Öykü > Kent
Beklek XIV.
“İnsanların bazıları sadece yalanın nedeni hakkında fikir yürütürler; he? Ah anne... o zaman anlayışlı insan yok mudur? O da öyle, değil mi? Anlayışsız...” diye Chao’yu düşünerek söylendi kendi kendine. Yanından geçen eski bir minibüsün yarattığı toz bulutunun ortasında kalınca gözleri yaşardı. Ağlamak için kendine gereken bahaneyi yaratabildi. Önce
Ring Seferi
Yalanın kibar ifadesi bahaneydi ve onun bahanesi şu an yanında samimi samimi gülümsüyordu. Masada otururlarken çantası iki kere daha titredi ve son nefesini verdi.
Beklek XV.
Sustu. Gözlerini önce kaçırdı sonra dışarı baktı. Ara ara omuzları sarsılıyordu. Ağlıyor olmasını umursamadım; benim söylediğim sözlerle bir ilgisi olamazdı. Ona göre Muazzez hayal ürünüydü. Birilerinin ağlamaları kolay kolay umurumda olmuyor. Fakat ne zaman ki o gözyaşlarına sebep olduğumu farketsem, işte o an kendimi çıldırasıya çaresiz hissediyorum. Sanki
Varlık - 3
Hayat çift taraflı madeni para gibi. Bir tarafında değeri yazıyor, diğer tarafının ise değeri ölçülemiyor. Fiyatı bilinenlerin öyküsü. Rahatlık içinde yetişip, hayatı tanıyamayanların.
Beklek X.
Gece evden çıktım. Fahişelerin ve travestilerin bolca gezindikleri mahalleye gittim. Kimi aradığımı bilmeden ara sokaklarda gezindim. Birkaç pazarlığı yakından izledim. Topuklu ayakkabılarını arabaya sığdırmak için dizlerini nasıl karınlarına çektiklerini ve orospuluğa otururken ana rahmindeki anlarına kozmetik dönüşlerini izledim.
Bir Kentin Öyküsü
Gecenin ilerlemiş bir saatinde, sokak lambaları ve ışıklı tabelalar tarafından aydınlatılmış bir kentin hikâyesi
Bitmeyen Ertesi Günler
Kocasının ölümünün ardından henüz bir ay geçmiş olan 30 yaşındaki Bahar, 14 yaşındaki oğlu Poyraz'la birlikte sessiz bir hayat sürmektedir. İçine kapanık oğlu, bilgisayar oyunlarına sığınırken, ev kadını olan Bahar kocasından kalan maaş ve kira geliriyle geçinmektedir. Etrafında sadece komşusu Zeynep'in varlığıyla, yalnızlığın gölgesinde yaşamını sürdüren bir annenin
Hayat ve poker
Bu yazı, duyguları açıkça yüzüne yansıtan kişilerin hayat oyununda nasıl savunmasız kaldığını anlatıyor. Dünya bir poker masasıdır; duygularınızı gizlemeyi öğrenmezseniz, insanlar zayıf noktalarınızı bulup kullanacaktır. Kendinizi herkese anlatmak yerine, dayandığınız değerleri göstermenin önemi vurgulanıyor. Dürüstlük ile savunmasızlık arasındaki ince çizgiyi ve duygusal maskeler takmanın bazen hayatta kalmanın anahtarı
Yamyamların Şafağı - 2022
Boğaziçi'nde okuyan Orhun ile mahallenin ağabeyi Yasin arasındaki sokak sohbeti, yazarlık kursundan doğan absürt bir hikâyeye dönüşüyor. Patronaj, sınıf farkı ve yaratıcı yazarlığın mahalle gerçeğiyle karşılaşması.
Kasımpatı Çıkmazı
Eski Ankara mahellerinden birini düşleyin, ya da Anadolu'dan her hangi bir eski sokağı...
Plajda Bir Gün
Halim bu yılki dinlencesinin bir haftalık kısmını Antalya’da ailesinin yanında geçirmeyi kararlaştırmıştı. Nesibe ise önce hafta sonunu yalnız kalıp kitap okuyarak geçirmeyi planlamıştı, ama Halimden beklemediği telefon gelince yaşadıkları güzel günlerin hatırına onunla plaja gitmeyi kabul etmişti. Lara Plajına giden ilk otobüse bindiler.
Yazar ve Bir Bardak Soğumuş Çay
Tepside iki tane bardak var: Demek kadın da çay içecek... Doldurup içiyorlar, içiyorlar. Birbirlerine gülümsüyorlar. Tek kelime etmiyorlar... Kadın hâlâ kocasının kucağında oturuyor. Kadın hâlâ limon kokuyor.
Şairler Ülkesi Bahar Bekliyor
Yıl 2002. Aralık ayının on ikinci günü. Soğuk bir Ankara akşamı. Caddeler insan kalabalığıyla dolu. İnsanlar işlerinden çıkmış evlerine varma telaşındalar. Orta boylu,orta yaşlı, esmer,bıyıklı bir adam eski paltosunun yakalarını soğuktan korunmak için kaldırmış Mamak Metro İstasyonuna doğru dalgın dalgın yürüyordu. Elinde bir poşet vardı. Poşetin içinde de
Ben İstanbul"luyum!
Bu dünyada anam olsa beğenirdi beni çünkü ben onun kuzgun yavrusuydum! O halde ben de içimi, sevincimi, hasretimi, korkularımı, hayallerimi cesaretle İstanbul’a ve doktoruma anlatacaktım. Benim adım Saadet Şefikay’dı. Ve dedikleri oldu. Darüşşafaka’ ya teslim etmiş beni doktorum.
Çevre Koruma ve Biz Türkler
Bunları sesini alçaltarak anlattı. Karides deyince Mehmet Bey için yine konuşmak istediği konuya dönme şansı doğdu.
Tren ve Çocuk
Evleri tren istasyonuna yakındı. Derslerini bitirdiğinde, hikaye kitaplarını okur ondan da canı sıkıldığında soluğu istasyonda alırdı. Trenlerin varış ve kalkış saatleri ezberindeydi. Trenlerin varış saatine beş dakika kala istasyona gelir, salonda oyalanırdı. Salondaki berber dükkanını pek severdi. Berberin müşterinin saçını kesmesini, usturayı masatlamasını, sabunu köpürtmesini ilgiyle izlerdi.
Kümeler
Son Eklenenler
-
01
-
02
-
03
-
04
-
05
-
06
-
07
-
08
-
09
-
10
-
11
-
12
-
13
-
14
-
15
-
16
-
17
-
18
-
19
-
20













