Kış Aylarında Gözler
Elimde tuttuğum sürece onu, yaşıyordum çocukluk yıllarımı. Tekrar... Tekrar... Sıkıca sarıldım ona bugün. Göz yaşlarımı verdim ona son defa.
"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"
"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"
Elimde tuttuğum sürece onu, yaşıyordum çocukluk yıllarımı. Tekrar... Tekrar... Sıkıca sarıldım ona bugün. Göz yaşlarımı verdim ona son defa.
...Siz hiç bu kadar sevdiniz mi? Siz hiç, onsuzluğu hak etmediğinize inanırken, onsuzluğa mahkum kalıp yine de onunla olabildiniz mi taa içinizde?...Gidersem, biterdim!...
Ela gözlü kız ürkek uzatıyor başını pencereden. Kestane renginde bir rüzgar sarıyor artık oğlanin yüzünü her gece rüyalarında.
Aşk öyle bir kördüğümdür ki; sardıklarını siler, bitirir. Tıpkı Eylül ve Alp'e yaptığı gibi.
Baharın çiçekleri gönlünün cilveleri derken bir bahar daha geçiyordu. Bu akşam erkenden evindeydi. Günlerin sayıldığı yılların unutulduğu akşamlardan biriydi
Kar yağıyordu o gece. İki küçük kalbin içinde paylaşılan ,soğuktan korkmayan ,ama titrek bir alev.
Merhaba, yine ben. Hani artık nefret ettiğin o kişi. Sana verdiği değerden daha fazla kötülük eden kişi. Hatırlamışsındır umarım. Uzun zaman oldu belki de görüşmeyeli ve yine hissettiriyorsun kendini derin yazılarda.
Yarın dönüyorlardı. Sessizliğin hakim olduğu bir hayat nasıl da güzel olabiliyormuş diye düşündü.
Perdeler davetsiz bir yelle salındı, dışardan hanımelleri geldi ve Semiha'nın gözlerini bahar şefkâtiyle usulca sildi.
Saat ona inat edercesine yavaş ilerliyordu... Oysa o aksın, geçsin, gitsin ya da gelsin istiyordu aslında...O gelsin...
Biricik Sevdiğim,
Aradan çok uzun bir zaman geçti biliyorum. Bu mektubu yazmak benim için çok güç. Lütfen sakin bir şekilde oku. Bilmeni istediğim birkaç önemli şey var. Ne olursa olsun, ne yaşamış olursak olalım seni daima sevdim ve seveceğim. Sen benim için çok özel ve çok
bir acayip gündü. bir iki gün önceki güzel günlere inat, yağmur yağıyordu kıskanç kıskanç...kadıköy pusluydu, kadıköy ıslaktı ve kadıköy`den ayrılırken gözlerimde öyle...kırmızı bir gül ve gravatımla iskeledeydim.iş çıkışı bir toplantıdan gelmiş olmanın y
Ardına kadar açık olan kapının eşiğinde kalakaldılar. Ne Ayşe bir adım yanaşabiliyordu ne de Ali. İçeriden yabancı bir koku geliyordu. Ali’nin burnunu sızlatan, Ayşe’nin midesini bulandıran yabancı bir koku...
Kimse kızmasın içimden geçenlere
Ki ben,yüreklerinize bir yürek dolusu gül bırakarak
Gidiyorum
Bütün nefretlerimi
Yarım kalmışlarımı
insan gerçek aşkını bulmak için yollara düşer kimi zaman. Ya bu yol bir resim sergisiyse...
Lanetin akustik prensesi bir hancı edasıyla baldırlarıma dokundu. Etim yarıldı. Kanım titredi. Sen tüyün duyumsamadaki repertuarını ezberlerken; benim, doruklara olan inancım, mağaraya olan imgeleme gücüm arttı.
sevmek, kendini adamaktır.Karşılıksız ve beklentisiz.
Aynı zamanda sevmek insanı değiştirdiği gibi geliştirebilmeli de.
İhsan Oktay Anar