Sezgin
O gün hiç farketmediği şeyleri farketti Sezgin. Ama farkın farkında olan bir tek kendisiydi...
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
"Hikâyeler, hayatın taşınabilir yurdudur. — Jeanette Winterson"
O gün hiç farketmediği şeyleri farketti Sezgin. Ama farkın farkında olan bir tek kendisiydi...
(yüzü dağılıyor birden. evcilik oyununda mızıkçılık yapan bir çocuğum sanki. gözleri, bakışları bana bunu duyumsatıyor. pişman oluyorum. güçlü durmalıyım karşısında. bu oyunu bitirmeliyim. önünde durduğum kapının dışında hep sürdürdüğü
bir daha ne zaman gelirim bu sokağa , ne zaman görürüm bir daha o ayakları bilmiyorum. neleri daha ne kadar ıskalarım bilmiyorum işte. beremi ıslık çalarak çantama koyuyorum , her çıkarışımda biraz daha erken takıyorum. cebimde durdukça yada ben çıkardıkç
Her yer birbirinin bütünü gibi. Tamamlandığında daha da büyüyen bir bulmaca. Dar sokaklar, yine içimi boğarcasına üzerime geliyor. Yetilerimi her geçen gün kaybediyorum. Mukavemetim kırılıyor. Hava nedense daha da soğuyor. İnsanlar, gittikçe
Ama burada, yani ölüm ile yaşamın tam ortasındaki çizgide süren mücadelede, anlatılanlar, ilginç bile olsalar dikkat çekemiyorlardı. Hiçbiri çözümü gösteremiyordu çünkü. Hiçbirinde sonuç ve takip edilmesi gereken yolu göremiyorduk.
Ağır ağır, her adımda aklından geçen herşeyi silip atarak önce çalışma odasına geçip öyküyü son haliyle bilgisayara kaydedip kapattı, sonra ışığı söndürdü. Üstündekileri tek tek çırakıp fırlatarak çırılçıplak girdi yatağa. Ayaklarını karnına çekti ve uyku
Bu coğrafyanın tüm dokularını seviyorum. Travestisi ve fahişesiyle de dost olabilir; anarşisti ve komünistiyle de rakı içip yaşamı didikleyebilirim. Ne kadar çok renkle bezenirsem, o kadar çok ve verimli yaşayacağıma inanıyorum.
Bir kadını anlatmaya nereden başlanır?
Adından mı?
Sevgilinin adı...
Sevgilinin adı bir öykünün son cümlesi olur ancak. Adından sonra cümle cümleler susar çünkü!
Bir kadını anlatmaya nereden başlanır?
Recep der, derdimin işte özeti:
Zehirlerde arıyorum lezzeti.
Toprak su vermedi, hava azotu.
Tomurcuğum açamadı o yüzden
Hayat yaşam değildir Bazen insan yaşarken de ölebilir Ümitler düş değil ümittir İnsan sadece sevmeyi bilir
Evin kuzeyinde dalga dalga yükselen dağlar vardı... yemyeşil dağlar... koyu yeşilden maviye açılan kapı... kızıl çam ormanları... Ufukta yeşil dağların bittiği yerden başlayan masmavi gök yüzüne açılan kapı... Dağın kucağında sanki dünya cenneti...
İlk sigara sıla için yakılır, ikincisi sılada bekleyen yar için, üçüncüsü yakılamadan uyku bastırır... Sabah olduğunda yeni günün heyecanı kaplar benliğini, heyecanı gidermek için yakılır sigara bu kez de...
Anılarımdır bana yaşamı sevdiren. İyi veya kötü diye ayrım yaparsan aralarında , kötü kefesine koydukların karabasan gibi ruhunun sana kalmış tek yerini kemirir, yer bitirir.
Mutlu sonla bitmeyen aşklar vardır. Verilen yeminlerin unutulduğu, gözlerinin renginin, sesinin tonunun hatırlanamadığı aşklar. Kimse bu aşkların kahramanlarından olmak istemez. Herkes bir kalpte derin yaralar açmak ve arada bir, ince bir sızı ile anılmak
..Senin tek cevabın ondadır, seni doğuracak olan odur, ve \[o da\] senin tek doğuracağındır.
Saati duvara vurup kırdım. Artık ses çıkmıyor. Film bitti. Sabaha birkaç saat kaldı. Annemi uyandırsam... leyla horluyor. Birilerini arasam ve biraz konuşsam, şimdi dışarı çıkıp biraz hava alsam veya...