..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Dünyada insandan çok aptal var. -Heinrich Heine
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Anı
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Pencere
Atılgan Günal
Şiir > Aşk ve Romantizm

...ESKİMİŞ BİR PENCERENİN ...BUĞULANMIŞ CAMININ ARDINDAN ...DONUK BİR BAKIŞIM VAR ...GÖKYÜZÜNDEN DÜŞEN RAHMETE ...YAKLAŞAN ÖLÜMÜN SOĞUKLUĞU VÜCUDUMU ÜŞÜTÜRKEN BİLE ...SIKIŞIP KALDIĞIM KÜFLÜ DUVARLARIN ARASINDAN KAHKAHA ATIYORUM ...DOLSUN DİYE BEKLEYİŞTEYİM HAK TEALANIN VERDİĞİ SÜRE ...AŞKLARIN SEFALETİNİN BENİMLE YARIŞTIĞI GÜNLERİ AÇ BİTİRDİM ...VARSIN AÇ KALALIM ...SÖYLEDİĞİM TÜM DOĞRULARDAN HİÇ UTANMADIM ...SIMSIKI SARILIP ONLARA,V

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Anı
221 
 İçten Sesleniş  (şenol durmuş)

"Bırak Şenol be şu hikayeyi, masalı. Bize askerlik anılarını anlat. Nerede yapmıştın askerliği, Erzurum da değil mi?" diye sorunca şok olmuştum."Hayrola beyler canınız sıkıldı herhalde" diye sordum. Balıkçı İrfan dayanamadı."Ya Şenol yanlış anlama bizi. Diyorum ki kitap falan bastırsana, yani bizim aramızda meşhur olamazsın öyle değil mi? Vallahi bize artık gına geldi. Seni kırmamak için aylardır dinliyoruz numarasına yattık hala farkında değil misin? Yeter ama acı bize!" dediğinde aklım başıma geldi.
222 
 Son Söz...  (Kemal Yavuz Paracıkoğlu)

İş saatlerimin dışındaki vaktimin tamamını Nuri ile geçiriyordum. Kendisine bir elektronik solo gitar ile elli ‘watt’lık bir amfi almıştı. En büyük hayali bir orkestra kurmaktı. Kambersiz düğün olmayacağına göre, orkestrasında benim de bir yerim vardı elbette. Ben, orkestranın bas gitaristi olacaktım. Başlangıçta, bas gitarın ne menem bir şey olduğunu bile bilmiyordum. Bir takım bas gitar ritm kalıpları öğrendikçe, kendimi ‘bas gitarist’ sanmaya da başlamıştım.
223 
 Çocuk ve Sevgi  (Hasan Pamuk)

Çocuklar bizim geleceğimizin küçük birer kandilidir.Yolumuzun aydınlık olması için onlara iyi bakalım.
224 
 Yağmurla Başlayan Dostluk  (BİLGEPERİ)

Ankara’nın iklimi bugünlerde oldukça değişti. Son zamanlarda yağmursuz geçen gün yok. Bir bakıyorsun, Güneş açmış. Ardından ne olduğunu anlamadan bardaktan boşanırcasına yağan yağmur. Rüzgar ise dalları kırarcasına esiyor. Bir anda gökyüzü karanlık bir canavara dönüşüyor.
225 
 Bana İnsanca Yaşamayı Öğrettiğin İçin Teşekkür Ederim Anne  (Emine Pişiren)

Anne gerilir. Yüzlerce km mesafede gazete ilanıyla iş bulup giden 23 yaşındaki kızının sesinde heyecan vardı. Korkunun nabzı ağzında atmaya başlamıştı. Kalbi ağzından çıkacak gibi hızlanmıştı. İki ay önce de İki ay önce de biricik kızı ile bu şekilde konuştuğunda, buzda kayıp ayağını kırmış olduğu haberini almıştı. Daha sonra da soluğu Eskişehir’de almıştı. Evlat değil mi işte...Sevince de, telaşa da sürer anneleri...
226 
 Bankamı Boynuzladılar  (Hardal Biber)

