Geçmişte Yaşamak
Geçmişle yaşamak üzerine bir öykü bu, bilmem kimler kendisine nasıl bir pay çıkartır.
"Gelecek, sigara içtiğimizde bile bizi yakalar. Ve bazen, bir Pazartesi sabahı gibi kokar." - Woody Allen"
"Gelecek, sigara içtiğimizde bile bizi yakalar. Ve bazen, bir Pazartesi sabahı gibi kokar." - Woody Allen"
Geçmişle yaşamak üzerine bir öykü bu, bilmem kimler kendisine nasıl bir pay çıkartır.
Herkes tanıdı atkılarını, atkılar da ısıttı onları. Boğaz’ın serin rüzgarında öpüşürken, sadece köprü ışıkları, Venüs bir de atkıları şahit oldu olanlara.
Bu insanoğlu böyledir zaten! Konuşması gerektiği zaman susar, kalması gerektiği zaman gider ve en acısı, sevmesi gerektiği zaman kaçar.
Gerçekten korktuğu için değil aslında, korkması gerektiğine inandığından...
Turgutlu, İzmire ve bu büyük kenti çevreleyen körfeze pek uzakta değildir. Nemli ve boğucu sıcakların hüküm sürdüğü yaz mevsimlerinde, İzmirlinin içini ferahlatan imbat rüzgarı Bornova Ovasından içeriye sokulur, sokulmasına da Belkahve rampa
Biliyorum, bu plağın sahibi bir kadındı. Ve o kadın şimdi yaşamıyordu. Atar mıydı yoksa böyle sokaklara tamamlamadan o sözcükleri.
Her mutluluk muhakkak bölünecek mi? Seven bir adamın, aldatılmışlık dolu, yorgun , sancılı yüreğinin hikayesi... Gerçekler hiç de onun düşündüğü gibi değildi...
\- Seni korkutmuyor mu bu düşünce? Nasıl bu kadar kolayca alışabiliyorsun... Bir keresinde birini tanıdım.
Zile bastı, odacıyı çağırdı, bir çay söyledi kendisine, bir sigara yaktı, kalktı pencereyi açtı. İçeriye lodosun taşıdığı sonbahar doldu.. İlk yağmur damlaları belediyenin avlusundaki tozları havalandırıyordu. Odacı çayını getirdi, masasına bıraktı.
Bu kez doğru iz üzerindeydik. Hayatın anlamı az sonra gözlerimizin önüne serilecekti.
çokca aldatmaların aşandığı bir aman da bende aldatıldım ve aldatan ucuz insana yazdığım bir şiir...
Poyrazın Ege Denizinin nemini soğuk bir yorgan gibi İzmirin üzerine örttüğü bir akşamdı.Seni sinemanın kapısında görmüştüm. Sanki o soruyu sormak için özellikle beni beklediğini düşünmüştüm.Affedersiniz, saatiniz kaç?..
Elimde tuttuğum sürece onu, yaşıyordum çocukluk yıllarımı. Tekrar... Tekrar... Sıkıca sarıldım ona bugün. Göz yaşlarımı verdim ona son defa.
yaşadıklarımın bir aynası yazdıklarım, eğer ayna kırıksa sizce ne olur anlattıklarım ....
Ela gözlü kız ürkek uzatıyor başını pencereden. Kestane renginde bir rüzgar sarıyor artık oğlanin yüzünü her gece rüyalarında.
...Siz hiç bu kadar sevdiniz mi? Siz hiç, onsuzluğu hak etmediğinize inanırken, onsuzluğa mahkum kalıp yine de onunla olabildiniz mi taa içinizde?...Gidersem, biterdim!...
Fakir Baykurt