Garip Bir Zaman Diliminde Çalan Telefon…
Telefonun sesi gecenin ilerleyen saatlerinde acı acı çalıyordu. Gecenin bir yarısıydı, bakılmalı mıydı, tam karar verememişti. Ama çalan telefonun sesi durmak bilmiyordu.
"“Deprem, insanın dünyayı sağlam sandığı için yazdığı en uzun dipnottur.” — Franz Kafka (kurgusal)"
"“Deprem, insanın dünyayı sağlam sandığı için yazdığı en uzun dipnottur.” — Franz Kafka (kurgusal)"
Telefonun sesi gecenin ilerleyen saatlerinde acı acı çalıyordu. Gecenin bir yarısıydı, bakılmalı mıydı, tam karar verememişti. Ama çalan telefonun sesi durmak bilmiyordu.
Gelmeyeceksin biliyorum; sorgulamıyorum hayatı,nedenini aramıyorum gidişinin,şahit olduğum tek şey durdurdun zamanı ve güneş artık ısıtmıyor bu kenti...

Neyse o, yani tam da bir kurbandan başka bir şey, bir ölüm-için-varlıktan başka bir şey ve dolayısıyla ölümlü bir varlıktan başka bir şey. Bir ölümsüz: İnsanın başına gelebilecek en kötü durumlar, O kendini hayatın karmakarışık ve zorbaca akışı içinde ayrı bir yere koyabildiği sürece, onun böyle olduğunu, yani
aslında herkesten bir parça hatıra var kırlangıç dizisinde, hepimizin yaşamından kesitler...buda onlardan biri
Ama halan korkuyordu artık her şeyden. Hiç kimseyi istemiyordu yanında bütün gün odasında, yatağının üstünde sallanır durur “Neden ?” derdi, “Neden? “.
Sen karnımdayken ninenlere gittik gene. Baban “ doktora gene götürün bu kızı, daha kuvvetli haplar içirsin ona, unuttursun işte “. Diye öğüt veriyordu ninene.
Sadece birbirimizin gözlerine baktık. Ne müziğin sesi, ne figürlerin canlılığı, ne de rüzgâr kaçırabildi o anı. An’ı kıpırdatan bir tek yürek çarpıntısı oldu. Kalktım, kendi gözlerimden onun gözlerine yol aldım.
Sadece masumane ve amatörce hissettiklerimi yazdım.
Dişi ve erkek, damarlarında dolaşan alkolün yoğunluğu kadar güzel, yakışıklı ve becerikli olacak; gerginliğin, ince fakat uzun yayında hangi noktaya temas etseniz sert bir nota ve haykırışın başlayacağı o gizli serüven şimdi, çaprazımdaki merdivenlerin bir kat aşağısından hayata bağlanacaktı. ..
“İnsan sayfiye yerine gidince, sıcaktan bunalıp ayaklarını sokabileceği, suya atlayıp serinleyebileceği, mis gibi kokusunu içine çekebileceği bir deniz arıyor” diye düşündü Nermin, kıyıda karla kaplanmış taşların üzerinden yılların eskittiği, rüzgarın tahtalarını uçurduğu iskeleye bakarken . Bir de çocuk sesleri.. Çocuk seslerini arıyor insan: Kız, erkek, mutlu, huzursuz, bağıran,
Gülsüm dilsiz, sara hastasıdır. Hayat onun için büyük bir bilmecedir. Var olmak, zaman ve ölüm...