..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Leyla'nın işi naz ve işve; Mecnun'un gözü yaşı çeşme çeşme..." -Fuzuli (Leyla ile Mecnun)
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Yûşa Irmak
Yûşa Irmak - yusairmak
Site İçi Arama:


Ana Sayfa
  Ne Doyum Kaldı, Ne de Gerçek Mutluluk (Yûşa Irmak) 16 Ağustos 2012 Türkiye 

Kitaplarla konuşup, kitaplarla hasbihal etmeyi insanlarla konuşmaya tercih ediyorum artık. Çünkü insanların konuşurken dağıtmayı sevdiğine bir çok kez şahit oldum. Fakat kitaplar öyle mi?! Asla ve katta! Zira kitaplarda bir nizam, bir düzen, bir yerleşke, bir akışı var! İşte bu saydığım hasletlere sahip kitapların her düşünceyi de topladığına inanıyorum. İnsanoğlu konuşurken saçabilir, kitaplarla konuşunca o saçılmış tüm şeyler bir anda toplanıverir… Bu yüzden, kimilerinin samimiyetsiz konuşmasını dinlemektense, aslında hiç konuşmayan, ama beyaz sayfaları arasında dilsiz bir şekilde konuşan kitapların limanına, gölgesine sığınmayı daha akıllıca buluyorum…

  Similia, Similibus, Curentur! (Yûşa Irmak) 24 Nisan 2013 Bireysel 

Sabah saat 6: 00 da yola çıkmıştım. Kanuni Sultan Süleyman Hastahanesi’nin otoparkına girdiğimizde saat 8’e geliyordu. Altı üstü 17 km’lik yoldu. Bu kadar erken çıkma sebebim; Altınşehir’de otomobil parçaları ve tamiri yapan bir arkadaşımı da görüp, hoşbeşten sonra bir çift çıkma lastik satın almaktı. 8: 30 randevusuna yetişemeyeceğimi hissedince direk hastanenin yolunu tutmuştum.

  Büyük Ülke Olma Yolunda... (Yûşa Irmak) 18 Aralık 2016 Dönemler 

Bu Ülkenin Büyük Ülke Olması Hayal olan bir İdeal Değil, İdeal bir Hayaldir! 1958'in 14 Temmuz'unda Irak’ta darbe oldu! Nuri Sait ve Kral II. Faysal devrildi! O dönemin, İsrail Devlet başkanı David Ben Gurion İsrail’in başbakanı ve ikinci savunma bakanıydı. Devrim yarı Nasır’cı, yarı Baas’cı bir özellik taşıyordu! Ortadoğu’daki bu uyanışın dinamiği de elbette kendi içindeydi. Türkiye ise bu uyanışı başlatan ülkeler arasındaydı!

  Duyarak Yaşamak (Yûşa Irmak) 18 Aralık 2016 Günlük Olaylar 

Nefes alıp vermek, hava ile dolan ciğerler, kalbin ritmi, kanın küçük ve büyük damarlarda dolaşımı, hücreler, vitaminler, enzimler, sinir uçları ve daha ötesi… Sempatik sistem, duygular, duygulanmalar, beyin fonksiyonları, gelecekte bir nokta, umut, umuda doğru koşmak, başarılar, gurur ve hüzün veya heyezan… Sayılamayacak kadar kelime ve kavram. Peki, yaşamak kavramlar mı yani sadece? Veya hepsini yaşayabiliyor muyuz gerçekten? Yaşarken anlayabiliyor muyuz biz bunları? Ya ölüm? Kalbin durması, kanın damarlar içinde donması, sönen gözler, havasız bir ciğer, ölüm katılığı ve sarılığı, kokuşma veya daha ötesi… Yeni hayatlara yaşama hakkı tanıma, toprağı doyurma, yeryüzü mutluluklarının bitimi, belki bir acının başlangıcı, matem, ölmeyenler için? Ölüm, hayatın bittiği nokta ve aynı zamanda hayatın bir parçası. Kimileri için hayatın anlamı. Ölüm bir ders, zorlu bir hayat bilgisi değil mi?

  Doğu’dan Göçen Dünyalar… (Yûşa Irmak) 18 Aralık 2016 Türkiye 

Bir infial koptu Doğu’dan. Büyük bir isyan gibi, Bir kutlu sefer gibi, Daha yağmurlar yağmadan, Sular yükselmeden, sel olup aktı Doğu..

  Cüz'i ve Kapsamlı Laiklik (Yûşa Irmak) 18 Aralık 2016 Toplum 

"Laiklik" kelimesi, İngilizce "secularism" kelimesinin tercümesidir. Kelime aslen alem ya da dünya anlamına gelen ve kilesinin karşılığı olarak kullanılan Latince "saeculum" kelimesinden türemiştir. "secular" kavramının kullanımı, ilkin 1648'de imzalanan Vestfalya anlaşması -Avrupa'da ki en uzun din savaşını bitiren anlaşma- ve çağdaş laik devlet ortaya ilk çıkışıyla birlikte gündeme gelmiştir. Kilise mallarının, dini olmayan yöneticilere yani sivil medeni devletin yöneticilerine devri anlamında "laikleştirilmesi"ne işaret etmek üzere kullanılmıştır. Kelimenin anlamını, laikliği "insanın durumunun düzeltilmesinin, ret ya da kabul anlamında inanç meselesine dokunulmaksızın maddi yollarla çözülebileceğinin mümkün olduğuna inanmak" olarak tanımlayan Jhon Holioc'un (1817-1906) elinde genişlemiştir.

