Kan Fışkırıyor…
Her ne kadar dikkat etsem de, bazen ahşap kapının sesine, engel olamazdım.
Gül bahçesindeydim. Güller o kadar canlı ve renkliydiler ki, kıyamadım.
"“Eskiden Pamuk Prenses’tim, ama savruldum.” — Mae West"
"“Eskiden Pamuk Prenses’tim, ama savruldum.” — Mae West"
Her ne kadar dikkat etsem de, bazen ahşap kapının sesine, engel olamazdım.
Gül bahçesindeydim. Güller o kadar canlı ve renkliydiler ki, kıyamadım.
salt düşünce bazlı sentak bir arguman

Yıl 1981: 12 Eylül’ün ortalığı tozu dumana kattığı; bir çok devlet memurunun asılsız ispiyonlarla sağa sola savrulduğu acılı günler. Sisli bir Kasım günü hiç beklemediğim kararı duyunca, ister istemez sarsıldım, hıncım bir an öfkeye döndü.
Bu onunla son buluşmamız olacaktı. Gönderdiği mektupta ailesinin isteğiyle bir akrabasıyla evleneceğini ve son kez buluşacağımızı yazmıştı. Onu zaten hiçbir zaman çözememiştim
Büyük serinin III bölümü, heyecanla sürüyor...
Sıcak bir Eylül akarken gözlerinden, gün sevdadır, gün vedadır... Tek suçludur Eylül, o çağırmıştır sevda sancılarını ve bitmeyecektir. Aralık kapıları kapanırken günlerin yüzüne, yeni merhabalar kucaklanır acımadan... Bunu sezer yürek ve kırılır aynalardaki gülümseyişe. Yalnız dillerde kraliçedir ceylan bakışlı sultan... Bir kez daha anlar ki aşk yoktur. Bir
Ve hayat, acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle, kederiyle el ele tutuşup, yarınlara umutla yelken açarken, bir masada oturan dört kadınının yüreği tek bir düş için çarpıyordu.
Karalamışsan bir şeyi silsen de, karalanmamış edemezsin
Keloğlan kasabaya tavuk satmaya gitmiş. Pazara gelince elindeki iki tavuğa müşteri aramaya başlamış. Adamın biri tavuklara bir altın vermiş. Keloğlan bunu kabul etmemiş. İlle de iki tavuğa iki altın isterim demiş. Keloğlan’ın tavukları bir altına vermediğini gören adam:
“ Bak Keloğlan, bende bir define haritası var.
hepimizin düşleri vardır, kaçanı gerçekleştirdik, kaçından vazgeçtik?
Bir bakışmaydı, anlamlandırmak çok güç, belki sitemli, belki suçlu, belki korkulu, belki kızgın, belki alaycı, belki sorgulayıcı belki belki tam bir belkiler silsilesi, bir bakışa bir sevdayı mahkum etmek kadar anlamlı bir o kadar da anlamsızdır üç harfli beş noktalı.
İkircikli Failler vardı hani. Konusu da şuydu: Kişilik çatışmalarının fantastik bir örtü altına atılmaya ve dolayısı ile gizlenilmeye çalışılmasıydı...