"Kitaplar, sessizliğin çocukları ve belleğin anneleridir. — Umberto Eco"

Öykü

yazı resim

Seni Düşünüyordum...

Camlardan yağmur damlaları süzülüyordu, O’ysa ağır ağır süzülen damlaların gel-gitinde uyuşmuş beyninin eşlik etmediği ve uzun süredir kırpmadığı için acıdığını fark etmediği gözleriyle sadece uzaklara bakıyordu. Gözleri uzaklara öyle saplanmış, düşüncesi öyle uzaklara saklanmıştı ki...

Katıksız Ekmeklere Umut

Yirmidört saat yaşayan, uğultusu dinmeyen sesiyle herkesin kulağına farklı nağmeler fısıldar tren istasyonları. Kiminin yüreğine ayrılığı dağlar, kimine vuslatın o ılık nefesini üfler. Bana ise, içinde o hüzünlü çocuğu yaşatan dedemi hatırlatır...

Yarın Daha Çok Sevdalı

İyi, güzel, doğru, faydalı olan her şey yitti gitti mi?
Onlar, güzeli çirkin, varı yok etmiş, barışı bırakmış savaşa koşmuş, yok olmuşlar sonra...
Yılan toprağı koklaya koklaya yermiş, tadına daha iyi varmak için değil, toprak bitmesin diye. Yılanken o böyle yapıyor, oysa biz?

Senden Bana Arta Kalan

Ademle Havva’dan kalan ayrılık mıdır,yoksa kaybolan bir yalnızlık mıdır bana senden kalan?Tamamlanmadan dudaklarda kalan bir sözcük müdür bana söylemeye çalıştığın?
Geceyi vagonlara sığdırmak,tüm uykularımı sollamaksa niyetin,başardın solladın uykularımı.Yastığımın altında,baş ucumda biriktirdiğim çocukluktan kalma hayallerimi de götürdün giderken.

Alacakaranlık

Hiç olmadığım kadar kötüyüm…
Beynimdeki ve yüreğimdeki bütün yüzlerin bir ölünün yüzüne dönüşmesi ve o ölüyü bu kadar özlüyor, “onu” özlemek eylemini de bu kadar garipsiyor olmam kaldırabileceğim bir durum değil sanırım. Yılların yorgunluğu bir gecede üstüme çökerken benim aslında ona ne kadar âşık olduğum söyleniyor

Aşk Bu Mudur

Genç kız aynada tüm hatlarını inceledi. Ne bir yüz güzelliği vardı ne de vücut güzelliği. Üstelik birazda boy fakiriydi. Oysa tüm bedeni alev alev yanıyordu. Onu kucaklayacak, doyasıya sevecek, hatta canını

Başa Dön