  Huzuru Batıda Aramayın! (Yûşa Irmak) 18 Aralık 2016 Politik Olaylar ve Görüşler 

Rönesans'la başlayan, antik Yunan ve Roma esintileriyle dolu lâik, dinsiz bir süreçten sonra doyumsuz Batı, tekrar Ortaçağ'a, kiliseye ve ket vurulmuş özgürlüklere dönme eğiliminde. Hangi Avrupa ülkesine giderseniz gidin, kaldığınız otellerin odalarında bir İncil'i pekala bulabiliyorsanz, kiliselereskisinden daha fazla insanı çekiyorsa , İsa daha fazla sevilip, Meryem'e daha çok güveniliyorsa, Batı'nın her sokağında, her köşesinde, her yapıda, her ürününde, insanları inanmaya, yeniden inanmaya çağıran bir figür, bir sembol, bir renk bulabiliyorsanız; Batı Ortaçağ'ın kapılarını yüzyıllar sonra yeniden zorluyor demektir dostlar... Sömürgelerle zenginleşen, zulümle kibirlenen Batı artık bir bedel ödemenin eşiğine gelmiş demek ki şimdi de büyük bir telaşla bu beldeden kaçış yolunu arıyor kendine...

  Kafayı Gerçekten Bulmak (Yûşa Irmak) 18 Aralık 2016 Yaşam 

“Bizler buradayız ve an bu an. Bunun ötesindeki bilgi, boş lakırdıdır.” H.L Menchken “Gereksiz bilgi de olsa kafasını doldurmalı insan ki kafasını gerçekten bulabilsin.” Böyle bir tezim vardır yıllardan beri söyler dururum fakat önemli bir konu olduğunu maalesef içinde yaşadığım toplumun yadırgayacağını düşünerek tartışmak istemedim. Çünkü kalıp halindeki meşhur sözleri duymanın benim gibi düşünceden midesi ülser olmuş insanlara haksızlık olarak gördüğüm için konuyu kendime yazarak anlatmanın daha sağlıklı olacağına karar verdim.

  Kafayı Bulduk! Sıra Cesarette! (Yûşa Irmak) 18 Aralık 2016 Yaşam 

“Dürüst eleştirinin hazmı zordur, hele de bir akraba, bir dost, bir iş arkadaşı ya da bir yabancıdan geliyorsa..” Franklin P. Jones. Bir önceki yazımda kreatif insanların iki temel özelliğinden bahsetmiş “Merak” duygusunun önemli bir nimet olduğunu, meraklı insanların işlerini nasıl yürüttüğünü anlatmıştım. Tahin ve pekmez nasıl ayrılmaz bir ikiliyse, “merak ve cesaret”de bir insanda olmazsa olmaz iki önemli haslettir diyebilirim. Cesaret nedir? Ya da nasıl cesur olabiliriz?

  Seni Aramak (Yûşa Irmak) 18 Aralık 2016 Yaşam 


  El Bab'daki Şehitlerimize İthafen... (Yûşa Irmak) 22 Aralık 2016 Öyküsel 


  Seni de Sonunu Göremediğin Lanet Kibrin Bitirecek Nihat Genç! (Yûşa Irmak) 6 Ağustos 2012 Yazarlar ve Yapıtlar 

İnternette, TV kanallarında, gazete ve kendi şahsi sitesinde resimleriyle birlikte Ergenekon davasının tutuklu sanığı İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in dergisinde yazılar yazmaya başlamış Nihat Genç! Allah’ım ne büyük lütuf! Güya bilgili, akıllı, aklıselim, entelektüel görünsün diye o uzun saçlı, gözlüklü, “asık suratlı” fotoğrafını iliştirmişler uygun yerlere! Kontrolsüz bir adrenalin ile geldiği yeri hazmedemeyişi harmanlayan bu kibirli bakışların bir gün bu haberle de taçlanacağını zatı muhteremin o sinir bozan üslubundan biliyor demeye getirmiyorum gerçekten biliyordum.

