Hayat İnsana Neler Gösteriyor!
...her sıradanlığın ardından büyüleyici bir hikâye çıkabiliyor (hiç olmazsa benim için öyle) ve hayat insana ummadığı neler neler gösteriyor!..
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
...her sıradanlığın ardından büyüleyici bir hikâye çıkabiliyor (hiç olmazsa benim için öyle) ve hayat insana ummadığı neler neler gösteriyor!..
Gel darılma nazlı can yüreğime dert olur
Düşmanın oku acıtsa da inan gam yemem
Dostun yan bakışı bile hançerden sert olur
Darılırsan terki diyar eder geri dönmem
Şafak vakti tarlada toprağa dokunan Zeynep'in hikâyesi... Kırk üç yaşındaki kadın, yıllar önce annesi Hatice'den aldığı bilgeliği hatırlıyor: "Toprak her şeyi bilir." Toprağın bir anne gibi alıp verme, saklayıp ortaya çıkarma ve asla unutmama özelliğini kendi hayatında keşfeden Zeynep'in iç dünyasına dokunan, doğa ve kadın arasındaki derin bağı
Önsöz:
Merhaba arkadaşlar bu hikayem Kadının yaşadığım cografya üzerinde sadece bir cinsel obje olarak görenlere bir eylem niteliğindedir ve Kadının kapitalist sistemde kullanılmasını kınamak ve uyarmak amacı ila ve kadına olan sınıfsal ayrımın ve şiddetin artık yok olması amacı ila yazılmıştır.
Serdar ÖZDEMİR...
Sarmaşık olup sardı sevgin içimi, zehrin içime aktı. Bu ilk aldatılışımdı. Ve olsa olsa bu son aşkımdı…
yol üstünde gördüklerimiz vardır. düşünmeden yaptıklarımız vardır. içinden geçip gittiğimiz hayatlar vardır.hayatlarına teğet geçtiklerimiz anısına.
...“Aşk’ın gücüne inanmalıyız” dedi oğlana. Oğlan sustu, hiçbir şey söylemedi. Kızın niye böyle bir şey söylediğini anlamadı, anlamakta istemiyordu. Çünkü kızı seviyordu ve bir daha görmek istiyordu. İlginç bir şekilde başlayan Aşk’ı burada sonlandırmak istemiyordu. Sanki kız istiyordu, o da istemiyordu; ama Aşk’ın sihirli bir gücü olduğunu düşünüyordu
mersinde yayın yapan yerel gazete izlemgazetesi köşe yazısı
Sabahın erken saatlerinde uyanıp boş yatağıyla yüzleşen Esra'nın hikâyesi... Bir zamanlar herkesin imrendiği bir evlilik, şimdi yerini derin bir boşluğa bırakmış. Namaz seccadesinde ne dileyeceğini bile unutan, çocukluğundan beri içinde taşıdığı sessizlikle boğuşan bir kadının içsel yolculuğu. Mutluluğun ardındaki görünmeyen çatlakların dokunaklı portresi.
Çiçekler karşıladı bizi tepede. Yol kanarlarına, ağaçları çevreleyen tarhlara dikili; rengarenk, hoş kokulu çiçekler... Ve ağaçlar karşıladı; o, çok yukarlardaki dallarıyla güneşe kafa tutan ağaçlar... Yaşamak için, o muhtaç oldukları güneşe, gölgelerine sığınanlar adına kafa tutan ağaçların altındaki küçük iskemlilere oturduk, bir nefes soluklanmak için. Rüzgarın eteğinde kokularıyla
“İşte her şey böyle başladı…” diyen yüzlerce hikaye okumuşsunuzdur. Bu onlardan biri olmayacak. Her şeyin nasıl başlamış olduğuyla ilgili bir ipucu bile bulamayacaksınız. Her şeyin sandığınız gibi bir başlangıç, bir gelişme ve bir sonuçtan oluşmadığına tanıklık edeceksiniz. İşte böyle bir hikaye başlıyor. Amma Hikaye! diyeceğiniz bir hikaye…