"“İki kötülük arasında kalırsam, her zaman henüz denemediğimi seçerim.” — Mae West (17 Ağustos 1893 doğumlu)"

Öykü

Haksızlığa Sabretmek!

Görüşebildiğim insanların geneli biliyoruz fakat çaresiz kalıyoruz diyorlardı. Tabi ki bu gerekçeler de manasızdı, sabırla sineme çekildim ve çalışmaya devam ederek, sırlarıma havale ettim.

yazı resim

Kader Çemberinde Bir Nefes

Şehrin sessizliğinde tezinin son bölümünü yazmaya çalışan Kerem, klavyenin başında düşüncelere dalıyor. Nörobilim üzerine doktora yapan genç adam, "Bilinçli Karar Vermenin Zamansal Yanılsamaları" konusundaki bilgisi arttıkça, kendi kararlarını sorgulamaya başlıyor. Soğumuş kahve fincanının yanında, yazmanın ötesinde hayati bir kararla yüzleşirken, bilinç ve özgür irade hakkındaki düşünceleri derinleşiyor.

Düşlerin En Güzeli / Yağmur Islaklığında

Dalgaların çarptığı yüreğini toparlıyordu kadın o sonsuz kumsalda… Hüzzam şarkıların nağmesiyle, dilinden dökülen sevda sözleri bağrında yankılanıyordu mehtabın. Gri kayalıklardan kopan rüzgar, kollarını kadının ince beline doladı. Hazanın hüznünü taktı boynuna mercan bir kolye gibi, gözlerini okşadı bakışlarıyla. Gülümsedi arzular, lakin uzaktı ufuklar. Sararıp solsa da hazanı, gül

Bir İntihar ve Diriliş (Sembolik Öykü)...

Tükenen sayfaları pervasızca odanın dört yanına savurdu. Artık önemlerini yitirmişlerdi çünkü. Yazarken onlara saygı duyuyordu ama tükenmemeliydiler. Biten şeyleri sevmezdi. Etraf kırmızı harflerle işlenen sayfalarla doluydu. Soğuyan çayını bir dikişte içti. Ondan da nefret ediyordu. Tek yudumluk zevkten başka neydi ki zaten! Tek cümle arıyordu. Kendisinde durabileceği, soluklanabileceği

Yandım Selim ve Bıçkın Osman - 7

Fettan Efsun, bakışları Osman’a çivili, olduğu yerde dona kalmıştı. Afet Fatma yerinden hızlıca doğruldu, Efsun’a odayı gösterdi, siniye bırakılan keseyi cebine indirdi ve yardımcısına, emirleri yerine getirmesi için işaret etti. Yirmi senelik çengilik hayatında bunun gibi nice vak`alara rast gelmiş, nasıl halledeceği konusunda ustalaşmıştı.

Tanrının Topladığı Emanet

Bir pazar yeriydi sevda sokağı;farklı tezgahların olduğu,tek giriş ve tek çıkıştan ibaret.Girişte çiçekçi bir kız,çıkışta mendil satan bir erkek vardı.Herkes ömründe bir kez uğruyordu bu pazara.Kiminin elinde tomurcuklanırken,kiminin eline değmeden sokağın ortasında soluyordu çiçekler ve bir çiçeği yaşatabilme ihtimaliyle tekrar dönenler vardı o sokağın başına.Oysa bir çiçek soldu

Başa Dön