"“Bazı insanlar hiç delirmez. Ne korkunç hayatlar sürüyor olmalı.” — Charles Bukowski"

Öykü

Şairler Çıkmazı Sokağı

"Size tavsiyem öykülerinizi Arapçaya çevirtin. Tanıdık bir tercüman arkadaşım var.Sultanahmet civarında halı satar. İsterseniz kartını size verebilirim. Şimdilerde Araplar bizim öyküleri, romanları okuyor. Başka da bir şansınız olduğunu zannetmiyorum. Bu Allahın belası ülkede sizi de kimse okumaz." dediğinde Rıfkıyla şok geçirdik

yazı resim

Kırmızı Manto

Yedi yaşındaydım ilkokula yeni başlamıştım. Evimiz ile okul arası oldukça yakındı. Ben o güne kadar sürekli sokakta oyun oynayan eve hava kararırken giren haylaz bir çocuktum.

Ne Çok Şey Öğrendim Senden Sonra Bir Bilsen.

Hayatın kendi halinde aktığını ve bizi pek de umursamadığını, kaderin mutlak var olduğunu; ancak kadere giden yolu seçmenin kendi tercihimiz olduğunu öğrendim… Geceleri bütün gerçekliği ile tanıdım; karanlık ve soğuk olduğunu, kahpe pusulara ve ihanetlere gebe olduğunu öğrendim…

Uyanık Dilenci

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde bir dilenci varmış. Dilenci köy köy dilenir gezermiş. Yine bir gün bir köye gelmiş. Köyde bir kalabalık görmüş. Ney ki bu kalabalık diye düşünmüş. Köyün girişinde çocuklar oynuyormuş. Dilenci çocuklara yaklaşmış, Bu köyün adı ne? diye sormuş. Çocuklar Sarıyer köyü diye

Fatura Savaşı

Eşim odaya girdi, elinde bir kağıtla geri döndü kağıdı uzattı. Bir de ne göreyim doğalgaz faturası ve dörtyüz liralık makbuz. Elim ayağım her tarafım titremeye başlamıştı. Sakinliğimi korumalıydım. Derin bir nefes alıp çarpıntımı hafiflettikten sonra sakince sordum:

Vı. Gün

Uzunca baktım yüzüne ve dedim ki, eskilerden kalma bir söz vardır;Bir kahvenin kırk yıl hatırı olur. Kırk yıl hatırım olur musun?

Başa Dön