"Edebiyat, gerçeğe eklenen bir yalandır. — Carlos Fuentes"

Öykü

Aynadaki Tarih

Kadının gözlüğü burnunun ucuna kadar düşmüş, elinde tuttuğu tanıtım broşürü yana kaymıştı. Uykunun verdiği gevşeklikle aralanan ağzından salyası akıyordu. Esra uyuşan bacağını ileriye doğru uzatıp, ayağını sağa sola döndürmeye başladı. Bir türlü rahat edemiyordu. Dik durup, bir eliyle ön koltuğa tutunup da oturmayı denedi. Bu esnada otobüs sarsılarak

Bir Uzanabilseydim Tutacaktım Kanatlarından

Bir uzanabilseydim tutacaktım kanatlarından,yaslanıp bulutlara okşayacaktım güneşin o parlak yüzünü,yatıya kalacaktım gece yıldızların koynunda,el sallayacaktım geçen uçaklara,sığınacaktım ayın dördüncü evresine,kuşlarla selam gönderecektim sevdiklerime...

Saf Gerçek

Dün sabah gazetede okuduğum bir makale beni düşündürdü. Yazar devlet adamlarımızın resmi bir ziyaret için gittikleri ülke yetkililerinden aldıkları armağanların hazineye teslim edilmesi gerektiğini savunuyordu. Önce yazara kızdım,

Tren ve Çocuk

Evleri tren istasyonuna yakındı. Derslerini bitirdiğinde, hikaye kitaplarını okur ondan da canı sıkıldığında soluğu istasyonda alırdı. Trenlerin varış ve kalkış saatleri ezberindeydi. Trenlerin varış saatine beş dakika kala istasyona gelir, salonda oyalanırdı. Salondaki berber dükkanını pek severdi. Berberin müşterinin saçını kesmesini, usturayı masatlamasını, sabunu köpürtmesini ilgiyle izlerdi.

Dilenciler Köyü

Yaşlı dilenci inatla, ısrarla iddia ediyordu. Güya zamanında bu yerde tek bir dilenci bile yoktu. Öyle ise eğer eski dönemde küçücük bir köy olan bu koca şehrin bu ilçesinde tüm ahali nasıl dilenci olmuştu?.. İddiasına göre eski dönemin insanları yokluğa, sefalete rağmen onurlu insanlardı. Üstelik o onurlu insanlar

Musa' Yı Sevgi Öldürdü

Musa bu ne zaman ne yapacağını kestirmek zordur. Bazen neşe içinde, bazen Karadeniz de batan gemileri sahiplenir. Aynı dönem aynı okulun iki ayrı bölümünde iki toy taşra öğrencisi... Musa ve ben... Gözümüz açılmadan elimizde valiz Ankara yollarındayız. Kayıt sırasında tanıdım ilk kez onu. Tanışma o tanışma, uzun süren

Sessizlik Ama Haykırarak...

Yıllardır taşıdığı iflas, ihanet ve yalnızlık izleriyle yazlıkta geçmişiyle yüzleşen bir insanın içsel yolculuğu… Gün batımında kıyıya vuran her dalga, kapanmamış defterleri ve yarım kalmış hesapları geri getirirken, kahramanımız kaybetmenin bazen kurtuluş olduğunu keşfeder. Öfkenin yerini kabulleniş, sessizliğin içindeyse kendini affetmenin huzuru alır.

Başa Dön