"Yazmak, varoluşun o bitmek bilmeyen, anlamsız toplantılarını kaçırmanın en güzel yoludur." — Woody Allen"

Öykü > Bireysel

karamsar

Yalnızlığın 9. Bozumu

Gözleri sımsıkı bağlı. Elleri arkadan bağlanmış, tedirgin. Suratına güneş ışığının vurduğunun ayrımında, fakat o eski güzel güneşli günleri hatırlatmaktan çok uzakta bir anı yaşıyor o şu sıralar. Ve korku.
Yalnızlığını, idam mangasının tüfeklerinin çıka

üzgün

Yansıma - 1

Peki nedir bu? Vicdan azabı mı, yoksa derin bir özlem mi?

üzgün

Komseri yolla

Dikiz aynasından kendisini kontrol etti. Kravatını düzeltti, birkaç derin nefes aldı. Aşağıya indi. Aslında ne yapacağını hiç düşünmedi. “Küçük bir şeydir”, diye aklından geçirdi. Arabanın önüne dolaştı, vurduğu yere baktı: beklediğinden daha

üzgün

Kırmızı araba

Annem alelacele üstümü değiştiriyor, ben dışarıdan gelen araba kornalarıyla, arkadaşlarımın çığlıklarını duydukça telaşlanıyordum.

nostaljik

An

Pink Martini çalan...Önce Latin çalarken, sonra caz, sonra da alçak gönüllü bir Japon ezgisi çalışıyor... “Kikuchiyo to Mohshimasu” ezginin adı...

üzgün

Aynı Mekan

Odada ilk göze çarpan, gelişigüzel alınmış eşyaların kahverengi tonlarının uyumuydu. Sanki gercekte tek bir rengin yaşanmışlıklarla oluşan tonlarının uyumu. Her dokunulan yeri bu rengin bir tonunu almış ve sanki her yerine dokunulmuş odanın.

karışık

Eski Sevdalar

O akşam, dönüş biletini ayırtmaya ilçe merkezine gidiyorsunuz. Yürüdüğünüz kıvrımlı yol geceyi bir perde gibi üstüne çekip, hızla karanlıklara gömülüyor. Cırcırböceklerinin yaygarasına karışan garip ıslıklar, köpeklerin uzaklardan gelen havlamaları! Kurumaya yüz tutmuş derenin üzerindeki alçak köprüyü geçerken, sesi kesilen kurbağaların suya atlayışları! Tenine sağanak gibi inen ürpertilerden yorgun,

olumlu

Honça

Mahallenin koyunları sıra ile güdülürdü. Sıra babama geldiğinde, otlatmak için gittiği dağlarda doğan kuzu ile oğlakları eşeğin sırtındaki heybeye koyardı. Eve geldiğinde; heybedeki kuzu ve oğlakları kucağıma alıp doğruca sahiplerine götürürdüm

üzgün

Güzel Bir Gün

Tam küçük bir sahil kasabasında uzun ve sıcak bir günün ardından kahve falına bakan kızı ve anlattığı sönmüş yıldızlara ait hikayeyi anımsamaya başlayacaktı ki, içi geçti ve drin bir uykuya daldı.

üzgün

Sezgin

O gün hiç farketmediği şeyleri farketti Sezgin. Ama farkın farkında olan bir tek kendisiydi...

olumsuz

umutların bittiği yer

Geçmiş bir anda gözünde canlandı. Bir elektirik hızıyla geçti beraberliği: suyun derinliklerindeki eşini istedikleri gündeki heyecanı... nişanını... evlendiği gündeki mutluluğunu... evliliğinin üzerinden geçen üç yılı... Yalnız bırakmammalıydı. Kavilleri

Başa Dön