Gündelik Sövgü
Neredeyse attım kendimi aşka. Ayaklarıma karasular indi dolaşmaktan, attım kendimi tenhaca bir kafeye...
"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"
"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"
Neredeyse attım kendimi aşka. Ayaklarıma karasular indi dolaşmaktan, attım kendimi tenhaca bir kafeye...
Bush'un Rusya gezisinin ve 2. Dünya Savaşı Zaferi kutlamalarının beni yazmaya zorladıkları bir hikâye...
Güne, Hüseyin abinin kalın ve otoriter sesiyle uyandım...Zoraki kalktım.Yorganım bile, yorgunluktan ağırlaşmıştı nedense...hayır hayır ! kirlilikten diyelim, içine girilesi değildi.
Yurt dışına savrulmuş bir gazetecinin dramını anlatıyor. Geçmişe dönük özlemlerini. Ve her insanın kendi ülkesinde daha rahat olacağını, hele zoraki ayrılıkların insanı bir gül gibi solduracağını. Köyündeki deli dolu Dursun uzaktada olsa onun yaşamına rekn katar. Bir süre sonra onunda geldiğini duyar ve gider ziyaret eder. Artık Dursun
Şimdilerde prostatı dizini dövenlerin yellendi mi yüz binleri yerinden yurdundan ettiği yıllardı. Devletin başındakiler, şehir şehir dolaşıp köylüye ayran, hakime hukuk, kadınlara doğum ,
ressamlara resim yapmayı öğretiyorlardı.
hayatta bizi yıkabileceğini düşündüğümüz olaylar belki de en ufak acı taneleridir!
Bir pop şarkıcısının mutluluğun formülünü bulduğu gibi o da şöhretli bir yazar olmanın formülü bulmuştu: 4K, 1B.
içimde çoğalan rüzgarın nefesini ensemde hissediyorum.öyle çok severken onu odunsu zerrelerle mimliyor tüm acılarımı.
‘‘Onca şaşalı günlerin ardından yıllarca kapımızı aralayıp giren olmadı. Koltuklarımız yırtılmış, o saadet günlerinde sosyetenin kadeh tokuşturduğu salonumuzda fareler cirit atıyordu.''
Bir insan oldum en sonunda naif ve gerçekçi
Yarı uykuda bir kişiydim, hatırlayamayan geçmişi.
Otların üzerinde zıpladım, ezdim çiçekleri
Ağaçları tekmeledim, öldürdüm böcekleri.
Sonra kuşları avladım, kedilerden nefret ettim ve vurdum köpeklere, sanki bütün bunlar birer güç gösterisiymiş gibi
Bir varmış bir yokmuş… Develer tellal iken, pireler berber iken… Ani bir kararla evlenmiş bir çift varmış.
Cılız ışıklar ardından gelen yoğun ışıklar, aralarına girmiş karanlık bir boşluk. Deniz varsayıyorum boşluğu. Kapkara bir gece, kapkara bir deniz. Ben denizim, deniz benim, denizde bir tekneyim.
İsmi lazım değil bir ülkede olan bitenle ilgili küçük bir masal. Gerçek kişi ve kuruluşlarla ilgisi yoktur :)
İşte şimdi çok süper bir yazı oldu. Evet nerde kalmıştım. Efendim havalarda pek ısındı. Çocuklar çok terliyor eve de bir klima taktırsak mı ne
Gecenin ilerleyen saatlerinde huzursuz bir uykuya dalmışsa da, boğazını sıkan ilmek, aklını ağrıtan bir düşünce gri dumanlara sarmalanmış uykusundan etti yine onu. Önce mutfağa gitti, loş ışıkta bir bardağı her zamanki yerinden alıp yarım bardak su içti. Nicedir halkı içi hakkıyla doldurulamamış bir başarıya odaklayarak, hırs afyonuyla yaraladığını