Kediler
Kendisi anne olamamıştı ama anne olan sokak kedisine iyilik yapmıştı hiç değilse!..O’da bir tanrı sayılabilirdi artık!..
"Yazarın yazma cesareti kalmayınca, eleştirmenin cesareti katlanır." – Umberto Eco (kurgusal alıntı)"
"Yazarın yazma cesareti kalmayınca, eleştirmenin cesareti katlanır." – Umberto Eco (kurgusal alıntı)"
Kendisi anne olamamıştı ama anne olan sokak kedisine iyilik yapmıştı hiç değilse!..O’da bir tanrı sayılabilirdi artık!..
İnsanlar yine yanılıyor!
Kuş bakışını yüksekten bakmak anlamıyla sınırlandırıyorlar.
Belki de bunu kasıtlı olarak böyle değerlendiriyorlardır diye düşünmeden edemiyorum.
Gerçi benim düşüncemin ne önemimi var!
Kimim ki ben?
Kutsal kitaplardaki metinlerin satır aralarında belirtilmiştir. Tanrı bazı güçlerini ister istemez peygamberleri ile paylaşmıştır. Onlar yeryüzünde ki temsilcilerdir. O gücünü bu aracılar vasıtası ile diğer insanlara gösterecektir. Bir elin parmaklarını geçmeyen peygamberlerin sayısının azlığından olacak ki bazı güçlerini de mürşidi kamillere dağıtmaktan çekinmemiştir. Bunlar dinimizde Allah dostu olarak
Füruzan
salt düşünce bazlı sentak bir arguman
Ahmet ve Nihat adında iki arkadas varmış. Aynı okulda okuyorlarmış. Ahmet İstanbul'da yaşayan, evi, arabası yeterince parası olan biriymiş. Nihat memleketten İstanbul'a gelmiş zor şartlar altında yaşayarak okuyormuş. Bunlar zamanla daha da iyi arkadaş ,,,,,,,,,,,
senin hissedip söyleyemediğini sevdiğin birinden duymak.
Gecenin ilerleyen vakitlerinde Yekta bir iç sıkıntısı yaşıyordu. Huzursuzdu. Huzursuz olması, onun uyumasını engelliyordu. Derinden gelen ayak sesleri duydu. Bu saatlerde bakıcılar ahıra girmezlerdi. Yoksa gelenler yabancı mıydı? Amaçları ne olabilirdi? Yekta yine de aklına kötü şeyler getirmedi. Bekledi. Biraz sonra ellerinde sopalarla, iğnelerle üç kişi karşısına dikilince
Para.. para.. para.., demiş birisi, ama para her şey demek değildir..
Aslında kişinin en büyük savaşı kendisiyle, en büyük barışı da öyle. Kendine âşık olmak kötü belki, ama kendini sevmek gerekli, hep kendini düşünmek kötü elbette, ama kişi bazen kendini düşünmesini bilmeli. Ne de olsa herkes gittiğinde kendisiyle baş başa kalır insan.
düşünen adam ve düşünen heykel göz göze gelir ve başlar her şey.
Ayrılık acısıyla ağlardı hüznün içinde yüzen deniz kızı her gece… Tahammül edilmez bir yokluktu avuçlarındaki titreme. Hasretli gözyaşlarıyla engin denizlere açılırdı gerçeklere meydan okuyarak. Cesur yüreği ile kucaklardı denizin hırçın dalgalarını. Bakışları; suskun bir güz güneşi, her gülümseyişi; bin yıllık figan olurdu yıldızsız gecelerde, vuslatı bekleyen yüreği biçare…
Tek çirkin bendim onlara göre. Bana bakan kendi çirkinliğini unutuyordu sanki.
M. Kemal Sayar