Gagasında kundağa sarılmış bir bebek taşıyan; konacak baca arayan bir leyleğin kabarma resmi işli, tahtadan, dört köşe kumbarayı babam bir iş dönüşü evrak çantasından çıkarıp önüme koymuştu.
227 
 Katıksız Ekmeklere Umut  (Seda Han Doukas)

Yirmidört saat yaşayan, uğultusu dinmeyen sesiyle herkesin kulağına farklı nağmeler fısıldar tren istasyonları. Kiminin yüreğine ayrılığı dağlar, kimine vuslatın o ılık nefesini üfler. Bana ise, içinde o hüzünlü çocuğu yaşatan dedemi hatırlatır...
228 
 Yola Çıktık Bir Kere (3) (Son)  (Aysel AKSÜMER )

Dağın eteklerinde tipi gibi yola yağan araçların arasında olduğu yerde erimeden kalakalmış beyaz bir kar tanesi kadar yalnızdılar.
229 
 Bohçacı...  (Kemal Yavuz Paracıkoğlu)

Bohçacı adam heladan çıktıktan sonra gider gitmez aşağıya koşturup misketlerimi toplayacaktım. Ne var ki, helâdaki bir türlü çıkmak bilmemekteydi. Bekle babam bekle!
230 
 Hastane Günlüğü  (Aliye Baran)

15 Temmuz 2003, Salı gününün akşamı saat 9.25 de, yolun sahil tarafından karşıya geçmek isteyen 17 yaşındaki genç bir kıza üçüncü şeritte bir otomobil çarptı. Bu, üç dakikalık mucize bir kurtuluşun başlangıcıydı.
231 
 Koleksiyoncu Amca  (erhan bayraktutan)

1991 ile 1998 yılları arasında memuriyet görevim nedeniyle Bayburt’ta yaşadım. İşyerimiz Bayburt’un Erzurum yönünde girişinde şehir merkezine üç, dört km uzaktaydı. Misafirhanemiz de aynı işyeri içindeydi. Mesai arkadaşlarım genelde göreve yeni başlamış, bekar arkadaşlardan oluşuyordu. Misafirhanede akşamları yemek çıkmadığından dolayı yemek yemek için topluca şehre giderdik.
232 
 Ölümün Getirdiği Mektup  (kerem yüce)

Bir sabah işe gitmek üzere çıktım evden ve gözgöze geldim kapının önünde postacıyla bir mektup uzattı hasretimi azad ettim o an beyaz zarfın şahitliğinde.Titriyordu ellerim;üstünde adını görünce tuzlu damlalar yakmaya başlamıştı yanaklarımı ve süzüldü zarfın üstüne,heyecanla hemen açtım zarfı.Nasıl da bilmişti gözyaşlarım düşeceği yeri çünkü ölüm gelmişti bir mektupla,heyecanla açtığım kendi mezarımdı oysa.
233 
 Cesaretim Yok HOCAM…!  (nihal tezcan)

Geç kalmayın. İçinize doğan bir hissi bertaraf etmeyin,susturmayın. Belki içinize doğan his karşınızdakinin bu dünya da göreceği son sürpriz olabilir. Onu bu fani dünya da küçük bir sürpriz den, sevinçten mahrum bırakmaya hakkınız yok benim gibi…
234 
 Bir Başarı Kutlaması  (Haydar Köprülüoğlu)

2012 Londra Olimpiyatlarında özellikle de atletizm dalında elde ettiğimiz bir altın, bir gümüş bizler için ne kadar kıymetli olduğunu gördük. Saygılar.
235 
 Ahmet Hocanın Cin Çıkartma Seansı  (Sinan Yıldırım)

bizi adeta büyülemişti sanırım odada tütsü niyetine kafa yapıcı bir şeyler yakılıyordu çünkü hoca yerde bu dumana mağruz kalmıyordu ve biz ayakta durduğumuz her saniye içimize çektiğimiz bu tütsü kokusuyla dumanı başımızı döndürüp dilimiz damağımız kuruyordu bizi biraz ayakta beklettikten sonra yere oturttu. Ben hiç konuşmuyordum arkadaşımla öyle anlaşmıştık bu gün için çalışmıştık yani. Saç sakal birbirine girmiş bir imaj yaratmıştım bu güne özel.
236 
 Sabun, Makas, Çömlek  (Ceren Emre)

