde daha ne kadar kanatabilirdiki beni ?
Nerelerdesin ?
Dizginlerini yitirdiğim kayıp zamanımdın sen....
içimdeki çocuğu öldürdünüz dünya, toplum, siz
herkes uğraştı büyümem için ve başardı
şimdi bende herkes gibiyim gözleri donuk -yüreği sevgisiz
Kapıyı çaldı. Defalarca kapıyı çaldı. Açan olmadı.
Geceydi. Hava çok sıcaktı. Dal bile kıpırdamıyordu.
Birden bire köprünün korkuluklarına doğru bir kız yaklaştı. Üzerinde siyah bir manto, başında hoş bir şapka vardı. Onu gördüğü andan itibaren titremeye başladı. Heyecandan yüreği sıkışıyordu. Nastenka’sı gelmişti sonunda.
Orta yaşta olmasına rağmen hala erkeklerin başını döndürecek kadar güzel, fakat yapayalnızdı. Onurundan, kişiliğinden taviz vermeden yaşamaya kararlı bir kadının içine düştüğü yalnızlıkların her türünü yaşamıştı. Ne kadar çok erkek tanımıştı; düzeyli, düzeysiz, maskeli maskesiz...
Bir çocuğun basit bir hayali gerçekleşecek mi?
Yaşanmış bir olaydr.Elimizde olan herşeyi kaybettikten snra anlıyoruz.Ne de olsa çiğ süt içmiş insanoğlu...Davrnışlarımız farkına varmadan sergiiyoruz..Düşünmeden..daha sonra herkes kayboluyor aniden...İşte o zaman alıyoruz hatamızı ve iş işten çoktan geçmiş oluyor...
Çocukluğumun Derviş Babası, yularını tuttuğu bir deve ile birlikte bana doğru geliyordu. İyice yaklaştığında: "Yusuf um, evladım," dedi ."Deven hazır binebilirsin." Yattığım yerden güçlükle doğrulup onun yardımıyla deveme bindiğimde, susuzluğum ve hastalığım bir anda geçmişti....
Bir çocuğu daha bebek sayılabilecek yaşlarda ‘baba’ kelimesinden nefret ettirecek kadar, ‘iğrenç’ bu adam bir gün karşıma çıkacak ve bana, “ben senin babanım” diyecek!..
Falih Rıfkı Atay