Süt ve Simit
Kollarını kaşıdı. Bakmayı unuttuğunu farketmiş gibi aniden döndü, kedilere baktı. Bir şeyler mırıldandı. Tekrar yanıma geldi.
-Simit vereyim, abi? Çok taze.
-İyi hadi ver bir tane.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Kollarını kaşıdı. Bakmayı unuttuğunu farketmiş gibi aniden döndü, kedilere baktı. Bir şeyler mırıldandı. Tekrar yanıma geldi.
-Simit vereyim, abi? Çok taze.
-İyi hadi ver bir tane.
Neden diye sordu genç adam. Yanit basitti.
\- Sarap alacagim…
Genç adam, yanindaki kendinden biraz daha büyük olan hala oglu ile bakistiktan sonra adama döndü ve…
-Veririm ama bir sartim var…
Nedir diye sordu adam…
ben kendi kazancım ile sünnet oldum erkek dört kardeş en büyükleri bendim 11 yaşında idim annem , çocukluk çağından çıktığım dönemlerde "çoçukları sünnet ettiremeyeceğiz " kaygılanırdı .
Oğuz Atay
Endonezya'da yaşanan doğal afetler zinciri fenomeni ve umutsuzca fenomeni açıklamaya çabalayışım.
Bugünün çocukları yarının büyükleri olacağına göre onlara anılarımızı öyküleştirmenin gereğine inanarak ...!!!
Çok özel olan bu yazım yaşamış olduğum zamanlarımdan
sadece olmuş biliriz olacağı değil
sevgiler gününü yalnız mı geçirdiniz. şunu bilin ki bu konuda yalnız değilsiniz.
bakın bu öyküde size.
yani yalnızlara,
Yol boyunca o’nu anlattı annesine. Eve geldiğinde çıkarmak istemedi üzerindekileri. Bir daha, bir daha baktı aynaya. Sanki şimdiden özlemişti öğretmenini. Utanarak sordu annesine “kıskanıyor musun anne”. Anne sadece gülmüştü bütün cevaplara denk.
…ak yüzlü ,ak elli teyzelerimiz onlarda gitti biten bir plak gibi kesildi sesleri,gülüşleri kesildi… gitti teyzelerimiz düşüp amcalarımızın ardına ,tutup çocukluğumuzu ellerinden…onlarda gitti…
“İşte her şey böyle başladı…” diyen yüzlerce hikaye okumuşsunuzdur. Bu onlardan biri olmayacak. Her şeyin nasıl başlamış olduğuyla ilgili bir ipucu bile bulamayacaksınız. Her şeyin sandığınız gibi bir başlangıç, bir gelişme ve bir sonuçtan oluşmadığına tanıklık edeceksiniz. İşte böyle bir hikaye başlıyor. Amma Hikaye! diyeceğiniz bir hikaye…
Mehmet Rauf