..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Hala çevrende bulabileceğin güzellikleri bir düşün ve mutlu ol. -Anne Frank
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Kent
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Sepetçi İle Zengin Adam
Serdar Yıldırım
Öykü > Beklenmedik

Vaktiyle bir ülkenin bir şehrinde bir sepetçi adam yaşıyormuş. Bu sepetçi sabahtan akşama kadar dükkânında sepet yapmakla uğraşırmış. İşine saygı duyar, en ucuza satacağı sepetleri bile büyük bir özenle hazırlarmış. Bundan dolayı yaptığı sepetler çok sağlam ve dayanıklı olurmuş. Başka şehirlerden, kasabalardan, köylerden onun yaptığı sepetleri almak için dükkânına gelenler bile varmış. Bu sepetçi yalnız salı günleri dükkânında bulunmazmış, çünkü

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Kent
 Sokağın Piyanisti  (Pınar Şafak)

Kıyıdan biraz gerideki dar sokağın üç dört katlı, eski binalarında oturanlar genellikle birbirlerini tanıyan insanlardı. Aralarında burada doğup büyümüş olanlar bile vardı ki İstanbul gibi hareketli bir kent için bu pek de sık rastlanan bir durum değildi.
 Kırmızı Işık  (Mehmet Fırat Sarı)

"Anlamak için durmak zorundasın! Understanding (ingilizce) Verstehen (almanca) Episteme (yunanca) Vakafe (arapça) gibi... Anlama'nın kökü hep durmak'tır."
 Yakup Ağa/ Aslanhane Camisinde Namaz  (KERİM ALİ)

Eski Ankara sokaklarında dolaşan Yakup ağa'nın kendi ağzından öyküsü
 Emir Kozcuoğlu Gibi Tirat Atmak  (şinasi zafer)

Mehmet nakil ilmühaberini almak ve tayin işlemlerini elden takip etmek için personel daire başkanlığı binasına girdi. Dün evraklarını teslim ettiği toparlak suratlı memuru yerinde bulmak umuduyla o tarafa doğru yöneldi...
 Güzel İstanbul  (Şenol Durmuş)

Balat sahil yolunda, Eyüp istikametine doğru yürüyorum. Eski tarihi binaların arasında görünüyor bazı karanlık yüzler. Sanki insanlar çevresine çok fena bakıyor. Dua ediyorum. Allahtan hava karanlık değil. Ellerim cebimde,olduğu halde ıslık çalarak yürüyorum.
 Plajda Bir Gün  (Mustafa Mert)

Halim bu yılki dinlencesinin bir haftalık kısmını Antalya’da ailesinin yanında geçirmeyi kararlaştırmıştı. Nesibe ise önce hafta sonunu yalnız kalıp kitap okuyarak geçirmeyi planlamıştı, ama Halimden beklemediği telefon gelince yaşadıkları güzel günlerin hatırına onunla plaja gitmeyi kabul etmişti. Lara Plajına giden ilk otobüse bindiler.
 Bir Yol Hikâyesi  (şinasi zafer)

Otobüs, içerisindeki insanlarla birlikte savrulup duruyordu. İçerisi, tek bir koltuk boş kalmayacak şekilde tıka basa doluydu ama şu ana kadar kimsenin sesi çıkmamıştı...
 Yarıqaranlıq  (Meqsed NUR)

silsile hekayeler
 Bir Masanın Öyküsü  (Ahmet Melih Karauğuz)

Bilmezsiniz ama masalarda yaşar. Onlarda anı, huzur kokar.
10 
 Mehmet Dede  (eyüp doğru)

Gerçek bir yaşam öyküsü Mehmet Dede. Doğumu belli değil. Tifliste doğmuş, Ardahan'ın Alagöz köyünde yaşamış. Köyden göç sevdasına onun çocuklarıda kapılmış. Uzun süre direnmiş köyünden göçmemek için. Sonunda Memmet Dede göçüp gelmiş İzmir'e. Alışamamış gecekonduda tutsak yaşamaya. Köyüne geri dönmek istemiş. Umursamamışlar. Kaldıramamış tutsak yaşamayı ve beyin kanaması geçirerek yitirmiş yaşamını. 105 Yaşında kalpağı başında bir efsaneydi, o . Alışamadı koca kentte yaşamaya. Köyünde kalsaydı hala yaşıyor olacaktı. Eşi yaban ellerde tutsak şimdi. Öyküyü okuduğumda neden sağlığında yazmadım diye azarladı beni, gözleri yaşlı.
11 
 Hava Ayaz mı Ayaz  (İbrahim Kilik)

