Kırkaltılık
Yalnız boyacı ustası da tedirgin, enişteye soruyor:
\- Kayınbiraderin dönüp gelmez değil mi?
\- ?
"Gelecek, şu anda var olan her şeyin geleceği. Yani endişelenmeye gerek yok, zaten buradayız." - Douglas Adams"
"Gelecek, şu anda var olan her şeyin geleceği. Yani endişelenmeye gerek yok, zaten buradayız." - Douglas Adams"
Yalnız boyacı ustası da tedirgin, enişteye soruyor:
\- Kayınbiraderin dönüp gelmez değil mi?
\- ?
Bir süre sonra ayağı topallayarak ve peleriniyle cüppesi uğursuz seslerle yerlerde sürünerek içeriye Başrahip Stakios Leşkesen girdi. İki korven döndü ve ikisi de rahibe uğursuz ama ölçülü bakışlar fırlattı. Rahibin eski püskü ve kılıksız, kirli hali, üzerindeki açık taze hastalık yaraları ve bir korven için bile iğrenç olan
Alnındaki teri, elindeki çekiciyle
Dedemi anarım
Sunay Akın
Aşk, nesnesi olmadan doğmaz hiçbir zaman, ama bir kez doğduktan sonra nesnesi kayıplara karışsa da var olmaya devam eder çoğu zaman...
Tekmil verildi. Sahne sona erdi. Subayların, astsubayların günlük yarım saatlik çalışması sona erdi. Şimdi sıra tabur binalarındaki odalarında istirahate çekilme saatleri. Yan gelip yatarken neler konuşacaklar? Vilayetin, ilçenin, zenginlerin kızları akşam onları bekliyor. Hepsi üniformalarıyla yakışıklı. Becerdikleri üniversitelilerin, sekreterlerin, hemşirelerin sayısı kaç acaba? Ya birbirlerine devrettikleri. Tabur çaycısı
Canima sevgilerimle
"Öyle her gördüğün sofraya bağdaş kurulmaz!"
Çoğu insanın problemli evliliklerine birbirlerinin gözünün içine baka baka yaptıkları ihanetlerine tanık olurken, Aşk'ında insan hayatı için sunulan bir ürün olduğunu farketmesi çok zaman almadı.
Organizma o zamanlar yoktu. Ya da vardı ama bu çapta değil.
Dünyanın bir çok yerine "Yaşa,ye tüket,iç,sıç seks yap"
Masallarda olur sanırdım kırkla ilgili cezaları
Kırk katırmı kırk satırmı derlerdi mahkuma
Kırk katır belki çekilir
Kırk satırda kabul
Ama sensiz kırk gün
Daros'un güçlü kollarını bedeninde hissetmek Baia'nın başını döndürmüştü. Daha önce de, şu son altı ayda pek çok defa fırsatlar kollayıp fırsatlar yaratarak yalnız kalmıştılar. Kendilerine mahremiyet sağlayacak yerler ve zamanlar ayarlamıştılar ama şu an bir başkaydı. Her şey kendiliğinden oluyordu. Bu beraber son geceleriydi. Yarın gece Kızıl Dolunay
Ya da acımadı kine, hiç acımadı, duymadım bile,derlerdi. Baharla birlikte dersleri kıranların dışında haftada birkaç kez eğitim şefinin odasına çağırılanlar vardı. Bunlar resmen o odaya ve dayağa aboneydi. Ya zamanında kalkmazlar, ya yataklarını toplamazlar ya da etütlere geç kalırlardı. Bizim sınıfta da bu ekipten bir iki kişi vardı.
Bari çapayı çek yüreğimden giderken
Ve ben cılız yüreğimle kürek çekeyim kıyıya
İhsan Oktay Anar