Giritli Nevres Cafer Ağa
Nevres Cafer Ağa on iki yıl cepheden cepheye sürülmesine ve çektiği onca çileye rağmen savaşa doymamış bir adamdı
"Yazmak, insanın kendi karanlığında bir kapı açmasıdır. — Marguerite Duras"
"Yazmak, insanın kendi karanlığında bir kapı açmasıdır. — Marguerite Duras"
Nevres Cafer Ağa on iki yıl cepheden cepheye sürülmesine ve çektiği onca çileye rağmen savaşa doymamış bir adamdı
Anadolu'da her zaman dünyayı şaşırtacak bir hoşgörü vardır. Bu konuda Prof.Dr. Hütteroth'la yapılan bir konuşmadan yola çıkarak bir örnek anlatılmaktadır.
Demek ki insan memnuniyetinin bu dünya da bir sınırı yok. Bütün yeniliklerin, bütün icatların ve bütün israfların sebebi bu memnuniyetsizlik ve daha iyi olduğuna inanılana duyulan özlem değil mi? Ama bütün bu yeniliklerin değeri insan hayatından çaldıklarının değeri ile ölçülebilir mi?
Şarkılar bir rumdan, bir türkten ama hep Ege’den kopuyor, ayaklarımızın tabanındaki ritme vuruyor. Sahnedeki tüm ekibin sandalyelerindeki duruşlarıyla çalgılarından çıkan sesler arasında insana huzur veren bir tezat var. Kıyafetleri sade, bakışları
Şöyle bir silkelendim, kendime geldim ve çay istedim. Sonra da tostumu ısırdım. Geçmişe akmaya bayılırım. Bilinçaltı çeneleri ben uğraşayım, onu didik didik edeyim, cürretkar bir tavırla canına okuyayım diye var.
Yaşanmış bir olaydr.Elimizde olan herşeyi kaybettikten snra anlıyoruz.Ne de olsa çiğ süt içmiş insanoğlu...Davrnışlarımız farkına varmadan sergiiyoruz..Düşünmeden..daha sonra herkes kayboluyor aniden...İşte o zaman alıyoruz hatamızı ve iş işten çoktan geçmiş oluyor...
Ufak çocuk neden donup kalmıştı ? Neden gelip kendisini bu canını yakan adamdan hala kurtarmıyordu... Nedenler ile doldu beyni. Saati hızlıca alıp gelemediği için mi böylesine acı bir ceza verilmişti ona ?
Ask ne kadar aci yasanabilirki, yada cileler ne zaman vadesini doldurur, birde bakmiski gönül güllerin rengi solmus. Bir teslimiyettir gülün solusu bir son belkide .............
Kendimizi çok güçlü sandığımız çağlar geride kalır birgün ve gözlüksüz gazete okuyamaz,soluklanmadan
merdiven çıkamaz hale geliriz.O zaman hayatta iseler,
anne-baba algımız,sevgimiz değişir.Gidilen meşakkatli yolun bir yerinde bir onlara,bir kendimize bakar,niçin yanıldığımızı sorgularız.İşte bu öykü böyle bir soluklanma ve sorgulama anında yazıldı.
...Rüzgar , üzerine attıkları paçavranın uçlarını havalandırınca , saçları kadar beyaz yüzü göründü.
Sana ait değildi bendeki sen. En kuytuma sığınan bir sen vardı bende. Hicretindim senin.
Bir kez bile dokunmadıysanız doğaya çıplak elleriniz ile , neler kaçırmış olduğunuzu bilmiyorsunuz demek ki.
Bu Yazi, Öykü Yazmayi İsteyen Amatör Bi̇r Ruh Tarafindan Yazilmiştir, Tüm Eleşti̇ri̇ Ve Öneri̇lere Açiktir.
İlk şiddetle tanışmam ilkokul dördüncü sınıfa rastladı. Akşam olmuş, yamak yenmiş, o tatlı aile sohbetleri başlamıştı. Televizyon gibi bir oyunbozan olmadığından...
Sağlıklı ve güçlü toplumlar sağlıklı bireyler yetiştirmekle oluşur ancak. Maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılayacağımız kadar çocuk sahibi olmaya toplumca özen gösterelim. Aile planlamasını günah sayıyorsak eğer, çocuklarımızı yarı aç yarı tok g