Osman'ın Dünyası
12 eylül'ün çalkantılı günleri,Osman'ın gerçeklik duygusunun oluşması,kayıp bir kuşağın Osman'ın kişiliğinde yansıtılması
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
12 eylül'ün çalkantılı günleri,Osman'ın gerçeklik duygusunun oluşması,kayıp bir kuşağın Osman'ın kişiliğinde yansıtılması
Asgari ücretle geçinmeye çalışan bir işçinin hayatından kısa bir kesit.
YZKitabevimden Nizami Gencevi'nin Sırların Hazinesi kitabını almış merdivenlerden inerken, telefonuma bir SMS geldi. Numara Azerbaycan'a ait değildi. Önce önemsemedim. Dışarıya çıkınca Google'da + 19825467123659871 kodunun hangi ülkeye ait olduğunu bulmaya çalıştım. Korkunç derecede sarsıcı ve garip olan şey, kodun herhangi bir ülkeye veya herhangi bir telefon şirketine ait
Füruzan
Küçük bir oda; Sarı boyalı...
İki kişi,
Bir kadın bir adam...
Kapı çalınca Sahra’yı öylece bırakıp kapıyı açmaya gitti. Arda okuldan izin alıp gelmişti. Faruk şaşkınlığını gizleyemedi. “Senin ne işin var bu saate?” diye sordu. Çantasını yere atıp üzerinden atlayan çocuk “ Bugün annem hastaydı. Onu merak ettiğim için erken geldim.” dedi.
Dışarıda yani sokağın dışında bu kadar korkunç ne olabilirdi ki, hiç anlam verememiştim. Tamam biz fakirdik. Başka insanların bize Çingene dediklerini de işitmiştim büyük ağabeylerden...
Yakıcı güneş altında bir kır gezintisinin içtenlikli tasviri. Yazar, doğanın acımasız gerçekliğini ve günün ilerleyen saatlerinde değişen atmosferi ustalıkla resmediyor. Sararmış otlar, bayılmış papatyalar ve tozlu yapraklar arasında, güneşin her şeyi çıplak gerçekliğiyle sergilediği bir dünyada, akşamın gelişiyle birlikte hayat yeniden uyanıyor. Duyusal detaylarla zenginleştirilmiş, düşündürücü bir yaz
Sen bana birazcık bekle dersin,o cümleyi kullandığın anda anlarım göğsümdeki stepne yüreği,benden önce bir sevda uğramıştır limanına ve izlerini taşır iskelen.Sen o izleri silmeye çalışırsın bense sana yardım etmeye.Kabul etmezsin yardım teklifimi,sen etmedikçe uzar gider bekletilmişliğim.
Sokaklar karalıkla kucaklaşırken ben ona giderdim. “Benimle evlenecek misin? diye sormazdı. Akşama gelirken bunu şunu al da demezdi. O başka kızlara benzemezdi. Bazen geceleri birlikte sokaklara çıkardık. Ya istasyona iner çay içer, yada eski değirmenden bozma su kıyısındaki kahveye giderdik. Yaşlı kahveci yorgun adımlarıyla bize, sundurmanın altına çay
Elli bir yıl önce millet oyuna konulan ilk vesayet, Türk Siyasetinin dönemeç noktası ve Milletçe taziyemiz.
Analardır adam eden adamı
aydınlıklardır önümüzde gider.
Sizi de bir ana doğurmadı mı?
Nazım HİKMET
“Ne zamandır bu halde?” diyor esmer bir adam.
zaman kaderi örtüyordu.beklentilerin altından bir asit nehri geçiyordu
Ayfer Tunç