  Zaman Su Gibi Akıyor… (Yûşa Irmak) 3 Şubat 2012 Gelecek 

Zaman su gibi akıyor gerçekten. Kapkaranlık hiç ışık görmemiş günahların perdelendiği bir gecenin biraz daha uzamasını dilemenin de hiçbir anlamı yok ki. Fakat aydınlık, er geç cürümümüzün perçeminin bir ucundan yakalayıp, yüzümüzü utanç kırmızısına boyayacak elbette…

  Tacizci İtler! (Yûşa Irmak) 3 Şubat 2012 İstanbul 

İnsanın kendi gözünü kontrol etmesi, gözünü herhangi bir “haram noktaya” dikmeden bir iş yapması ne kadar güç modern dünyada değil mi? Görünen o ki, asrın “görüntü” merkezli medeniyetler dünyasının tam kucağında oturuyoruz. Ve insan da bu asrın kendisine nimet diye sunduğu görüntülerle düşünüp, inanıp, hayatını da görüntülere bakarak devam ettirmekte müthiş ısrarlı. Öyle ki, herkes gözleri ile seçiyor sevdiğini, gözleri ile seçiyor dostlarını, gözleri ile seçiyor düşmanlarını… Sanki bitişin ve başlangıcın sıfır noktasında, olan-biten tüm şeyleri son kez gören “göz”, son sözleri söyleyen ise gönülleri dilgir edici “söz” oluveriyor haddizatında…

  Türk Erkeği Mevzusu Üzerine (Yûşa Irmak) 3 Şubat 2012 Toplumbilim 

Çok sevdiğim bir kardeşim ile gündelik işlerden hasbihal ediyoruz. Nasıl oldu anlamadım laf geldi dolaştı “erkeklerimiz-bayanlarımız” olayında düğüm oldu kaldı... Ahmet Bey kardeşim bu düğümü az da olsa gevşetmek ve çözmek için konuşmasının devamında bana dönerek; “yahu üstadım hanımları anladık da sen nasıl bilirsin Türk erkeklerini” deyince kem-küm ettim. Evet, kem-küm ettim çünkü söyleyecek çok söz olduğunu düşündüm… Hem mevzuu “saatlerce konuşulsa bitmez!”e de benziyordu! Sonra, olayın, neresinden konuşursan konuş hem çok “su götürecek” hem de her eleştiri oklarının ucu biraz da biz erkeklere değecekti...

  Entelektüel Namussuzluk! (Yûşa Irmak) 3 Şubat 2012 Toplum 

Sizi dinleyen “aydın”ı hala ikna edememişsinizdir. Ne yapardınız? Hiçbir zaman onunla aynı planda bulunmuyorsunuz nasıl olsa... O, şu özel “entelektüel namussuzluk” planında yer alıyor da ondan kendinizi dinletememişsinizdir…

  Modern Kızların Gönül Oyunu… (Yûşa Irmak) 4 Temmuz 2012 Yaşam 

İnsanı yıkayan en temiz suyun kendi teri olduğuna inanmış olacak ki, uzun zamandan beri vücuduna başka su değdirmemeye özen gösterdiği ilk bakışta anlaşılıyordu. Kırçıl saçları öyle yapağılaşmış ki görseniz içiniz acır… İri yapılı, badem gözlü, yüzü çopurlaşmış, buğday rengi yüzünü kapatan 5 aylık sakalı, ağzına doğru sarkan intizamsız bıyığı ile bir insan başından ziyade görüntü olarak adeta yosun tutmuş bir volkanik kaya kütlelerinden bazalt taşını andırıyordu...

  Hayat Çizgilerimiz (Yûşa Irmak) 24 Temmuz 2012 Yaşam 

Evet, günün ışığı kayboluyor, yani gündüzün aydınlığı körleşiyor. Hür türlü eylem ve hareketler hep değişmek zorunda. Aydınlık ve karanlığın farklılığı insanı müthiş değiştiriyor, sarsıyor… Gözbebekleri büyüyor insanın, ruh adeta boyut değiştiriyor. Yarın güneş yine doğacak belki ve belki gözlerimiz ufuk çizgisini bir daha yakalayacak… Ama bugün bitmiş olacak ve bugün bir daha yaşanmayacak…

  Artık Kendine Gel Tarihçi! (Yûşa Irmak) 24 Temmuz 2012 Tarihsel Olaylar 

Çocukluğumdan buyana ilgi alanıma girer tarih. Görsel zekâ olmam mukabilinde çoğu konuşmalardan, çoğu resimlerden, buluntulardan yola çıkarak bir çok araştırmalarım neticesinde hep hissettiğim istikametin tam merkezine çıkmıştır yolum… Bunun için biraz inat, biraz sabır, biraz da düşünüp sorgulamak yetiyor insana… Evet, bu yüzden hep tarihi kimlerin yazdığını merak etmişimdir.

  Tok Karnına (Yûşa Irmak) 24 Temmuz 2012 Yaşam 

Hiçbir güç, büyümeyi önlemeyi mümkün kılamaz ve büyüyen yalnızlıklarımızı… Zira, büyüdükçe yalnızlaşıyor insan. Kendine dönüyor, aynaya bakmaksızın kendini görmeye yöneliyor. Yoğun bir arayış bu. Yaratıldığı çamuru, yaşamanın gerçeğini arama senfonisi. Adem’e ulaşmak istercesine zorluyor insan kendini, bunalıyor, gerginleşiyor, asabileşiyor.

 

 





 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Yûşa Irmak, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 23.05.2018 02:37:33