..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Kurguyla gerçek arasındaki ayrım, kurgunun mantıklı olmak zorunda olması. -Tom Clancy
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Anı
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Devedikeni
Sevde Ot
Deneme > Yaşam

Anlamaya çalışmak sanırım her şeyin başlangıcı ya da anlamdırmaya.Çok uzak ilişkili içerisinde olan herhangi bir şeyi bile bir noktada bir araya getirip ortaya bir şey çıkarmak.Ve bunun getirdiği kişinin kendine karşı sorumlulukları.Sürekli içinde bir his var neden var olduğunu bilmiyorsun aynı şekilde sebebini de sadece var.Bazen bir şeyler çıkartıyorsun tam oturdu evet bu diyorsun ama sonradan da onunda olmadığını anlıyorsun.Zaman geçiyor farkın

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Anı
381 
 Küçücük Ayakların  (aslı)

Kızımla küçük bir anı
382 
 Dayak  (Kemal Yavuz Paracıkoğlu)

Lavabo üstündeki aynada yüzümü gördüğümde, gördüğüm morarmış, kızarmış, patlamış, kanamış et parçaları sinirlerimi bozdu, başladım kikirdeyerek gülmeye. Musluğu açmış, avucumu suyla doldurarak suratıma çarpmıştım ki, bu darbeyle canım acıyınca daha çok gülmeye başladım.
383 
 Bedenim Beyrut, Kalbim İstanbul (Bölüm 3 )  (kuzey darıcı)

"ve seni görüyorum yine yumuşuyor adiliğin ve uçmazlığın ben bakınca, yumuşuyor insana uyuşmazlığım sert kayada , ...
384 
 Bağbozumu  (Engin Yavuz)

Nuriş’lerin evinin karşısında komşuları Çetin’e ait, her tarafını asmaların sardığı, pembe üzüm salkımlarıyla süslü bir bağevi vardı. Girişi domates tarlası, arkası asmaydı. Yoldan girip tarlanın önündeki patikadan birkaç adım atılınca sol tarafta ağzı ko
385 
 Halkımın Otobüsü...  (duygu bektaş)

Otobüsler sıralı, insanları bir yerler yetiştirme derdinde.İnsanlar sıralı hep bir yere yetişme derdinde.Önde yine halkımın otobüsü halk otobüsü,kokusuyla,kirli koltuklarıyla hakkını kimseye vermeyen.
386 
 Siyah Dostum  (onur göndem)

zaman zaman yalnızlığını paylaşmak ister insan... bu kimi zaman başka bir insan,kimi zaman yıldızlar olur,kimi zaman da bir hayvan...
387 
 Anneler Gününüz Mübarek Olsun Öğretmenim!  (Serap TAN)

Ne kadar sıcaktı. Sıcacık... bir zamanlardan bir anı...
388 
 Bağbanın Haftalığı (11 - 17 Ekim)  (Özgür Yenigün)

Bağban için yoğun bir hafta oldu. Nerden tutsa ucunu da anlatsa, bir türlü karar veremiyor. En iyisi üzümlerine yaptığı mineral takviyesinin heyecanıyla başlasın.
389 
 Soluk Soluğa Kalacağımız Dünyada Varlığımızı Bilmek Zor  (Hikmetullah Yetkin)

İnsanlarımızın bu denli monoton yaşamaları, tek düze hayat koşullarını sürdürmeleri gerçekten de zor. Her ne kadarda sömürülmeye muhtaç kalsak da gezmeye ve eğlenmeye vakit ayırmamız gerekmiyor mu? Düşük maaşla çalışıp, çok emek sarf etsem de… Kıyıda köşede biriktirdiğim birkaç kuruşumla Van’dan Siirt’te doğru yol almaya başlıyoruz. Saatler sıfır sekizi gösteriyor. Tamda güneşi doğudan izleme vakti. Derin, bol kahvaltıdan sonra kolduk yerimizi bir an önce alıyoruz.
390 
 Eşek ve Semer  (şenol durmuş)

Milletvekili de, bürokratı da, zengini de, köylüsü, hırsızı, şüpheli şahısı, inşaatçısı da bu takım elbiseyi giydiğinde eşit konuma geçebilir. Bu yüzdendir belki takım elbise insanı insan yapan, insanın kendisine de, karşısındakine de güven veren bir elbise türüdür
391 
 Bir Anı Defteri Buldum - 2  (Ömer Faruk Hüsmüllü)

Öyküdeki anı defterinin gerçek olup olmadığı çokca sorulan bir soru.Gerçek veya değil...Ne farkeder ki!
392 
 Yıkık Duvarlar Konuştu  (Numan Kurt)

"Kerpiç kerpiç üstüne kurdum binayı Binayı kurar iken gördüm Leyla'yı Leyla başıma açtı türlü belayı"
393 
 Küçük Saba…  (Kemal Yavuz Paracıkoğlu)

