Yaşam ve Güneş
Bu Yazi, Öykü Yazmayi İsteyen Amatör Bi̇r Ruh Tarafindan Yazilmiştir, Tüm Eleşti̇ri̇ Ve Öneri̇lere Açiktir.
"Yazmak, aslında hayatın kendisiyle alay etmenin en ciddi yoludur." ― Virginia Woolf"
"Yazmak, aslında hayatın kendisiyle alay etmenin en ciddi yoludur." ― Virginia Woolf"
Bu Yazi, Öykü Yazmayi İsteyen Amatör Bi̇r Ruh Tarafindan Yazilmiştir, Tüm Eleşti̇ri̇ Ve Öneri̇lere Açiktir.
Onu en son uzun carsida gördüm. Herzaman ki delikanlılıgı,cüssesiyle iftara çok çok olsa 45 dakika vardı. Eve götürmek iftarı birlikte yapmak istedim ama diyemedim. Sanıyorum babamdan hatirladigim en son adamdı Oymalı...
Öğretmenliğimin ilk yıllarına ait, unutamadığım bir anımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yalnız bir gerçek var; ülkemizde askerlik gibi, kolejlere hazırlık dönemi de her anne ve baba için "Mecburi hizmet".
Bir kez bile dokunmadıysanız doğaya çıplak elleriniz ile , neler kaçırmış olduğunuzu bilmiyorsunuz demek ki.
Daha içeri girmeden sokak kapısından bağırdım. Baba anne bana biraz süt versene diye
Fırtınanın sesi,Hako’nun iniltileri gibiydi.Ne yapıyordu acaba şu anda?Gözleri hala o boşlukta mıydı?Pencerede uğuldayan rüzgar,Hako’nun sesiyle bir türkü mırıldanıyordu şimdi.Ama ağır bir türküydü bu;kaderi yazanlarla onu oynayanlara bir küfür gibi…
Sana ait değildi bendeki sen. En kuytuma sığınan bir sen vardı bende. Hicretindim senin.
İçme suyumuzu Sucu Emir getiriyor. Cam damacasının kurşun mühürünü özenle söküyor, sonra da Kavacık Menba Suyunu boca ediyor topraktan yapılmış, toprak renkli küpümüzün içine. Ancak gün gelecek, genel naylonlaşmadan Sucu Emir'in damacanaları da paylarını alacak ve yerlerini bu günkü plastik su bidonlarına bırakacaklar, ama daha o zamanlar biz
Sürekli oturduğum kahvehanede görürdüm onu. Şişmanca, tombul yanaklı, kırmızı yüzlü, otuz beş kırk yaşlarında biriydi
zorlanıyorum.Kağıt ve kalem bu kez çok farklı geliyor bana…Birşeyler engel oluyor sanki,kocaman şehirde yalnızlığımı paylaşacak bir dost bir arkadaş arıyorum.Boş kaldırımlar çekilmez geliyor artık…Soğuğa aldırmadan yürüyorum caddeler boyu…Sizin hiç kalabalığın içinde yalnız kaldığınız derdinize ortak olacak bir dost bulamadığınız oldu mu?Sanırım teyzemin ölüm anını anlattığım için oluyor tüm
Bankadan içeri girdim ve görüşmenin yapılacağı salonu gösterdi bana burnu yüzüne sonradan oturtulmuş gibi duran memur.Salonun kapısından başımı uzattım.İçeride bir masa ve etrafında oturmuş yedi-sekiz adam.Hepsi takım elbiseli ve istekli.Geri dönüş yoktu.Üzerimde kazağım ve montum,altımda kot pantolonumla başım dik,gururlu ve mağrur bir tavırla girdim içeri.Boş bir sandalye bulup
Bazen olur..Bir düş kuruverirsin..Sonra o düşün hep düş kalacağını acı bir desturla öğreniverirsin..Bazen oluverir..Ama çok acıtır.Ama anılar çok canlılar.Deneyimsizlik en acı deneyim.Denemeyin.
İlk şiddetle tanışmam ilkokul dördüncü sınıfa rastladı. Akşam olmuş, yamak yenmiş, o tatlı aile sohbetleri başlamıştı. Televizyon gibi bir oyunbozan olmadığından...
Çok çarpıcı olduğunu düşünerek sizinle paylaşmak istedim.Okumakta yarar buluyorum.
Bu yazıyı annemin evinde hala asılı duran ve anneanneme ait olan taş aynaın hatırasına yazmıştım bir zamanlar...