Doğan Ağaya İhanet
En sonunda yeterince kültürel faaliyette bulunduğunu düşünmüş olmalı gazeteyi elinden bıraktı.
Ana başlığa baktım: Doğaya İhanet. Altındaki: Kuş Cennetine Evler
Konacak.
Haklı bir eleştiri.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
En sonunda yeterince kültürel faaliyette bulunduğunu düşünmüş olmalı gazeteyi elinden bıraktı.
Ana başlığa baktım: Doğaya İhanet. Altındaki: Kuş Cennetine Evler
Konacak.
Haklı bir eleştiri.
.... Hani, okumakta olduğunuz bir kitabın sayfasını çevirirken, düşüncemiz saliseler süresince taaa uzaklara gidiverir de; yeni sayfaya yoğunlaşmanız için biraz gayret edersiniz ; işte öyle... Ama kesintiye uğrayan düşüncenin savrulduğu yerden döneceği yok gibiydi!... Belki de haklıydı; birdenbire kaygı yoğunluğundan bunalmasının geçerli nedenleri de olabilirdi… Askeri darbe öncesi
"Herkes haberi almış, namussuzlar, hergele deyyuslar. Bu nasıl insanlık, kimse elini taşın altına sokmak istemiyor. Büyük ihtimaldir ki şimdi herkes ellerini karılarının bacak arasına koymuştur. Ulan ne bok yiyeyim ben şimdi. Ulan Adanalı, Durmuş'un piçleri. Başıma ne işler saldınız" diyerek mırıldandı."
Melisa Kesmez
Ama bunlar kimdir sıradan bir vatandaşla niye uğraşmaktadırlar? Sercanın bunlarla uğraşacak gücü yoktur. Ne zaman nereden çıkacakları belli olmayan bu adamlar isteseler ücra bir köşede aniden çıkıp kaybedebilirler onu!
\- Allah bağışlasın. Yeğenimiz bir tane mi efendim?
\- Yok, üç tane.
\- Oh oh oh! En ideali efendim, en uygunu. Malumualiniz devlet katında makbul olan sayı da üçtür efendim.
Hedeflerim, ideallerim vardı. Amatör olarak yapmış olduğum internet yazarlığında çıtayı yükseltmek, profesyonel yazar olmak, kitap bastırmak, sonra kitaplarımı senaryolaştırmak, Orhan Kemal Ödülünü almak, ün, unvan sahibi olmak istiyordum.
Ay, kucak gelişmez karakavakların ardına gizlenerek usul usul ilerlerken gölgeler uzuyor, gölgeler uzadıkça çevre şekilden şekile dönüşüyordu… Uyuz Ümmet, karakavakların gölgesinden yürüyerek, gürül gürül akmakta olan suyu atlayarak geçti. Su arkının boyunca uzayıp giden ip incecik yolağa düştü. Geceleyin yürürken, neyin nerede önüne çıkacağını eliyle koymuş gibi biliyordu.
Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde bir dilenci varmış. Dilenci köy köy dilenir gezermiş. Yine bir gün bir köye gelmiş. Köyde bir kalabalık görmüş. Ney ki bu kalabalık diye düşünmüş. Köyün girişinde çocuklar oynuyormuş. Dilenci çocuklara yaklaşmış, Bu köyün adı ne? diye sormuş. Çocuklar Sarıyer köyü diye
Gecenin bir yarısı Edebiyat Siteleri ni tararken birkaç şiir gönlüme su serpti. Hüzün yerini yaşama sevincine bıraktı. Beni çocukluk anılarıma götürdü...
Kerem Eksen