Kutumun Çağrısı
Neden hep bana zamanımın yetmediğini soruyorsun? Ah, aşkım bilmiyorsun, senin daha çok vaktin var.
"Gelecek mi? Ben daha dünün taslaklarını bitiremedim ki!" – Franz Kafka (kurgusal)"
"Gelecek mi? Ben daha dünün taslaklarını bitiremedim ki!" – Franz Kafka (kurgusal)"
Neden hep bana zamanımın yetmediğini soruyorsun? Ah, aşkım bilmiyorsun, senin daha çok vaktin var.
Astarının yüzünden pahalıya malolduğu şu günlerde artık uzun vadeli
YZ
On beş gün sonra yavrumuz uçuş talimlerine başladı. İki gün sonra masanın üstünde bizimle yemeye başladı
Serkan Karaismailoğlu
yaşamı anlamılı kılan gözlemelerimizdir. göremeyen bir insanın ıstırabını yazarlardan başka kimse dile getiremez. bazen bir çocuğun minicik tebessümü bazen de acıyı gözlemler ve de duygu dünyamızda yoğurup okuyucuya sunarız.
\- Etrafına baksana, iyi bak, çevrendeki altın çerçeveli evlerde camlar açık ve karanlıkta bir kenara çekilmiş olan, yarınlardan ümitsiz, hedeflerini, hayatlarının anlamlarını kaybetmiş insanları görmüyor musun?
Yaralarıma yaralar eklendi hiç kabuk bağlamayan; eteğimde hoyrat sevdalar birikti dağılmayan; avuçlarımda kırık cam parçaları var bir türlü battıkları yerden çıkmayan; masumiyetime sevdiklerimi acıtınca aldığım haz bulaştı bir türlü aklanmayan…
Demek burada ölecekmişim…Ölmeden önceki son sözüm ne olmalı diye düşünüyorum…
Senin dövdüğün adam kaç yaşında biliyor musun?Kaç yaşında olduğunu ne bileyim ben? Hem yaşından bana ne?
Her sabah işe gittiğim yolda büyük bir reklam panosu var: ‘yakında’diye bilinmeyen bir ürünün reklamı.. Onu her gördüğümde aklıma sen geliyorsun. “yakında diyorsun bana. Zerrin yakında sana kendini iade edeceğim.
Serdar lütfen artık bana kendimi iade et!!! Kurtar beni kabuslarımdan Kendimi yeniden bulmak istiyorum!!!
Bir ülke düşününüz, (AB Ülkesi) sizin ülkenizde cana ve mala zarar verici her türlü terörü destekleyerek, sizi Ermeni Soykırımı ile dahi suçlarken, size karşı şahsen, hiçbir haksızlık etmemiş olacak ve mahkemeleri ama sizi asla haksız olarak mahkum etmeyecek. Bu mümkün değil. Bunu mümkün sayan mantık ne yazık ki
Güneşin batmasına yakın, esen lodosla birlikte şımaran dalgalar sahile vurmadan şahlanıyor, sonra sinsice sahile uzanıyor, küçük kızın ayaklarında köpük köpük olup duruluyordu. Küçük kız her dalga gelişinde nefesini tutup sabırsızca o coşkun dalgaların ayaklarında diz çöküşünü çığlıklar atarak karşılıyordu. İleride, banklardan birine iyice kurulmuş dedesi, torunun her çığlık
Kasada para üstü çevirirken, müşteriye biraz para veriyor, sonra “Oldu mu?” diyordu. Müşteri “Eksik” deyince biraz daha veriyordu. Kasada sık sık açık çıkıyordu.
Oğuz Atay