Yıkım
Genç bir, adam kalabalığı yararak yaşlı kadının yanına geldiği anda yere çöktü. Hüngür hüngür ağlıyor bir yandan da
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
Genç bir, adam kalabalığı yararak yaşlı kadının yanına geldiği anda yere çöktü. Hüngür hüngür ağlıyor bir yandan da
küçük insanların ortak öyküleridir bir kent
Ankara’nın Sıhhiye semtindeyim.Burası Ulus ile Kızılay’ı birbirinden ayıran bir sınırdır.Ankaralılar bilirler,her kimlikten insanın bir geçiş noktasıdır burası.Yanı başında Adalet Sarayı vardır,karşısında Dil-Tarih.Sıhhiye diye boşuna dememişler,sağlık semtidir ayrıca burası;İbn-i Sina,Numune,İhtisas,Hacettepe Hastahaneleri ile Sağlık Bakanlığı hep buradadır.Biraz yukarısında Abdi İpekçi parkı vardır.Nümayişlerin mekanıdır burası.Kızılay’da, Tandoğan’ da yapılamayan gösteriler,Abdi İpekçi parkında
int.de binlerce insanın yaşadığı yoğun duygular üzerine bir öykü...
Bir Kızkulesi hikayesi...
Kızkulesi önündeki akıntı, bazı günler şiddetlenir. Akıntının şiddetinden, şamandra denize doğru eğilir. Denizin üstü köpük köpük olur ve deniz, dere gibi akar.
Aslında akan, Kızkulesi'ndeki kızın gözyaşlarıdır...
El salladı otobüsün ardından. Gözleriyle “uğurlar ola” dedi. Yüreğiyle sadakat yeminleri etti. Otobüs kaybolunca dağların arasından, bir boş yola bir de şehre baktı. Öylece dimdik durdu bir süre. O olmadan atılacak ilk adımdaydı sıra.
Bütün bu çile niyeydi. Oda dediğin tuğlalarla örülü bir hücre değil midir? Çoğu zaman üstüme üstüme gelen bu tuğla yığınlarını diğerlerinden farklı kılan neydi ki. Galiba bütün gizem pencerelerde saklı. Bu hücre bir mezara dönüştüğü zamanlarda yaşadığıma ve hayatın devam ettiğine şahitlik eden bu pencereler soluk veriyor bana.
Benin bildiğim en ağır küfrü etti. Hem de bağırarak. Küfrün arkasına “Ya sev, ya terk et” ekledi. Pek sevgi dolu görünmüyordu. Galiba bir şeyleri terk etmeyi düşünüyordu.
Yurdumuzun önemli taihsel dönemecinde; Futbol seyircileri için kutsal bir ayin yeri gibi olan stadyumlardan birinin içine düşürüldüğü durum.
Daha önce de aynı şeyi söylemiştin. Çat diye bir ses geldi. Tamam dedim, kadın emniyet zincirini açıp adamı içeri aldı. İçeri girip kapımı kapattım. Ah ulan ah, madem onu evine alacaktın, bu kadar uzun tartışmanın ne alemi vardı.
\- Herkese odun geliyor. Herkese kömür geliyor. Herkesin evinde sobası var. Herkes evinin içini ısıtıyor.
\- Anlamışsın ya işte.
\- Onu anladım da, herkes sobalarını balkona çıkarsa her yer ısınmaz mı? Böylece evi ısıtmaya gerek kalmaz dedi.
Upuzun bir dolmuş sırası. Sırada bekleyen onlarca hatta yüzlerce insan. Sıranın baş tarafındakilerin yüzünde bekleyişin neredeyse sona erecek olmasından dolayı yerleşmiş hafif tebessüm ve uzun süredir bekliyor olmanın verdiği çökkünlük, yorgunluk. Sıranın sonundakilerin yüzündeyse umutsuz bekleyişin izleri.