Berlin Kuşatması
Alphonse Daudet'nin Pazartesi Hikayeleri adlı kitabından Berlin Kuşatması adlı öykünün çevirsi. Çeviri Aslı Özpolat tarafından yapılmıştır.
"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"
"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"
Alphonse Daudet'nin Pazartesi Hikayeleri adlı kitabından Berlin Kuşatması adlı öykünün çevirsi. Çeviri Aslı Özpolat tarafından yapılmıştır.
Söylentiler birbirini takip etti. Kimileri gece yarıları beyazlar giymiş ak sakallı bir ihtiyarı gördüğünü söylediğinde mahalle sakinleri iyice bir paniğe kapıldı. Hemen herkes bir şeyler söylüyordu. Bazıları bu olayın kıyametin bir habercisi olduğunu iddia ederken , kimileri artık yatırın ayağa kalkma zamanının geldiğini tartışmaya başlamıştı. Bu dedikodular yüzünden
YZ
tetik haydi uyandır beni
hadi uyandır...
daha ne kadar uyurum böyle?
kendimden ve ondan habersiz.
hadi uyandır beni
Nurdan Gürbilek
Bir kulun olarak sana şükranlarımı sunarım ey yüce tanrım. Beni bu pislik dünyaya getirdiğin için önceleri çok sitem etmiştim. Doğduğuma bile pişman olmuştum ama bilmiyordum ki beni bir amaç için bir misyonla bu dünyaya gönderdiğini. Elbette bunları yaşarken öğrenecektim. Bu dünyanın içinde bir dünya olduğunu ve benim bir
tüm canlıların en birinci görevi herşeye rağmen yaşamaktır. Yaşadığını herzaman ve her koşulda söylebiliyormusun?
Böyle düşünüp yürürken, ilerdeki otlukta bir geyik gördü. Geyik, arada sırada etrafına bakınıp tekrar ot yemeğe başlıyordu.Geyik, aniden koşmaya başladı.Aynı anda yan taraftaki çalılıktan iki kaplan fırladı. Biraz sonra geyiğin önüne iki kaplan daha çıkınca geyik dört yandan sarılmıştı. Belli kaplanlar geyiği yakalamak için tuzak kurmuşlardı. En iyi
Yüzüne karşı Diyemedim ama, içimden, "Hoppala!" demişim.
düşünmek istemiyorum artık ne hayat ne ölüm üstüne mutluluğu beklemekten bıktım sihirli kutular yok sevdiklerin gince zaman saymaktan başka kalan birşey yok nefes aldıkça uyum
Seni senden sormanın güzelliği… Sahilde, dağ başında, vadide…
Seninle yaşamanın, dünyaya kafa tutmanın çekiciliğinin o vahşi güzelliği; vazgeçilmez.
Yakamda gül gibi taşırım seni...
Kristal şekerlik, koca bir yıl özlemini çektiği rengârenk şekerlerine kavuşmanın tatlı sarhoşluğunda büfede yerini almıştı. Gümüş tabak da aynı yerde pırıl pırıl parlıyor sanki "ben de beyaz bademlerimle sütlü çikolatalarımla buradayım" der gibiydi. Hemen yanı başında arzı endam eden desenli antika kolonya şişesi ise limon ferahlığını üç gün
Emrah Safa Gürkan