“Kaç yaşındasın?” diye sordum. “Beş,” dedi,. “Ama beş yaşındaki çocuklar anaokuluna gidiyor. Sen de, anaokuluna gitsen ya,” dedim. Aklı karıştı. “Çı-ıh!” layarak itiraz etti. “Ben okula gideceğim.”
394 
 Bu Seferlik Benden Olsun...  (Nuri Ziya Aral)

Kitaplardan birisinin arasından, belki sekize katlanmış kocaman bir kağıt çıkartarak yere yaymıştı. Sonra da elleri ve dizleri üzerinde dört ayak pozisyonuna geçerek, biraz sağlıklı ve cinsel güdüleri normal olan hiçbir erkeğin katlanamayacağı bir görüntüdeyken, bakınmaya başladı kağıda. Derin bir iç çekerken sordum, “Ne yaptığını söyler misin lütfen?” “Horoskopunu çıkartıyorum.” “Onu anladım güzelim de, horoskop ne?” “Yani, doğduğun zaman dilimindeki gökyüzünün konumunu inceliyorum.” “Uğraşmana gerek yok, sorsaydın ya. Parçalı bulutluymuş, doğmam dan sonra da şerefime, yağmur yağmış zaten…” “Bırak dalga geçmeyi, yıldızlardan söz ediyorum ben. Mesela doğum saatinde aslan burcu da çok güçlü. Ondan da etkilenmiş sindir mutlaka.” Acaba o kağıdın olduğu yerde ben olsam, benimle de aynı dikkat ve özenle ilgilenir miydi ki? İlgilenecek olursa eğer, Parmak uçlarıyla mı, yoksa aşağıya sallanıyor olmalarına karşın, uçları neredeyse karşı duvarı gösteren manyak memeleriyle mi yapardı bunu? Öğrenmeye kararlıydım, yattım kağıdın üzerine… “Amma da adammışsın haa!” diyerek çıkıştı. “Senin geleceğin için uğraşıyorum burada. Horoskopun çıkınca hepsi önüne serilecek zaten, sabırlı olsana biraz.” Fena bozum olmuştum, kötü kötü bakarak kalktım ayağa. Biraz düşündükten sonra da itirazlarına aldırış etmeden incecik belinden yakalayarak kucaklayıp, aşağı odanın merdivenlerine yürüdüm. Bir yandan da mazeretimi fısıldıyordum, “Beni anlamalısın güzelim! Sen horoskopumu çıkarana kadar benim canım çıkacak herhalde. Dolayısıyla da geleceğim filan kalmayacak artık. Hem, şu sürprizin neydi bakayım?
395 
 Yağmur  (BANU DEMİR)

Hayat insana çok şey öğretiyor..
396 
 Arkadaş  (Kemal Yavuz Paracıkoğlu)

Bayramın son günü madam oturmaya geldiğinde, Müslüman bayramında bayramlaşmaya gelen bir hıristiyanı sempatiyle karşılamıştık. Ne var ki, gelişinden çok geçmeden asıl niyetini ortaya koyunca, bu sempati anti sempatiyle yer değiştirivermişti.
397 
 Eski Bir Öykü  (Serhat Demiroğlu)

Nasıl da acımasızdı zaman ve nasıl da alıp götürüyordu her güzel şeyi. Boğazında düğümlenen sözcükler yarım kalıyordu , sonsuzlukta kaybolup gidiyordu. Hem söylese ne olurdu ki , kime söyleyebilirdi söyleyeceklerini. Başını dizlerine yaslayacak bir dostun bir sevgilinin varlığı ne kadar da uzak ve imkansızdı. Gözlerinin yaşarmasını engelliyemiyordu artık. Kalkıp gözyaşları içinde annesinin duvardaki resmine dokundu.
398 
 Bağbanın Haftalığı (20 Eylül - 10 Ekim)  (Özgür Yenigün)

Bağban bir hikayeyle başladı bağbanlığa. Bir haftalıkla devam ediyor.
399 
 Bu Kadın Kim Baba?  (Elif Yıldız)

Uyanmalısın meleğim, ben yarımım !
400 
 Takunyalar  (Çağrı Küçükyıldız)

Kaptana kalırsa aradan geçen yıllar sonra şu deniz öyle dar gelmeye başlamıştı ki… Gemiyi terk etmek gerekse değmezdi buna. Bütün personeli bindirirdi de filikaya, kendisi binmezdi. Mavi gözleriyle hep güneşi arıyordu; evine hala dönmemişti.Oysa deniz güneşin eviydi: sabah ön kapıdan çıkar, akşam arka kapıdan girerdi.

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33 34 35  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Bir Anı
mehmet avcı
Öykü > Anı
Posta
Hakan Yozcu
Öykü > Anı
Hacı Aziz
Selim Adım
Öykü > Anı

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © , 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.