Veda Senfonisi
Uzun süren bir sevda masalıydı onunki..Sevdiğini tanrılaştırmıştı içinde..Tapıyordu adeta kutsal bir varlık gibi ona..Bir gün geldi..ve inancını yitirmeye başladı yüreğindeki tanrıya..
"29 Haziran'da 'Neden ben?' diye düşünenler, muhtemelen 28 Haziran'da 'Neden ben değil?' diyenlerdir." - Douglas Adams"
"29 Haziran'da 'Neden ben?' diye düşünenler, muhtemelen 28 Haziran'da 'Neden ben değil?' diyenlerdir." - Douglas Adams"
Uzun süren bir sevda masalıydı onunki..Sevdiğini tanrılaştırmıştı içinde..Tapıyordu adeta kutsal bir varlık gibi ona..Bir gün geldi..ve inancını yitirmeye başladı yüreğindeki tanrıya..
Yaşadığı toplumun sancılarını hisseden, yüzyılların değiştirilememiş kaderini, çaresizce çareler arayarak yaşayan bir yürekte, yeni filizlenen bir aşkın hikâyesi bu...
Bazen de ‘’Benim de ışığım olur musun?’’ diye koşar adımlarla aşkına kavuşmak isteyen, yaşlı gözlerin ve yorgun bedenin sahibi bir Haydarpaşa yolcusu oluverir.
Her mutluluk muhakkak bölünecek mi? Seven bir adamın, aldatılmışlık dolu, yorgun , sancılı yüreğinin hikayesi... Gerçekler hiç de onun düşündüğü gibi değildi...
O'na bir seyler anlatmak icin almistim aslinda kagit ve kalemi elime. Ne hakkinda yazabilirim diye düsünürken kendimi yaziverdim..
Geçmişle yaşamak üzerine bir öykü bu, bilmem kimler kendisine nasıl bir pay çıkartır.
Konuşmuyordu,Konuşmıyacak mısın dedim.Sesim duvardan duvara çarpıp bana tekrar geri geldi.Cevap alamayacağımı anladıktan sonra yemesi için biraz yiyecek birazda su getirdim.Ne getirdiklerime baktı nede bana.O yüzdende yemesi içinde ısrar etmedim.Öylece
Sana seslenmeye çalıştım. Gözlerimden süzülen bir damla olmanı istedim... uzandığımda yas ağıtlarının uğultusu hala kulaklarımdaydı, sevgilim.
Bileklerimden akan kan cehenneme kırmızılığını verirken;ben cehennemde müebbet hapise çarptırılıyordum.
Hoşçakal sevgilim,ben biraz tanrının şarabından içmeliyim...
Ölüme yaklaştıkça, aşk ılık bir şarap gibi gırtlağından içeri akıyordu ve içini ısıtıyordu. "Bu kadar güzel olacağını bilseydim, yaşamaya vakit harcamazdım" diye düşündü. Hayatı boyunca aradığı aşkı, ancak hayatından vazgeçtiğinde bulabilmişti.
durakta sadece bir genç kız vardı. Islak giysilerimden utandım, ondan olabildiğince uzak bir köşede durdum. İçimden söylediğim şarkılar, yavaş yavaş neşeli olmaya başlıyordu ki, kızın ağladığını fark ettim, üzüldüm ama güldüm. Nasıl tarif etsem, hani "buruk gülüş" derler ya işte öyle. Kendi kendime "Al başına, bir gariban âşık
Karşılaşmaları yağmurlu bir ilkbahar günüydü. Giray pencerenin önünde oturmuş yağan yağmuru seyrediyordu. Evlerinin önünden geçen yol işlekti. Acı bir fren sesinden sonra yuvarlanan bir aracın sesine fırlayarak hızla evden çıkmıştı.
Ardına kadar açık olan kapının eşiğinde kalakaldılar. Ne Ayşe bir adım yanaşabiliyordu ne de Ali. İçeriden yabancı bir koku geliyordu. Ali’nin burnunu sızlatan, Ayşe’nin midesini bulandıran yabancı bir koku...
işe yaramadagini söyleyebilirsin.. Ama zaten işe yarasın diye ölünmez..
Para kazanırız birşeylere sahip olmak için ama bi gün onları terk ederiz..
Yada onlar bizi.. önemi yok asıl nokta bi gün uyandığımızda yada uyanamadığımızda bizim olmayacaklar..
sonra çoçuklar yetiştirirz diyordu..
Ve