Bu Yazının Başlığı Sır
Tarihini hatırlamıyorum. Bir kaç güz öncesine ait ama belli mevsiminden....
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, ama henüz yazılmamış olanın." - Ursula K. Le Guin"
"Gelecek, şimdinin geçmişidir, ama henüz yazılmamış olanın." - Ursula K. Le Guin"
Tarihini hatırlamıyorum. Bir kaç güz öncesine ait ama belli mevsiminden....
Kıyıdan biraz gerideki dar sokağın üç dört katlı, eski binalarında oturanlar genellikle birbirlerini tanıyan insanlardı. Aralarında burada doğup büyümüş olanlar bile vardı ki İstanbul gibi hareketli bir kent için bu pek de sık rastlanan bir durum değildi.
Upuzun bir dolmuş sırası. Sırada bekleyen onlarca hatta yüzlerce insan. Sıranın baş tarafındakilerin yüzünde bekleyişin neredeyse sona erecek olmasından dolayı yerleşmiş hafif tebessüm ve uzun süredir bekliyor olmanın verdiği çökkünlük, yorgunluk. Sıranın sonundakilerin yüzündeyse umutsuz bekleyişin izleri.
El salladı otobüsün ardından. Gözleriyle “uğurlar ola” dedi. Yüreğiyle sadakat yeminleri etti. Otobüs kaybolunca dağların arasından, bir boş yola bir de şehre baktı. Öylece dimdik durdu bir süre. O olmadan atılacak ilk adımdaydı sıra.
Yurdumuzun önemli taihsel dönemecinde; Futbol seyircileri için kutsal bir ayin yeri gibi olan stadyumlardan birinin içine düşürüldüğü durum.
En vitrinli caddelerden geçiyor. En lambalı sokaklar... Geçmişini hatırlatan çağrışımlar nesneleşmiş bazı dükkanlarda. Baktıkça dalıyor. Daldıkça nedamet. Nedametle bakıyor, baktıkça buhran. Çok eşli bir özlem miydi bu uyanan?
Benin bildiğim en ağır küfrü etti. Hem de bağırarak. Küfrün arkasına “Ya sev, ya terk et” ekledi. Pek sevgi dolu görünmüyordu. Galiba bir şeyleri terk etmeyi düşünüyordu.
\- Herkese odun geliyor. Herkese kömür geliyor. Herkesin evinde sobası var. Herkes evinin içini ısıtıyor.
\- Anlamışsın ya işte.
\- Onu anladım da, herkes sobalarını balkona çıkarsa her yer ısınmaz mı? Böylece evi ısıtmaya gerek kalmaz dedi.
Bir sokak, yaşamların paylaşıldığı, belki de zaman zaman birçoğumuzun defalarca geçtiği ama yaşanılanları farkedemediği... Yaşam kavgası içinde gözümüzden kayıp giden değerlerin öyküsü...
"Senin bir öykün var mı?" diye sordum.. Halbuki dünyaya gelen ve sadece üç gün yaşayan bir bebeğin bile aslında bir öyküsü olduğunu çoktan öğrenmiştim..
"Herkesin kitabı yazılmamış bir hayat hikayesi vardır, kimi ödül alır kimi sahaflarda yok olur gider
Arkasına baktı yolcu. Geride bıraktıklarına Bir fotoğraf karesine sığabilecek kadar küçük şehrin, sokak lambalarının cılız ışıklarıyla bıraktığı gölgesine Zifiri karanlıktan şehre ve otobüsün camına düşen kar tanelerini fark etti sonra. Titredi. Soğuğun