Gülsüm...
Gülsüm dilsiz, sara hastasıdır. Hayat onun için büyük bir bilmecedir. Var olmak, zaman ve ölüm...
"Bugün Perşembe miydi? Yoksa ben mi ölüme bir gün daha yaklaştım?" - Dorothy Parker"
"Bugün Perşembe miydi? Yoksa ben mi ölüme bir gün daha yaklaştım?" - Dorothy Parker"
Gülsüm dilsiz, sara hastasıdır. Hayat onun için büyük bir bilmecedir. Var olmak, zaman ve ölüm...
Benim çocukluğumda, atalarımızdan kalan bu dünya tertemizdi
Bizler ve bizim gibiler daha rahat ortamlarda büyümüşlüğü, anne baba sevgisine tokluğu, şımartılmanın vermiş olduğu küstahlığı Kadriye gibi kadınları, anneleri görünce anlarız. Onlar için üzülmek bir nevi şükür sayılır bizler için.
Yetmiş dokuzlu yıllardı…
Daha önceleri pek fark etmediğim bu kız…
Aynı yerde çalışıyorduk
Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın Bodrum'daki sürgün yıllarında, Büyük bir köy görümündeki Bodrum,
"Pişmiş tavuğun başına gelenler" sadece bir deyiş mi yoksa evrensel tarihimizin özü mü?
Gittin… Gittin canımın canı…
Yarım bıraktın beni… Yaralı…
Sevgisiz kısır bir yürekle, yarım kaldım…
Yarsız kaldım işte…
Bir ömür boyu sevgisiz…
Kibar Kurt'un nezaketinden bütün hayvanlar haberdar oldukları için, onu gördüklerinde asla paniklemezlermiş.
Eski Ankara sokaklarında dolaşan Yakup ağa'nın kendi ağzından öyküsü
Kadının gözlüğü burnunun ucuna kadar düşmüş, elinde tuttuğu tanıtım broşürü yana kaymıştı. Uykunun verdiği gevşeklikle aralanan ağzından salyası akıyordu. Esra uyuşan bacağını ileriye doğru uzatıp, ayağını sağa sola döndürmeye başladı. Bir türlü rahat edemiyordu. Dik durup, bir eliyle ön koltuğa tutunup da oturmayı denedi. Bu esnada otobüs sarsılarak
"Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar...
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar!.."