Anarşist
kirli dudaklarım yutacak seni sonsuza kadar.iki adet günbatımı manzarasına takacağım gerdanlığını.
"Yazmak, aslında hayatın kendisiyle alay etmenin en ciddi yoludur." ― Virginia Woolf"
"Yazmak, aslında hayatın kendisiyle alay etmenin en ciddi yoludur." ― Virginia Woolf"
kirli dudaklarım yutacak seni sonsuza kadar.iki adet günbatımı manzarasına takacağım gerdanlığını.
Çanakkale Zaferi, aklı erenler için yere göğe sığdırılamayacak değerde bir zafer. Çanakkaleyi emsalsiz bir kahramanlık destanı görmenin yanı sıra, bu kahramanlık sırasında çekilen sıkıntıları da bilmek gerekiyor. Bir kez daha yad ettiğim kahraman bir topçu askerinin Çanakkale Savaşları-deniz ve kara- sırasında yaşadıklarından bir aktarım bu yazı.
Baktık bir tapu. Cennetin en mutena köşesinden bir dubleks daire tapusu.
Küçük bir ilçede yaşıyoruz ya, belediye hoparlöründen yapılan duyuru, doğal olarak herkesin ilgisini çekti. Gönüllerde yatan aslanların çoğu, kuyruklarını bir ters yüz edip havalandırdılar
Vaktiyle bir ülkenin bir şehrinde bir sepetçi adam yaşıyormuş. Bu sepetçi sabahtan akşama kadar dükkânında sepet yapmakla uğraşırmış. İşine saygı duyar, en ucuza satacağı sepetleri bile büyük bir özenle hazırlarmış. Bundan dolayı yaptığı sepetler çok sağlam ve dayanıklı olurmuş. Başka şehirlerden, kasabalardan, köylerden onun yaptığı sepetleri almak için
Oruç Baba Mekanı’nın tarihçesi:Bir-iki ay önce Dert Köşesi/Dert Ortağınız ünvanıyla bir başka caddede açıldı.Müşteri yokluğundan iflas edince “hileli iflas” yoluyla kapatıldı ve ünvanını değiştirerek yeni yerinde sizlerin hizmetinize girdi.
Türk milleti adına otuzaltı yıl hapis cezasına...
Kadın çığlık çığlığa feryad ederken ağır ceza reisinin son kararı değil iki sanığı jandarmaların tüylerini dahi diken edercesine bir gerginlik yaratıyor.Duruşma salonuna giren adliyedeki görevli polisler kadını zorlukla da olsa dışarı çıkartırken mahkeme reisi heyet üyeleri hiç istifini bozmadan
Bir kavak yelleri eser başından çeker gidersin..
Sarktığı camdan yerine oturan biri " Abi, yine yanıldın" der. Ağzım kulaklarıma varır. Nasılsa bir kaç dakikalık yolu vardır böylelerinin, önemsemem. Bir tabela gölgesinde frene basmamı isteyecekler. Kitabı defteri dağıldığı yerden toplayıp, kırpışan gözlerle bir bana bir plakaya bakacaklar.
Bu siteye eklediğimden emin olduğum ama dönüp bakınca bulamadığım bir öyküm.
Hani nezleyle ilgili demişler ya, ilaç alırsan bir haftada geçer ilaç almazsan yedi günde… Avrupa Birliği ile ilgili de şöyle bir espriyi sık sık duyarsınız 2050’li yıllarda. Avrupa Birliği Türkiye’yi alsa 2-3 on yılda yıkılırdı. Türkiye’yi almadı 20-30 yılda yıkıldı.