Başkalaşım
Ilıkça bir rüzgar eserken vücudum ürperdi, kibirim beni terk ederken utancım yavaş yavaş beni ziyarete geliyordu...
"Şiir, hatırlanacak en iyi sözcüklerin en iyi düzenidir. — Samuel Taylor Coleridge"
"Şiir, hatırlanacak en iyi sözcüklerin en iyi düzenidir. — Samuel Taylor Coleridge"
Ilıkça bir rüzgar eserken vücudum ürperdi, kibirim beni terk ederken utancım yavaş yavaş beni ziyarete geliyordu...
Yalnız bir gerçek var; ülkemizde askerlik gibi, kolejlere hazırlık dönemi de her anne ve baba için "Mecburi hizmet".
Tramvatik olaylardan sonra yaşanan ilahi aydınlanma konulu hikâyelere alternatif, simetrik-ters bir versiyon
Dikkat edin dostlar, melekler her zaman korumayabilir, her zaman zevk almak için dünyaya geldiğinizi ve bunun için yaşadığımızı düşünmeyin…
zorlanıyorum.Kağıt ve kalem bu kez çok farklı geliyor bana…Birşeyler engel oluyor sanki,kocaman şehirde yalnızlığımı paylaşacak bir dost bir arkadaş arıyorum.Boş kaldırımlar çekilmez geliyor artık…Soğuğa aldırmadan yürüyorum caddeler boyu…Sizin hiç kalabalığın içinde yalnız kaldığınız derdinize ortak olacak bir dost bulamadığınız oldu mu?Sanırım teyzemin ölüm anını anlattığım için oluyor tüm
Demek ki insan memnuniyetinin bu dünya da bir sınırı yok. Bütün yeniliklerin, bütün icatların ve bütün israfların sebebi bu memnuniyetsizlik ve daha iyi olduğuna inanılana duyulan özlem değil mi? Ama bütün bu yeniliklerin değeri insan hayatından çaldıklarının değeri ile ölçülebilir mi?
Dolandım üzerinde yüreğimde sevdalar
her taraf çalı diken, gidilecek yolu yok.
Geç kalmayın. İçinize doğan bir hissi bertaraf etmeyin,susturmayın. Belki içinize doğan his karşınızdakinin bu dünya da göreceği son sürpriz olabilir. Onu bu fani dünya da küçük bir sürpriz den, sevinçten mahrum bırakmaya hakkınız yok benim gibi…
Nevres Cafer Ağa on iki yıl cepheden cepheye sürülmesine ve çektiği onca çileye rağmen savaşa doymamış bir adamdı
Anadolu'da her zaman dünyayı şaşırtacak bir hoşgörü vardır. Bu konuda Prof.Dr. Hütteroth'la yapılan bir konuşmadan yola çıkarak bir örnek anlatılmaktadır.
Çocukluğunun özlemini çeken beş arkadaşın geçmişin gizem dolu anılarına dönüş öyküsüdür
Şarkılar bir rumdan, bir türkten ama hep Ege’den kopuyor, ayaklarımızın tabanındaki ritme vuruyor. Sahnedeki tüm ekibin sandalyelerindeki duruşlarıyla çalgılarından çıkan sesler arasında insana huzur veren bir tezat var. Kıyafetleri sade, bakışları
Şöyle bir silkelendim, kendime geldim ve çay istedim. Sonra da tostumu ısırdım. Geçmişe akmaya bayılırım. Bilinçaltı çeneleri ben uğraşayım, onu didik didik edeyim, cürretkar bir tavırla canına okuyayım diye var.
Sevgili Osman, ne bu yazdıklarımı okuman, ne de dün senin için konuştuklarımızı duyman olası değil. Yine de soruyorum sana, çok acele etmedin mi o bir metre derinlikteki karanlık çukura girmek için.
Yaşanmış bir olaydr.Elimizde olan herşeyi kaybettikten snra anlıyoruz.Ne de olsa çiğ süt içmiş insanoğlu...Davrnışlarımız farkına varmadan sergiiyoruz..Düşünmeden..daha sonra herkes kayboluyor aniden...İşte o zaman alıyoruz hatamızı ve iş işten çoktan geçmiş oluyor...