Sen Benim İçin İmkansızdın
aşık olduğum halde aşık olmadığıma inanmak beni daha çok zorluyor beni daha büyük bir çıkmazın içine sürüklüyordu.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
aşık olduğum halde aşık olmadığıma inanmak beni daha çok zorluyor beni daha büyük bir çıkmazın içine sürüklüyordu.
Işık göz alıcıdır. Bazen yolunuzu aydınlatır, bazen başınızı ağrıtır, bazen yakar. Ama bir ışık var ki hiç bir zaman ne güneşinki gibi gaddarcadır ne de yıldızlarınki gibi küstahçadır. Kalbi aydınlatır, serinletir, güldürür ve özletir.
kız ogün çıktı ve yagmur altında ıslandı seviyordu yagmuru ama hiç ıslanmamıştı bugüne kadar yagmur altında ......... bir an düşündü neden yapadıgını daha önce neden hiç ıslanmadıgını.........................................
Kararlarıma uymuştum; günlerimi ters yüz etmiş yaşıyordum. Çok sevdiğim bir sanatçının ölümüne kadeh kaldırırken gülebiliyordum artık; ama içim ‘ Bu kalp seni unutur mu?’ diyordu ona...
Saat mişli geçmiş zamanın hikayesini iki geçiyordu seni ilk gördüğümde. Şimdi gelecek zamanın herhangi bir evresinde seni bekliyorum ...
Dargındır bana ak ve karaciğerim, sigara-çay ve alkol dostluğumdan, kalbimse kan kardeş benimle, seni tanıştırdım diye ona. Korkuludur şimdi, yarım kalmış sevdalar mezarlığımın bekçisi biliyorum ve fakat görev aşkıyla yanar bekçi, geceleri içi acır, rakı
belki büyük bir genelleme ancak hepimiz hayatımızın bir köşesinde aşk denen dünyaya adım atacağız ve gerçek dünyada olduğu gibi acısını tatlısını yaşayacağız. benim şimdi yaşadığım gibi...
Yagmur yagıyordu. Hüzün, sevincimin gölgesi oluyordu. Otobüs camına düsen, yorgun damlalar,karanlık ev suretleri ciziyordu, bakıslarıma.
Kadının yüzündeki gülümsemeyi ahlaklı bulmadı adam. Gülerken kullandığı yüz kasları, daha önce bu sözleri defalarca duymuş olduğunun kanıtı gibiydi. Adam ağzının içinde, "sanırım seni onurlandırdım" diye düşündü...
Yelkenlerini aç. İnce bir fırtına tutacak bizi. Sürükleniriz bir yerlere belki...
Ben seninle yaşıyorum, mabedimde, senin kalbinle, 19 yaşımda. Ben sana geliyorum her gece, yerini yurdunu bilmesem de geliyorum sana her gece.
Bir İstanbul şarkısından koparıp
Sarmaladım seni dizelerime.
Harmanlanmış türkülerden aparıp
Katık yaptım seni şiirlerime.
Akşam eve döndüğümde başının izinin kaldığı, kokunun sindiği yastığa tüm özlemimle sarıldım. Ardından gözyaşlarımın eşliğinde, geride bıraktığın tüm eşyaları bir odaya topladım ve o odaya senin adını verdim.
Benim yazdığım bir deneme, kimbilir kimin üzerine?
(An essay by me on God knows whom)
Biliyorum artık.
Sevdalıyım sana..
Sevmiyorum sevemiyorum da demiyorum.
Sevdim, seveceğim.
Bu sabah gözlerimi bahara açmak istedim. Günlerdir kisa bakan yüregimin artik biraz çiçekler açmasi, temiz hava almasi, yillardir üzerinde biriken paslari temizlemesi gerekiyordu.
Bazen kazanmak bir şeyler kaybettirir, bazen kaybetmek bir şeyler kazandırır, bazen aşk acı verir, ya da her zaman. Kaybettiğimi anladım.
Sinan Akyüz