Ve çocukluğumda sadece birkaç sene görüp tanıyabildiğim halde, bütün altı yaş içtenliğimle sarılıp, artık yaşamadığını bile bile "Edik Nine sen mi geldin?" diyemem ona...
237 
 Otuz Altı Yıldan Kalanlar  (Numan Kurt)

Orhanlar, Erdallar sizi hep anımsayacak öğretmeniniz. Yeter ki ona gördüğünüzde bir merhaba diyesiniz.
238 
 Bana Rakı, Peki'ye Kek...  (Nuri Ziya Aral)

Masanın ortasındaki kayık tabakta uzanan, neredeyse iki kiloluk Gridanın, birkaç gün önceki bereketli seferimin avlarından olduğuna, hiç kuşkum yoktu. Yine bir kayık tabağa oturtulmuş ve yenecek yeri kalmamacasına yakılmış Istakozun, alevli servis amacıyla Pis Murtaza'nın motosikletinden çekilmiş, yağlı benzinle tutuşturulduğu na da... Ama nedense, suratıma doğrultulmuş koca tabancanın arkasındaki deli bakışlı ihtiyarın, tetiği çekebileceğinden, kuşkulanmıştım doğrusu. Delikanlılık cesareti mi, yoksa aptallık mı bilmem, herifin gözlerine bakarak, öylece dikiliyordum. Yerime oturmaz sam, beynimi dağıtacağını söylemesine karşın... “Ne olur, dinle onu...” diyerek yalvaran, ağlamaklı sesini duymuştum, masanın diğer ucunda oturan Pis Murtaza'nın. Sağımda oturan ve henüz suratına bile bakmadığım diğer herif ise, “Dediğini yapar...” diye inleyerek, paçamı çekiştiriyordu. Korkmak için bahaneye sığınma gereği görmüş olmalıyım ki, Rosalie geldi birden aklıma. Yanımda olsa, ne yapardı acaba? Haykırırdı herhalde. Güzel dudaklarını alabildiğine ayırıp, hiçbir şey söyleyemeyen sesiyle, haykırırdı. Ben de, sesinin neye benzediğini öğrenirdim böylelikle... Rosalie yanımda değildi yazık ki ve daha fazla da bakamamıştım, ihtiyarın kan oturmuş aklarının içerisinde demirli, küçücük yeşil gözlerine. Aniden başlayıp bütün vücudumu saran titremeyi belli etmemeye çalışarak, usulca çöktüm iskemleme. “Hah şöyle...” dedi ihtiyar da, yerine oturup, tabancasını elinin altında olacak şekilde masaya bırakırken. Sonra da Murtaza’ya döndü, “Hadi bakalım Pis, tazesinden bir şişe kap gel, delikanlıya…”
239 
 Gece  (ihsan alaittin bilgen)

Makinistin, ayaklarının altında sarsılan demir levha, elindeki saplama arasında askıda kaldığı, ciğerlerinde uzun madencillik yıllarından arta kalmış ne varsa söküp atarmışcasına bağırdığı bu anlarda, gözleri şehvetle kısılır...
240 
 Bardaktaki Ihlamur Ağacı  (Betül Yiğin)

"O da sinirlenirdi ki bazen, camdan perdeye vuran gölgesini değişik şekillere benzetirdi beni korkutmak için karanlık gecelerde. Kasıtlı yaptığına inanıyordum bunu, aksi halde bir ağaç dalı nasıl olur da bir kediye,bazen bir ata ya da daha da fenası ağzını açmış bir cadıya benzeyebilirdi ki!.."

Önceki Sayfa  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33 34  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Mihriban
Esma Uysal
Öykü > Anı
Akça Kız
İbrahim Kilik
Öykü > Anı

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © , 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.