Off diyorum, teknolojiden doksandan bir gol daha yedim . Yediğim gola mı yanayım ,üşüyen Ankara’ya mı….
12 
 Müjdat Abi ve Bizim Mahalle  (Alp Çetiner)

‘80’ler... Bu satırları neden yazdığımı sormuştum kendi kendime. Belki de işim olmadığı günlerde, kasa başında can sıkıntısından yazmışımdır. Haydi çocuklar gayret, savsaklamak yok, satın birşeyler! Bu hafta ciromuz düşük kaldı, merkezden hesap soracaklar gene...
13 
 Tek Kuruşluk Hikayeler 5 "Kahveden Öncesi... ""  (erdal divriklioğlu)

Olduğu yerden hızla üzerine yürüdü. Kaderden daha güçlü bir fiziği vardı. İki eliyle kaderin bedenini kavrayarak sıkıca kavradı. Duvara yapıştırarak gözleri yuvasından çıkmış bir öfke ile seslendi kız kardeşine "Pis bir fahişe miyim?" Kader can havliyle Ferzan'ı ittirdi. "Neler olduğunu sen ve ben biliyoruz." "Bilmeyen tek kişi hakan..."
14 
 San Salvador  (Ali Osman Öztürk)

Alman Yazar Peter Bichsel'den modern yaşamlar üzerine bir öykü.
15 
 Ekmek Tahtası ve Tahta Kaşıktan Sonra  (İlker Fıçıcılar)

İçinden müzik ve fizik geçen kısa bir öykü. ... ... Ve sonra ara. ... Ve sonra işte o müzik... Dı dı dııııı, dıııı rı rınnnn. dıı dı dııııı, dı rı rınnn. Sen anladın da yazamadın, ama işte o müzik. Brahms'ın 3'ünün 3'ü... Ne güzel akıyor her şey. Aksın zaten. Durmasın. Ama bazen zaman akmasın. ...
16 
 Saç Örgüsü  (şinasi zafer)

Ağzına kadar tıkış tıkış dolu otobüsün basamağına, kapıdakileri ezip geçercesine, güçlükle bastı Mehmet...
17 
 Ünlü Yazarın Aşk ve Serüvenleri  (fuat ovat)

“Vitrinlerde kitaplar. İmrenerek bakıyorum: Bir gün benim de kitaplarım vitrinlerde olacak mı acaba?… Yazar değilim ben; istesem de olamam. Her şeyden önce benim okumam yazmam yok. Yazmayı bırakın, doğru düzgün konuşmayı bilmem ben. Düşünemem, muhakeme yapamam; hayat acemisiyim, ben hayatı bilmem ki…”
18 
 O Benim Babam  (serdar özdemir)

Annesi onu güneşin yaşam haykıran sabahında kaldırdı. Oda bu güzel uykuyu hiç bozmak istemiyordu,yaşamı anlamayan benliği kendini sorgulama şansı bile vermiyordu,oda daha 10 yaşındaydı.
19 
 Arabalı Vapurda  (Mustafa Şakarcan)

Bir Kızkulesi hikayesi... Kızkulesi önündeki akıntı, bazı günler şiddetlenir. Akıntının şiddetinden, şamandra denize doğru eğilir. Denizin üstü köpük köpük olur ve deniz, dere gibi akar. Aslında akan, Kızkulesi'ndeki kızın gözyaşlarıdır...
20 
 Açık Hava Tımarhanesi  (Şenol Durmuş)

O yıllarda özellikle camiye namaza gitmek her babayiğidin harcı değildi...Bir kaç tana doksanlık sevimli dedeye izin verilmişti.Günümüzün azılı müslümanları henüz sahnede yoktu.Zaten o yıllar da o fırsatı da hiç kimseye vermezlerdi..Aniden genç veya orta yaş seviyesinden birinin avluda yer alması hemen dedikodulara, eleştirilere neden olurdu..."Bu adam kendisini çok mu akıllı zannediyordu.Bu kurnaz aklı sıra aradan sıyrılıp cennete gidecekti.Yoktu öyle yağma...

1 2 3 4 5 6 7 8  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Radyo
erdal divriklioğlu
Öykü > Kent
Yazar
sertaç baykan
Öykü > Kent
Topal Kedi
Caner Almaz
Öykü > Kent
Beklek XV.
chaotica
Öykü > Kent
Beklek XIV.
chaotica
Öykü > Kent
Beklek XIII.
chaotica
Öykü > Kent

 


 



İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © , 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.